Yeni Osmanlı ve Yeni Çarlık

Rahim Er 18.09.2014 3019
B
olu'nun Göktepe Köyü'deki bir kabir taşında şu cümle yazmaktadır: Moskof keferesinden intikam alamadan fedayı cân eden alemdar Ali Ağa'nın ruhuna fatiha.  Bu malumat, Necip Fazıl merhumun "Moskof" adındaki eserinde mevcuttur. Ali Ağa ceddimiz, ne çekmiş, ne yaşamış ki intikam duygusunu  "seng-i mezar"ına dahi nakşettirip müstakbel nesillere miras bırakmış?

Ondan önceki nesiller, Ondan sonraki nesiller, daha sonraki nesiller, hep bu düşmanlığa sahipti...

Şu vak'a bile sebep olarak yetmez mi?: Ruslar, Kırım'ın kuzeyindeki Azak Kalesini basarlar. Ahali kılıçtan geçirilir. Kadın-kız perişan olur. I. Abdülhamid Han'a üzüntüden nüzûl iner/felç geçirir ve vefat eder.

O öfkelerden beslenen son nesil bizler olduk. 1970'lerde sosyalizm, ülkenin bir kısım çocuklarını aidiyetlerinden koparmıştı. Kopanlar, Marx, Lenin derken Rus dostu kesilmişlerdi. Türkiye'deki sağ-sol kavgaları diğer memleketlerdeki sağ-sol kavgalarından farklıydı. Oralarda ideolojilerin ihtilafı yaşanırdı. Bizde aynı zamanda Rus taraftarı olmakla olmamak da çarpışmaktaydı. Hiçbir dünya şehrinin meydanında bizdeki gibi "komünistler Moskova'ya" diye bağırılmamıştır!

Bu havada büyüyen biz nesiller, bir gün gelip Rusya ile dost olabileceğimizi düşünemezdik. Rusya ile Devlet-i ali Osman'ın yaptığı harpler, alt alta toplanınca 25 yıl tutmaktadır. Azak Kalesi, Sarıkamış, Kars, felaketler felaketi 1293/1876 Harbi ve benzerleriyle çeyrek asırlık vuruşmalar düşmanlıkların sebebidir. 

Bunlara bir de II. Dünya Harbinden sonra Soğuk Savaş döneminde kapitalist dünyanın propaganda ve körüklemelerini eklemek lazım. İstihbarat servisleri NATO için, Batılı devletler için gençlerimizi feda ettiler.

Böylesine bir tumturaklı psikolojideyken 1980'lerin sonunda SSCB'nin yıkılmasıyla apayrı bir dünyaya girdik. Kapılar açıldı. Önce Ruslar, bavul ticareti için İstanbul'a gelmeye başladılar. Sonra Türkler, Moskova'ya gitmeye başladı..

İki adam, iki ayrı ülkede iki farklı başarıya imza atarak ezberleri bozuyordu: Özal, Türkiye’yi Kemalist hapishaneden kurtarıp dünyaya açtı. Gorbaçov, Leninist Rusya’yı kendi ana omurgasına çekti.

Açılan kapıdan çıkan muhafazakâr müteşebbislerimiz, solculardan önce Moskovaları buldular, oraları imar ettiler. Zamanla iki devlet arasındaki ticaret çeşitlendi. "Ayıdan post, Moskoftan dost olmaz!" deyimi pörsüdü, düşmanlıkların yerini dostluklar aldı. İtimat öylesine pekişti ki koalisyon iktidarları, kışlarımızı Rus tabii gazına raptetti. Bu arada yığınla evlilik gerçekleşti.

Bunlar olurken Rusya'da da Türkiye'de de farklı çapta devlet adamları gelip gitti. Sonunda Rusya Putin, Türkiye de Erdoğan diye lider çıkarma talihini yakaladılar. İkisinin de dünden hız alarak yarına dair projeleri var. Biz OMT/Osmanlı Milletler Topluluğu derken Rusya da BDD/Bağımsız Devletler Topluluğu dedi. İkisinin de Orta Asya Müslüman Milletleri üzerinde tasavvurları bulunmakta.

Bugün her iki devlet de stratejilerini çizerken aslında ve esasında "Yeni Osmanlı" ve "Yeni Çarlık" demekteler. Yeni Çarlık, Kırım'ı yuttu. Ukrayna'nın üçte ikisini götürmekte. Gazı, Avrupa'ya karşı silah doğrultmuş vaziyette. Kafkaslar zaten sindirildi. Belki bugün değilse de hemen yarın kritik eşikte olacağız.

Şu meseleyi sorgulamak gerekir: Mevcut dostluk devam edecek mi, yoksa tarih tekerrür ederek yarın yine mezar taşlarına intikam cümleleri mi yazılacak?

"Dış politikada ebedi dostluk ve ebedi düşmanlık yoktur" karinesini yukarıda yazdıklarımız da isbat etmekte. Biz dostluğumuza vefalıyız. Ve fakat akıllı da olmak şart. Katar'la gaz anlaşması bundan. ABD ve diğerleriyle menfaat ortaklıklarımız inkâr edilemez. Ama şu da değişmez bir gerçek ki Yeni Çarlık'la komşuyuz. Bu bölgede dövüşmeden, paylaşarak yaşamaya mecburuz.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı