B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Ali Reis, Kâtib Çelebi ve Evliya Çelebi gelir. Bu milletin sinesinden çıkardığı bu yüksek değerler, yalnız Doğu âlemine değil, Batı âlemine de büyük hizmetler etmişlerdir. Dünya coğrafyasında bu kıymetlerle övünebiliriz. Gerçekten, Pîrî Reis’in “Kitâb-ı Bahriye”si, Seydî Ali Reis’in “Kitâb-ül Muhit”i, Avrupalıların Hacı Kalfa diye andıkları Kâtib Çelebi’nin “Cihan-nümâ”sı ile “Keşf-üz-zünûn”u, Evliya Çelebi’nin meşhur “Seyahatname”si, Batı dillerine çevrilmiş ve Avrupa coğrafyacılarına kaynak olmuştur.
Kitâb-ı Bahriye ve Kitâb-ül Muhit, zamanlarının eşsiz birer deniz kılavuzu idiler. Ünlü Fransız kartoğrafı d’Anville, 1748-1760 yıllarında Batı Asya haritalarını çizerken, Osmanlı İmparatorluğu’na ait kısımlarda, Kâtib Çelebi’nin Cihan-nümâ’sını esas olarak almıştır. Keşf-üz-zünûn, bugün dahi bütün dünya müsteşriklerine kaynak vazifesini görmektedir.
Doğulu, Batılı her âlim, Şark yazarları hakkında bir fikir edinebilmek için, Keşf-üz-zünûn’a başvurmak zorundadır. Alman coğrafyacı ve oryantalistlerinden Prof. F. Taeschner, Evliya Çelebi için “Şark’ın Büyük Coğrafyacısı” der. Avrupa yazarları, haklı olarak Evliya Çelebi Seyahatname’sine büyük önem verirler.
Türk bilginlerinin yazdıkları Coğrafya eserlerinin, bu ilmin tarihî ilerleme ve gelişmesindeki payı inkâr edilemez. Gerçekten, Osmanlı Türklerinin mekân bilgisi konusunda kaleme aldıkları eserler, XIV. asırdan Tanzimat’a, yani XIX. asra kadar Ortaçağ İslâm ve Doğu coğrafyasıyla modern coğrafya arasındaki boşluğu doldurmuşlardır.