Yabancı Seyyahların Gözünden Türkler'de Temizlik

Prof. Dr. Suat Ungan 28.06.2020 1694
İ
resim
lk dönemlerde Osmanlıya gelen seyyahlar, İstanbul’un fethini hazmedemedikleri için Türklere karşı peşin hükümlü davranmalarına, onları küçük düşürmek gibi bir amaçlarının olmasına rağmen ecdadımızın temizliğe vermiş olduğu ehemmiyet inkâr edemeyecek duruma gelmişlerdir. 

Yabancı seyyahlar ecdatlarımızın hayat tarzını, ev düzenini, içtimai hayatını özellikle hamamlara vermiş olduğu ehemmiyeti gözlemleyerek Türklerin temizliğe çok büyük önem verdiklerini dile getirmişlerdir.

Türklerin hayatlarında çeşme ve hamamların büyük bir ehemmiyeti vardır. Zengin kişiler hususi hamamlı ev yaptırırken halk da belirli sıklıklarla umuma açık hamamlara gitmekteydi. Osmanlı zamanında çoğu hamamlar yirmi dört saat açık bulunurdu. İnsanlar hamamlara günün her saatinde gitme ve istediği kadar kalma şansına sahipti. 

Türklerin temizliğe verdiği ehemmiyet yabancıların ilgisini çekmiş, Ricaut, Türklerin son derece temiz insanlar olduğunu, yıkanmayı sevap olarak gördüğünü, Hıristiyanlara “taharetsiz” diye iyi gözle bakmadıklarını, Türklerin yemekten önce ve sonra ellerini yıkadıklarını ve “Allah yemeği, biz ellerimizi daha sık yıkayalım diye yarattı” diye düşündüklerini ifade etmiştir.

Hamam ilk zamanlarda eski Mısır, Hint, Antik Yunanlılarda görülmüş olmasına rağmen onu en verimli şekilde kullanan, temizliği bir eğlenceye dönüştüren Türkler olmuştur. Eski Osmanlı toplumunda insanlar yorgunluğu atmanın en güzel yerinin hamam olduğuna inanır, gruplar hâlinde hamama giderek bunu bir eğlenceye dönüştürürlerdi. Kadınlar hamama gitmeden önce bütün hazırlıklarını yapar, kına, ipek havlular, peştamallar hatta varlıklı kişiler gümüşten yapılmış hamam taslarını, nalınlarını yanlarına alırlardı.
 
Hamam Sefaları 
 
Özellikle Anadolu’da nişanlı kızlar için erkek tarafı özel hazırlanmış hamam takımı alırdı ki bu takımlar maliyet bakımından ağır bir yekûn tutmaktaydı. Kahvelerin erkeklerin hayat ve düşünce tarzına etkisine benzer bir tesiri hamamlar kadınlara yapmakta, onların düşünce dünyalarının, hayata bakış açılarının en önemli noktasını oluşturmaktaydı. Yine kötü yola düşmüş kadınların tövbe edip bu hayatı terk ettiklerinde hamama gidip yıkanmaları, insanımızın maddî ve manevî temizliği bir arada yürüttüğünün işareti olmaktadır.

Türklerin hamamı tesirli bir tedavi yöntemi olarak tatbik ettiğini dile getiren Howard, “Türk Sularında Seyahat”  adlı eserinde “Bizler derimizi okşamakla kendimizi temizlediğimizi sanıyoruz. Türkler ise gerçek temizlik numunesi kişilerdir. Sıcak odalarda ve çok nefis bir keselenmeden sonra kahve, limonata ve çubuk getirmeleri çok güzel bir şey” diyerek Türklerin hamamı nasıl bir safa şekline çevirdiklerini dile getirir.
 
Türklerin Hamam Kültürü Kadim
 
Türkler Anadolu’yu fethetmeden önce de hamam kültürüne sahiptiler. Bugün Anadolu’nun birçok bölgesinde bulunan ılıca isimli yerleşim yerleri “ılı(k)ça”, ılık suyun aktığı yer manasında kullanılmış, yine aynı şekilde şifa bulunduğuna inanılan kaplıcalar da “kap(a)lıca” dört tarafı çevrili, üstü açık yer manasında kullanmıştır. Halkımız yerden çıkan sıcak bir su bulduğu zaman onun etrafını derme çatma şekilde (kapalıca) çevreleyerek yaz kış buralarda yıkanıp temizliği eğlenceye dönüştürmüştür.

Grelot ise “İstanbul Seyahatnamesi” adlı eserinde, Türklerin sık sık yıkanmalarının, kafalarının devamlı ıslak kalmasına ve hastalanmalarına sebep olduğunu, bunu her zaman yapmalarını dinin emirlerine sıkıca bağlı olmalarından kaynaklandığını iddia etmiştir.

Gezgin Burnaby, “At Sırtında Anadolu”, adlı eserinde Türk-Ermeni ilişkilerini anlatırken Türklerin temizliği hakkında şu konuyu dile getirmektedir: 

“Sivrihisar’da çok büyük yangın çıktığı sırada buradaki Hristiyan nüfus 30 milyon kuruşluk bir zarara uğramış, Türkler zor durumda kalan Ermenileri evlerine almakta isteksiz davranmış, aldıklarında da konukları gittikten sonra gâvurların vücutlarıyla kirlendiklerini söyleyerek kullanılmış döşekleri pencereden dışarı atmışlardı. Bu olay bana Türklerin fanatikliğine kanıt olarak aktarıldı. Ancak daha sonra Ermenistan’da dolaşırken Türklerin, her şeyden önce evlerine kabul etmemekle, ikinci olarak da onları evlerinde ağırlayacak kadar iyi yüreklilik gösterdikten sonra döşekleri imha etmekle çok akıllıca davrandıklarını anladım. Ermeniler vücut temizliğine hiç önem vermiyorlar, son derece pisler. Evleri, giysileri hep haşerat kaynıyor. Türker ise aksine çok daha temizler.”

Dr. Gürsoy Şahin’in İngiliz Seyahatnamelerinde Osmanlı Toplumu ve Türk İmajı” adlı eserinde anlatılan bu olayda Türklerin temizliğe vermiş olduğu önemin yabancıların dikkatini ne kadar çok çektiğini göstermektedir.
 



İlgili Makaleler

Kültürümüz
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
I 908 senesinde İttihat ve Terakki Fırkası, Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirerek Osmanlı Devleti’nin idaresini tamamen ele geçirdi. 1914’te de Osmanlı Devleti’ni Birinci Cihan Savaşı’na sokarak,…
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
Kültürümüz
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
B irinci Cihan savaşında Ruslara esir düşen Fahrettin Erdoğan hatıralarında şunları kaydediyor: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi ''İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından alınışı sırasında…
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
Kültürümüz
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
C ezayir Beylerbeyi Barbaros Hayrettin Paşa, Aydın Reis’i K anuni Sultan Süleyman’a ziyaret için İstanbul'a gönderdi. Hayrettin Paşa Hatıralarında, Aydın Reis’in İstanbul’a gidiş, gelişi ve padişahı…
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
Kültürümüz
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
E Nizâmiye Medresesi vvelce hususî, münferit ve mahallî olarak yapılan dar muhtevalı din öğretimi, Sultan Alp Arslan’ın emri üzerine, Bağdad’da meşhur “ Ni z â miye ” medresesinin tesisi ile (1066)…
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor