Vanî Mehmed Efendi ve Türkler

Prof.Dr. Zekeriya Kitapçı 05.07.2013 5749
“Vânî Mehmed Efendî Peygamber Efendimizin soyundan olup seyyiddir. Van’da doğdu. Bundan dolayı Vânî  ismi ile anılır. 1685 tarihinde Bursa’nın Kestel ilçesinde vefat etti. Kabri kendi yaptırdığı caminin girişindedir Kuran-ı Kerim tefsiri ve  birçok kıymetli eser yazdı. ”

H
azreti Peygamber aleyhisselamın Türkler hakkındaki hadislerini, ebediyetlere doğru akıp giden bir zaman nehri içinde değerlendirmek için çıktığımız bu uzun ve meşakatli yolda karşımıza, faziletli bir Türk âlimi daha çıkmaktadır. O da; büyük Türk müfessiri Vâni Mehmed Efendidir.

Vâni Mehmed Efendi; Kaşgarlı Mahmûd ile başlayan, Türk’ün İslâmi şahsiyetine sahip çıkma geleneğinin, kendi devrindeki en büyük temsilcisi olmuştur. 

Bu hususlardaki kıymetli fikirleri, her ne kadar kendi devrinde ve Osmanlı klasik medrese âlimleri arasında pek fazla bir ilgi görmemişse de, bugün, İslâmî Türk milliyetçiliği’nin nerede ise yeniden bir bayrak haline geldiği bir devirde, bu büyük davayı kucaklamak isteyenlere o, yeni bir ilham kaynağı olmaktadır.

Onun bu konulardaki fikirlerinin ana kaynağını, bugün henüz yazma nüshalar halinde Bâyezid Devlet kütüphanesi’nde bulunan meşhur “Arâisü’l Kur’an” adındaki değerli Tefsir kitabı teşkil etmektedir. Büyük Türk âlimi; bu kitabında, Kur’an-ı Kerim’in bir kısım âyetlerini tefsir etmede, alışılagelmişliğin ötesinde ve kendisinden önce gelen birçok müfessirlerden farklı olarak bazı ayet-i kerimeleri târihî geleneklerimize göre çok daha ilginç bir şekilde yorumlamaktadır.

Vâni Mehmed Efendi’nin bu sahada gösterdiği en büyük başarı, Kur’an-ı Kerim’de “Zülkarneyn” olarak zikredilen cihangir, Orta asya Fâtihi’nin şahsiyetini tesbit ile ilgili görüşleridir. Vâni Mehmed Efendi, Kur’an-ı Kerim’de “Zülkarneyn” olarak ismi geçen zâtın Türklerin ulu atası “Oğuz Han” olduğunu söylemiştir. Nitekim bu konuda aynen şöyle demektedir:

“Türkler; Kur’an’da bahsi geçen Zülkarneyn’den maksat Oğuz Han olduğunu söylerler ki, bu hususta tereddüdü mucip olacak hiçbir nokta yoktur.” 

Onun bu görüşlerini güçlendiren bir diğer rivayet daha vardır. O da Rüstem Paşa’nın “Tevârih-i Al-i Osman” adındaki meşhur yazma kitabında kaydedilen görüşleridir. Burada da aynen şu rivayetler yer almaktadır:

“Biz Zülkarneyen’e dedik ki, deyu zikretdügi meğer bu Oğuz Han’dır dirlerdi.”

Vâni Mehmed Efendi, Osmanlı Türkleri’nin İslâm’a hizmetlerin anlatırken de: 

“… Biz, uzun zamandan beri karada ve denizde, şarkta ve garbta Rumlar ve Frenkler’le mücâhedede bulunan gazilerin, bütün Bizans ülkelerini zaptedip oralarda yerleşmiş olan Türkler olduğuna inanıyoruz. Bu suretle Rum, Ermeni ve Gürcü ülkeleriyle Frenk memleketlerinin bazıları ve Rus diyarının bir kısmı Türk memleketi haline gelmiş, Türk dili oralarda teammüm (umumileşmiş)  ve intişar etmiş. Türkler tarafından bu memleketlerde İslâm ahkâmı tatbik ve icra edilmiş ve Türkler’in yümnü bereketi sayesinde Hıristiyan cemaatlerin ekserisi İslâm Dini’ni kabul ederek evvelce Rum, Frenk ve Rus oldukları halde bilâhare Türkleşmiş, İslâmlaşmışlardır. Çünkü Allah’ın fazlu inayeti büyüktür.” demektedir. 

 Vânî Mehmed Efendi, Hazreti Peygamber aleyhisselamın Türkler hakkındaki hadislerine de büyük bir iman gürlüğü ile sahip çıkmakta ve bizim birçok vesilelerle zikrettiğimiz meşhur: “Türkler size ilişmedikçe siz de onlara ilişmeyiniz!” hadisini bütün bu görüşlerine çok esaslı bir delil olarak zikretmektedir.

Kaynak:  Tarih ve Medeniyet

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı