Vahşi Batı

K. Abdullah Bediroğlu 05.04.2020 2404
G
resim
ünümüzde Batı dünyasındaki teknolojik gelişmişlik ve ekonomik refahı görerek, Batı hayranı olan bazı gençlerimizin, sanat, kültür ve sosyal hayatta onları model aldığını, kendilerini onlara benzetmeye hatta onlar gibi yaşamaya çalıştığını üzülerek görüyoruz. Medenî olmak, her şeyden önce “insan olmak”, tüm canlılara merhamet ve müsamaha ile davranmaktır. Teknolojide gelişip, güzel ahlak sahibi olan milletlere medeni denir. Teknolojide ilerlemiş ancak güzel ahlaktan mahrum olan milletler ise zalim, aşağı ve hatta bazen hayvandan da aşağı olurlar.

Hristiyan Avrupa, tarih boyunca fırsat bulduğunda sadece Müslümanlara karşı değil, “kâfir” olarak gördükleri herkese karşı soykırım, katliam, zulüm ve vahşi bir kültürel asimilasyon uygulamıştır. Bunları içinden geçtiğimiz zor günlerde de hatırlamakta fayda var. Aşağıda sadece I. Haçlı Seferleri sırasında yaşananları, Hristiyan tarihçilerin ifadeleriyle aktarıp yorumu okuyucularımıza bırakacağız...
 
Türk Şehitlerinin Etlerini Yiyen Haçlılar
Vahşî hayvan sürülerinden farksız olan haçlı gürûhu 1096 yılında Anadolu topraklarına saldırdıklarında, İznik civarında yakaladıkları Müslüman çocukları parçalamışlar, etlerini şişlere geçirip ateşte kızartmışlar ve henüz pişmeden çiğ çiğ yutmuşlardı. Fransız Akademisi üyelerinden tarihçi ve kütüphaneci Frantz Funck Brentano’nun (ö.1947) “Les Croisades” isimli kitabında “Haçlı güruhu başlarındaki komutanlarından ayrıldıktan sonra hiçbir engel tanımıyorlar, (Müslüman) çocuklarını pişirmek için parçalara ayırıp şişlere geçirip kızarttıktan sonra dindarlara yediriyorlardı. Yetişkinlere ise korkunç işkenceler yapıyorlardı. İznik halkını şehirden atıyorlar, büyük bir ganimet ve hayvan sürüsüyle kamplarına dönüyorlardı” diye yazmaktadır. (Funck Brentano, “Les Croisades”, Paris 1934, s. 24.) 

Brentano eserinde Fransızların millî destan olarak kabul ettikleri “Chanson d’Antioche”den de şu tüyler ürpertici satırları nakleder: “Haçlılar Müslüman cesetlerinin derilerini yüzüp, bağırsaklarını çıkardıktan sonra, etlerini pişirip yiyorlardı.”

19. yüzyıl Fransız tarihçilerinden Michaud ise 5 ciltlik şümullü “Haçlı Seferleri” eserinin birinci cildinde mezalimi anlatmak için “Kalemimin yazmaya çekindiği bu tabloyu tasvir etmesini (Haçlı tarihçi) Guillaume de Tyr'e bırakıyorum” ifadesini kullanmıştır. Michauld, bu seferlere katılarak yaşananları günlükler hâlinde kaydetmiş olan Guillaume de Tyr’den şöyle nakletmiştir: “(Haçlı ordularının komutanı) Bohemond, yanlarında bulunan esir Türklerden birkaç tanesinin kendisine getirilmesini emretti. Önce yüksek rütbeli subaylar tarafından, yetişkin esirlerin kafaları kesildi; ardından büyük bir ateş yakılarak, parçalar hâline getirilmiş bu cesetler, büyük kazanlarda kaynatıldı. Bundan sonra da, ele geçirilecek Türklere aynı muamelenin yapılmasını emretti. Bohemond’un hizmetçileri kendilerine verilen emri aksatmadan yerine getirdiler.” (M. Michaud, Histoire des Croisades, Premiere Tome,1825. s.2)

Antakya'nın Haçlılar'ın eline geçmesinin ardından, Hristiyanların "dinsiz" olarak gördükleri Müslümanlara olan kin ve düşmanlıklarını gösteren bir diğer hadise de şehitlerin cesetlerine yaptıkları insanlık dışı olaylardı: “Hristiyanlar, (Müslümanlara ait) mezarlardan cesetleri sürüyerek çıkardılar, üzerlerindeki elbise ve takıları yağmaladılar. Ardından (ölülerin) başlarını keserek gövdelerinden ayırdılar. Bunlardan 1,500'ünün (kafasını) mızraklara geçirerek, gözyaşları döken Türker’e karşı sergilediler..." (Charles Mills, The History of The Crusades, Volume I, 1821,. s.185)

Kudüs Katliamı
Haçlıların, Kudüs’e girmesinden sonra sivillere yönelik giriştiği katliam ise yürek parçalayıcı olmuştur. Michaud diyor ki: “1099 senesinde haçlılar Kudüs’e girmeye muvaffak oldular. Şehre girince, Müslüman ve Yahudi 70 bin kişiyi öldürdüler. Camilere sığınan Müslüman kadınları ve çocukları bile hiç acımadan öldürdüler. Sokaklarda sel gibi kan aktı. Ölüler yüzünden yollar tıkandı... Her yerde yatan cesetlere ve kanla örtülen insan uzuvlarına bakmak korkunçtu. Ve sadece parçalanmış cesetler ve kesilmiş kafalar kötü bir manzara teşkil etmiyor, baştan ayağa kana bulanmış galiplerin (Haçlıların) görüntüsü de ürpertiyordu.” (Historia Rerum in Partibus Transmarinis Gestarum. s.391 / A History of Deeds Done Beyond the Sea, Volume 1, s.372) 

Raymond de Agiles ise, savunmasız kadın ve çocukların sığındıkları Süleyman Mabedi’ne girdiklerinde yaptıkları katliamda ise bu kanın, Haçlıların dizlerine kadar çıktığını yazmaktadır: “Haçlıların merhamet ettikleri Müslümanlar boyunları vurulup hemen öldürülenler ve oklarla hedef alınıp surlardan düşenlerdi. Daha az şanslı olanlar işkenceye uğrayıp ateşte cayır cayır yakılmışlardı...”

Yukarıda yazılanlar, Avrupa’nın kendi dininden olmayanlara nasıl muamele ettiğinin küçük bir örneğidir. 100 milyon Amerikan yerlisinin vahşice imhası, on milyonlarca Afrikalının Transatlantik köle ticaretinde hayatını kaybetmesi, Afrika sömürge ülkelerinde yapılan katliamlar, Batılı ülkelerin nasıl bir dinî ve millî geçmişe sahip olduğunu gösteren çok açık ve inkâr edilemez yüzlerce misalden sadece birkaçıdır...




İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı