Türk'ü Doğru Tanımak!

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil 11.08.2021 1797
resim
Ş
urası muhakkak ki, Türk milleti İslamiyet öncesinde de büyük imparatorluklar kurmuştu. Oğuzlar, Hunlar, Göktürkler, Avarlar, Hazarlar, Kırgızlar, Türgişler, Karluklar bunlardandır. Bugün ilk büyük Türk devletinin Asya Hun Devleti olduğu kabul ediliyorsa da Türklerin bundan önce de büyük hâkimiyetlerinin olduğu reddedilemez bir gerçektir. 

Ancak burada konumuz Türk devletleri değil. Nedense İslam öncesi Türk devletleri denildiğinde gençlerimizin aklında derhal şaman inancı gibi İslam dışı düşünceler belirmektedir. Son dönemlerde gençlerimiz arasında bu furyanın büyümekte olduğunu üzülerek müşahede etmekteyim. Bu elbette uzunca bir süredir devam ettirilen şuurlu bir siyasetin ürünü idi. Hâlbuki gerçek hiç de öyle sanıldığı gibi değildi.

Türklerin ilk atasının Nuh Aleyhisselamın evladı Yafes'ten geldiğini bilmeyenimiz neredeyse yoktur. Yafes isminin Patah veya Yafahtan geldiği sanılmaktadır. Patah yayılmak, Yafah ise güzel olmak anlamlarına gelmektedir. Nuh Aleyhisselamın oğlu Yafes için dua ederken: “Allah Yafes'e genişlik versin, zürriyeti yeryüzüne yayılsın ve Sarnin çadırlarında otursun” diye dua ettiği rivayet edilmektedir.

Nuh Aleyhisselamın bu duası tam Türk soyunu bulacaktı. Çünkü tarih, tefsir ve kısas-ı enbiya eserlerinde Yafes'in Türklerin atası olduğu özellikle vurgulanmaktadır. Ebü'l-Gazi Bahadır Han Şecere-i Terakime'de Yafes'in sekiz oğlu olduğunu belirterek ölmeden önce oğlu Türk'ü yerine oturttuğunu ve diğerlerine: “Türkü kendinize padişah bilin, onun sözünden çıkmayın” dediğini ifade eder.

Nuh Aleyhisselamın torunu olan Türk ve soyu bu tarihten sonra teşkil ettiği devletlerle tarihte çok önemli bir mevki kazanacaktır. Nitekim onlarla ilgili bilgi veren kaynaklarda Oğuz'un Zülkarneyn Aleyhisselam olduğu rivayeti çok güçlüdür. Yine Oğuz'dan sonra idareye geçen nice beylerin çeşitli peygamberlere bağlı olduğu vurgulanmıştır. Bozdoğan Bey'in Davut Aleyhisselama, Korkulu Beyin ise Süleyman Aleyhisselama tabi olduğu kaynaklarda yazılıdır.

Bütün bunlara rağmen eski Türkler derken neden günümüzde Türk evlatlarının aklına İslam dışı din dışı bir zihniyete mensupmuş algısı yerleştirilmiştir? İyi düşünmek ve tahlil etmek gerekmektedir. Şunu da çok iyi biliyoruz ki Türklerin İslam dairesine girdiği sırada inanç ve yaşantıları İslamiyet'e çok yakındı. Bu durum onların evvelce sahip oldukları doğru inanç ve itikattan ve beğenilen huylardan kopmadıklarını gösteriyordu.

Bu sebeple de Hıristiyan, Yahudi ve Zerdüşt misyonerlerinin yoğun faaliyetlerine maruz kaldıktan bir dönemde kolaylıkla İslamiyet'i seçtiler. Bu öyle normal bir benimseme değildi. Zira böyle bir benimseme ve geçiş ikinci bir millette gerçekleşmedi ve tarih yazmadı! Türk milleti bu geçişle birlikte mutlak olarak kendilerini Cenab-ı Hakkın seçtiği ve İslam'ı dünyaya duyurmak üzere büyük bir vazifeyi üzerlerine almış olduğu şuurundaydılar.

Nitekim ilk İslami destanları bunu açıkça gösteriyordu. Satuk Buğra Han destanında bu büyük Türk hakanının ruhunun, Miraç'ta Peygamber efendimizle görüştürülmesi hadisesi çok anlamlıdır. Miraç'ta şanlı Peygamber efendimizin duasına mazhar olan Satuk Buğra Han Türk milletine büyük ülkü ve ideali de aşılamıştır.

Bu ülkü: “İ'lâ-yı kelimetullah davasının müdafii ve savunucusu olmaktı.

Sultan Alparslan, “Biz halis Müslümanlarız. Bid'at nedir bilmeyiz. Onun için Cenab-ı Hakk biz Türkleri aziz kıldı” derken bu ülkünün sevdalısıydı.

Sultan Melikşah bir seferinde Akdeniz'e ulaştığında: “Yarabbi şu uçsuz bucaksız deniz önüme çıkmasa idi adını gidebileceğim yere kadar götürürdüm” diyerek acziyetini beyan ederken bu ülkünün cihangiri idi.

Yahya Kemal, Yavuz Sultan Selim Han'ın vefatı için:

Sultan Selim-i Evveli ram etmeyip ecel
Fethetmeliydi alemi şan-ı Muhammedi

diye hayıflanırken bu cihangir padişahın hedef ve idealine mükemmel bir surette ışık tutmaktaydı. Dolayısıyla Türk milleti Satuk Buğra Han'dan itibaren Orta Asya, Hindistan, Afganistan, Mısır, Suriye, Anadolu, Afrika ve Avrupa'da kurmuş olduğu devletlerle Cenab-ı Hakkın yüce ismini her tarafa duyurmuştu.

Gazneli Mahmud, Tuğrul Bey, Muhammed Alparslan, Melikşah, Baybars, Babur, Evrengzib, Emir Timur ve Osman Gazi'den II. Abdülhamid Han'a kadar Osmanlı sultanları hep bu ideal ve aşkla çalışmışlardır.

Bunlar hiçbir zaman birbirlerini yüceltmediler. İslam’ı yücelttiler. İslam ahlakını tavsiye ettiler. Hepsi o ulvi yolun aciz bir ferdi gibi gayret gösterdiler. Osmanlıların Avrupa'daki 350 yıllık haşmetli yürüyüşü düşmanın endişelerini zirve yaptırmıştı.

Viyana'dan sonra geçen ve 150 yıl ölümüne süren savaş onları yok etmenin imkânsızlığını göstermişti. Muhtemelen bu devrede Türk milletini asli yapısından uzaklaştıracak ince işçilik için belki bir asır boyunca çalıştılar. Sonunda yeni ve uyutucu bir usul buldular. Kurtarıcı rol modellerle dizayn etmek!


İlgili Makaleler

Kültürümüz
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
I 908 senesinde İttihat ve Terakki Fırkası, Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirerek Osmanlı Devleti’nin idaresini tamamen ele geçirdi. 1914’te de Osmanlı Devleti’ni Birinci Cihan Savaşı’na sokarak,…
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
Kültürümüz
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
B irinci Cihan savaşında Ruslara esir düşen Fahrettin Erdoğan hatıralarında şunları kaydediyor: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi ''İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından alınışı sırasında…
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
Kültürümüz
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
C ezayir Beylerbeyi Barbaros Hayrettin Paşa, Aydın Reis’i K anuni Sultan Süleyman’a ziyaret için İstanbul'a gönderdi. Hayrettin Paşa Hatıralarında, Aydın Reis’in İstanbul’a gidiş, gelişi ve padişahı…
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
Kültürümüz
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
E Nizâmiye Medresesi vvelce hususî, münferit ve mahallî olarak yapılan dar muhtevalı din öğretimi, Sultan Alp Arslan’ın emri üzerine, Bağdad’da meşhur “ Ni z â miye ” medresesinin tesisi ile (1066)…
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor