Türklük ve İslamiyet

S. Ahmet Arvasi 19.11.2013 3072

T
ürk, dünyanın ve tarihin en eski kavimlerden biridir. Çeşitli tarihi belgelerden öğreniyoruz ki, bu kavim, aynı zamanda tarihin kaydettiği en medeni ve dinamik “içtimai ırklardan” biridir. Öte yandan, bu kavmin dikkati çeken bir yönden de kavimler gibi “ putperest” olmayışıdır. Yani Türklerin yontulmuş ve müşahhas tanrıları yoktur.

Türkler, bütün tarihleri boyunca, hep “ doğrusu” olan dini aramışlar. Musevilik, İsevilik başta olmak üzere çeşitli dinlere girip çıkmışlardır. Türlerin eski dinleri olan “ Gök-Tanrı” dininde de “ Tanrı tek”tir ve asla müşahhas bir varlık değildir, fezaları ve semaları istila eden yüce bir varlıktır. Kaldı ki, bu dinde, Cennet (Uçmak), Cehennem (Tamu), İblis (Yalbız), Melek (Erçin), Ahiret (Öte dünya), Peygamber (Yalvaç)… inançları.

Öyle anlaşılıyor ki, Şanlı Peygamberimiz’den önce, buradan da birçok peygamberler gelip geçmişlerdir. Nitekim, yüce dinimizden öğrendiğimize göre, bütün zaman ve mekânlara peygamberler gönderilmiştir. Böyle olunca, hiç şüphesiz, Orta-Asya’dan da kim bilir kaç peygamber gelip geçti? Çünkü, Cenab-ı Hak, bir peygamber göndermedikçe, hiçbir kimseye ve kavme azap etmeyeceğini bildirmektedir. Bu hususta, yüce ve mukaddes kitabımız Kuran-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır:

“ Biz, bir peygamber gönderinceye kadar azab ediciler değiliz” (El-İsrâ/15)

Bu açıklamalardan sonra, şu noktaya gelmek istiyoruz: Şanlı peygamberimiz’in tebliğleri ile şereflenmeden önce, bütün Türkler, kâfir değildi. Kimi Musevi, kimi İsevi, kimi de yukarıda belirttiğimiz tarzda “muvahhid” idi. Tıpkı, putperest Araplar’ın arasında bulunan “Hanif”ler gibi Türkler’in içinde de doğru inanan çoktu. 

Kısaca, belirtirsek, Türkler, adeta, bütün tarihleri boyunca, İslam’ı aramışlar ve beklemişlerdir. Nitekim, İslam’la karşılaştıkları zamanda aradığını bulan insanların heyecanı ile kitleler halinde Müslümanlar olmuşlardır. Bihassa, ilk Müslüman hakan olan Abdulkerim Satuk Buğra Han’dan sonra, başta Karahanlı’lar olmak üzere, bütün Oğuz ve Türk beyleri İslam’â koşmuşlardır. Böylece 10.asırdır, hemen hemen bütün Türk âlemi, İslam ile şereflenmiş, bulunmakta idi. 

11. asırda ise Türklük, artık İslam’ın hizmetinde ve “ İla-yı Kelimetullah” için canla başla çalışacak, birçok İslam büyüğünün de belirttiği üzere, Eshab-ı Kiramdan sonra, İslam’ı yücelten en büyük millet olacaktır. Selçuklu, hakanı Tuğrul Bey, “Sultan-ül Müslimin” ünvanı alacak, “tevhid bayrağını” yücelterek elden ele, nesilden nesle devredecek, Nihat Osmanoğullarından Yavuz Sultan Selim Han ile “ Şanlı Peygamberin Kutlu Vekili” olmakla zirveye ulaşacak idi.

Türkler,yalnız askeri sahada değil, içtimai, iktisadi, ahlaki, bedii ve fenni konularda büyük eser ve hamlelerde İslam Dünyası’nın şanını ve şerefini yüksek tutmasını bilmişlerdir. Gerçekten, Selçuklu ve Osmanlı kültür ve medeniyeti bunlara ait eser ve belgeler, incelendiğinde, hayran kalmaktadır. Kendi zamanın en ileri, teknolojisine, mimarisine, toprak sistemine, devlet teşkilatına, hukuk sistemine, bediî mahsullerine, tıbbına, ilmine ve fennine sahip olmuş, dünya çapında ilim ve fikir kadroları yetiştirilmiş, 11. asırdan 17.asrın başına kadar, Türk-İslam medeniyeti, insanlık âlemine ışık tutmuştur.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı