Türklerin Uğradığı İşkence, Sürgün, Katliam ve Soykırımlar

Dr. Salim Durukoğlu 19.06.2018 3694
T
resim
arihte sekiz soykırım varsa, yedisine Türkler maruz kalmıştır. Soykırımın coğrafyası Balkanlardan Anadolu’ya, Kıbrıs’tan Ortadoğu’ya, Kafkaslardan bütün Türkistan’a ve Doğu Türkistan’a kadar genişlemekte ve yüz milyonun üzerinde bir Türk nüfusun kaybına karşılık gelmektedir. Son iki yüz yılda nüfusu ve nüfuzu hızla eriyen tek millet Türklerdir. Bu acı ve katlanılmaz gerçeğe rağmen bu soykırımı yapan Hristiyan dünyası ve yerli işbirlikçileri, tarihi gerçekleri tersyüz etmekte, Türkleri soykırım yapan bir millet gibi dünya kamuoyuna sunmaya çalışmaktadır.

Unutmayı ihanet ve felaket olarak kabul eden bir sosyal bilimin adı ve karşılığı olan tarih, özellikle de son iki yüz yıllık dünya tarihi Türklere karşı yapılan soykırım, katliam, işkence ve sürgünler ile doludur. Biz Türkler ağıt yakmayı tercih etmediğimiz ya da başka milletler gibi bizim yerimize ağıt yakacak dostlara sahip olmadığımız için, bize karşı yapılan soykırımları, sürgünleri, katliamları tarih hafızamıza kazınmamış, yeterince dile getirmemiş ve çabuk unutmuşuz. Türkler tarih sahnesine çıktıkları ilk dönemlerden beri hep soykırımlara, kıyımlara ve katliamlara uğramıştır. Soykırım, katliam, işkence ve sürgünlerin katlanarak çoğalan acıları, Türklerin iliklerine, kemiklerine, hücrelerine kadar işlemiştir.

Türklerin, Batı’da Viyana, Doğu’da ise Kafkaslardan çekilmeye başladığı dönemden itibaren, dünyanın çeşitli bölgelerinde sürgün, katliam ve soykırımlara uğradığı açık bir şekilde ortadadır. Viyana’da, Mora’da, Tripoliçe’de, Kırım’da, Hocalı’da, Doğu Türkistan’da, Kerkük’te ve dünyanın birçok bölgesinde çeşitli kıyımlara uğrayan hep biz Türkler ve Müslümanlar olmuştur. Son iki yüz yıllık Türk tarihine bakıldığında Türklere yapılan kıyımlar açıkça görülmektedir. Türklerin uğradığı katliamlar sadece bugünkü sınırlarımız dışında kalan topraklarda değil, bizzat Anadolu coğrafyasında da devam etmiştir. Ancak bugün Batı kamuoyuna baktığımız zaman bu suçlamalara maruz kalan ne tezattır ki, hep Türklerdir.

Yapılan bir araştırmaya göre, 20. yüzyılda bütün dünyada 170 milyon insan katledilmiş veya yok olmaya terk edilmiştir. Yok edilen bu insan nüfusunun sadece 110 milyonu yani üçte ikisi Komünist rejimin kurbanları olarak tespit edilmiştir. Bu yok edilen 110 milyon insanın üçte ikisi yani 60 milyondan fazlası da Türk’tür. Bu rakamlar dehşet vericidir. Bugün Türkistan’da hemen hemen her evde birinci derece bir yakınını bu yüzyıl içerisindeki trajedilere kurban veren bir Türk ailesine rastlamak mümkündür.

Türklere yapılan soykırımlar, kıyımlar, asimilasyon çalışmaları bugünde dünyanın gözü önünde acı ve açık bir şekilde devam etmektedir. Bugün Doğu Türkistan’da, kadim Türk yurdu olan Kırım’da, Azerbaycan-Karabağ’da, bir ateş topu olan Ortadoğu’da Türk kıyımı, kırımı ve asimilasyon şiddeti ile devam etmektedir. Milyonlarca Türk’ün; dilini konuşması, dinini yaşaması, kültürünü devam ettirmesi yasaklanmış, insan gibi yaşama hakkı elinden alınmıştır. Her zaman olduğu gibi zulüm Türk’e olunca Batı’nın ve dünya kamuoyunun vicdan ve hukuk mekanizmaları devreye girmemiş, yaşananlara kör ve sağır kalınmıştır. 5 Ekim 1938 tarihinde kurşuna dizilerek öldürülen Özbek şairi Çolpan’ın da dediği gibi;

Bu imiş; bilgi- fen, hüner asrı
Bu imiş; yükselen beşer asrı
Hadisat öyle gösterdi ki; bu asır
Yalnız; şer ve şer ve şer asrı.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı