Türklerin İslâmiyete Hizmeti

Prof.Dr. Ekrem Buğra Ekinci 05.08.2009 15870
Biz Türkler Temiz Müslümanlarız

A
nadolu’nun kapılarını İslâmiyete açan Sultan Alparslan, “Biz Türkler, temiz Müslümanlarız. Bid’at nedir bilmeyiz. Onun için Allah bizi aziz kıldı!” diyerek muvaffakiyeti temiz inançtan bilmiştir.
Türkler, öteden beri muharip bir milletti. Uzun harplere, seferlere, tabiî şartlara mukâvemetleri güçlüydü. Müslümanlığa girdikten sonra, yeni dinlerini gönülden benimsediler. Eski âdetlerinden buna uymayan hususları tamamen terk ettiler. Eski günleri de özlemediler.

Bu hasletleri, onları İslâmiyetin bayraktarı yaptı. İslâmiyet, Türklerin elinde geniş topraklara yayıldı. Avrupa içlerine, Çin ve Sibirya’ya dayandı. Buna, Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi deniyor. Türkler, Hıristiyanlığın merkezi olan Roma’ya “Kızılelma” demişler ve fütuhatlarının nihaî hedefi olarak burasını tesbit etmişlerdi.

Güzel Ahlâkın Neticesi

Türklerden, İslâmiyet uğruna ilk cihada girişen Karahanlılar oldu. Uygurların Müslümanlığına vesile oldular. Gazneliler de, Afgan ve Hindlileri İslâmiyete kazandırdı. Anadolu’nun fethinden sonra İslâmiyet Türklerin eliyle Roma topraklarında yayıldı. Yerli halkın yanı sıra, Balkanlarda Pomak, Arnavud, Boşnak, Makedon (Torbeş) ve Patriyotiler; Kafkasya’da Moğol, Gürcü, Laz, Abaza ve Çerkezler; öte yandan Rum, Ermenî, Yezidî gibi Anadolu’nun yerli halklarından bazı kitleler Türkler vesilesiyle gönül rızâsıyla Müslüman oldu.

Türk sultanları, ülkelerindeki cemaatler arasında, sosyal, kültürel ve dinî bakımından herhangi bir fark kabul etmediler, herkese eşit hak ve adalet tanıdılar. Türklerin müsâmahasını ve güzel ahlâkını görerek Müslüman olan gayrımüslimlerin sayısı hiç de az değildir.

Haçlı Seferlerini defalarca durdurmak, Selçuklu ve Osmanlılara nasib oldu. Bu sayede İslâm dünyası müthiş bir felâketten kurtuldu. Yüz binlerce Müslümanı öldüren ve önünde kimsenin duramadığı Moğol ordusunu, yine bir Türk, Mısır Memlûk Sultanı Baybars durdurdu.

”İ’lâ-yı kelimetullah” denilen, Allah’ın ismini (dinini) her yere duyurmak ve yaymak düşüncesi, fütuhâtı Hıristiyan dünyasına dönük olan Osmanlı Devleti’nde, en yüksek seviyeye ulaştı. XVI. asırda yeryüzündeki dört büyük müstakil İslâm devletinden üçü Türk idi: Osmanlı, Gürgâniye ve İran Devletleri. Dördüncüsü bir ara Osmanlılara bağlı olarak yaşayan Fas Sultanlığıdır. Türkler sayesindedir ki Müslümanlar uzun asırlar boyu birlik ve beraberlik içinde yaşamıştır. Türk hâkimiyeti Hindistan’da 1858; İran’da 1925’e dek sürdü.

Türkler asırlar boyunca, İran kavmiyetçiliğini sembolize eden ve İslâm birliğini tehdit eden Şia inancıyla çok mücâdele ettiler. Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey Bağdad’a girerek halîfeyi Şiî Büveyhoğulları’nın esâretinden kurtardı. Selçuklu kumandanlarından Salâhaddin Eyyûbî de İslâm ülkelerini karıştırmak üzere propaganda faaliyetleri yürüten Mısır’daki Şiî Fâtımîleri ortadan kaldırarak İslâmiyete büyük hizmet etti.

Yavuz Sultan Selim de, Anadolu’da ajan faaliyetinde bulunan Safevî Devleti‘ni bozguna uğratarak, Hurûfîlerin gücünü minimuma indirdi. Osmanlılar, ayrıca, XVIII. asrın sonlarında ortaya çıkan Vehhâbîleri de sindirdi. Türkler olmasaydı, İslâmiyetin ilk zamanki saflığıyla bugüne intikal edeceği şüphelidir. Nitekim Türk hâkimiyetinin çöktüğü son asırda, İslâm ülkeleri ya emperyalist devletlerce işgal edilmiş; ya da bu heretik grupların veya sosyalist ihtilalcilerin hükmüne girmiştir.

Türklerde Âlim Yok Mu?

Türkler, İslâm âleminde asırlar boyu hep hâkimiyeti ellerinde tuttular. Bu sayede İslâmiyet bir hayat dini olma sıfatını devam ettirdi. Türk devletlerinde din ve fen ilimlerine çok ehemmiyet verildi. Karahanlılar zamanından itibaren pek büyük âlimler yetişti. Usul-i fıkıh ilminin esasını ilk defa bunlar kurdu. Hakîm-i Şehîd, Kerhî, Hindüvânî, Ebü’l-Leys Semerkandî, Ebû Bekr Hârezmî, Debbûsî, Hulvânî, Pezdevî, Hâherzâde, Sadrü’ş-Şehîd, Nesefî, Buhârî, Serahsî, Kâsânî, Kâdıhan, Merginânî, Üsrüşenî ve ismini sayamayacağımız kadar çok sayıda hukukçu bu coğrafyada ve Türkler arasından çıktı. Ebû Mansur Mâtüridî, Semerkandlı bir Türk idi.

Gazne, Semerkand, Buhârâ, Delhi, Kazan, Herat, İstanbul gibi kültür merkezlerinde tanınmış Türk âlimleri yetişti. İbni Melek, Molla Fenârî, İbnü’l-Hümâm, Hızır Bey, Hayâlî, Molla Hüsrev, Sa’dî Çelebi, Şeyhzâde, Halebî, Taşköprüzâde, Birgivî, Ebussuûd, İbni Kemal, Hâdimî hep Osmanlı ülkesinde yetişmiş Türk asıllı âlimlerdir. Ahmed Yesevî, Bahaddin Buhârî, Ubeydullah Ahrâr, Mevlânâ Celâleddin Rûmî, Hacı Bayram Veli gibi mutasavvıflar da, hep Türk hâkimiyeti devrinde yetişti. Bunlar, Anadolu ve Rumeli’nin Müslümanlaşmasında; millî birlik ve beraberliğin, ayrıca cemiyet nizamının muhafazasında mühim rol oynadı.

Osmanlılarda halk ve devlet adamları Türkçe konuşmakla beraber, İslâm dininin aynı zamanda dünya işlerini de tanzim etmesi sebebiyle Türkler Arapça’yı ilim dili olarak muhafaza ederek saf bir biçimde günümüze kadar intikalini sağladılar. Arapça’nın gramerine dair eserleri de hiç Arap ülkesinde yaşamayan Türkler yazmıştır ki, İmam Birgivî bunlardan en meşhurlarıdır.

Fen ve Sanatta Birinci Sınıf Eserler Verdiler

Müslüman Türk devletlerinde sadece din ilimlerinde değil; müsbet ilimler sahasında da büyük ilerlemeler kaydedildi. Trigonometrinin kurucularından Bîrûnî ile İbni Türk, matematik ilminin doğudaki başlıca temsilcileri oldular. Algoritma ve cebirin babası Hârezmî; astronom Uluğ Bey hep Türk asıllıdır.

Kâğıt, matbaa, barut, pusula, orijini Çin bile olsa, Uygurlar tarafından geliştirilip dünyaya tanıtılmıştır. Semerkand, zamanında, en kaliteli kâğıt imal edilen yer idi. Selçuklular devrinde bilhassa tıp ilmi çok gelişti. Anadolu’da birçok tıp fakültesi, hastahâne kuruldu. Akıl hastalarına ilk defa hasta muamelesi yapıp tedavi eden Türkler oldu.

Pirî Reis, Seydi Ali Reis, Kâtib Çelebi, dünya çapında coğrafya âlimleri olarak kabul gördü. Yeni kıtaların keşfinden hemen önce bu coğrafyacıların yaptığı ve aslına oldukça yakın haritalar herkesi hayrete düşürmektedir.

Türklerin yaşadığı şehirler, dünyanın en kalabalık ve en mamur şehirleriydi. Asya içlerinden Akdeniz’e, Oğuz bozkırlarından Hindistan ortalarına ve Mısır’a kadar uzanan geniş sahada o devrin Türk devletlerinden kalma çoğu birinci sınıf sanat eserleri görenlerin gözünü kamaştırmaktadır. Türkler bu çağda sanat dünyasına mühim yenilikler getirdiler. Kendilerine has bir üslup kullanarak İslâm medeniyetini inkişaf ettirdiler.






İlgili Makaleler

Kültürümüz
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
I 908 senesinde İttihat ve Terakki Fırkası, Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirerek Osmanlı Devleti’nin idaresini tamamen ele geçirdi. 1914’te de Osmanlı Devleti’ni Birinci Cihan Savaşı’na sokarak,…
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
Kültürümüz
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
B irinci Cihan savaşında Ruslara esir düşen Fahrettin Erdoğan hatıralarında şunları kaydediyor: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi ''İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından alınışı sırasında…
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
Kültürümüz
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
C ezayir Beylerbeyi Barbaros Hayrettin Paşa, Aydın Reis’i K anuni Sultan Süleyman’a ziyaret için İstanbul'a gönderdi. Hayrettin Paşa Hatıralarında, Aydın Reis’in İstanbul’a gidiş, gelişi ve padişahı…
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
Kültürümüz
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
E Nizâmiye Medresesi vvelce hususî, münferit ve mahallî olarak yapılan dar muhtevalı din öğretimi, Sultan Alp Arslan’ın emri üzerine, Bağdad’da meşhur “ Ni z â miye ” medresesinin tesisi ile (1066)…
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor