Türkler ve Devlet

Prof. Dr. Osman Kemal Kayra 24.05.2025 466
T
resim
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha zor, devamlı devlet olmak daha da zordur. Rabb’imiz A’raf Sûresi 34. âyette şöyle buyuruyor: “Her ümmetin bir eceli vardır.” (Aslında bu âyet-i kerîme o zamanki Mekke halkını tehdîd için inmiştir.) (Envârü’t-tenzîl ve Esrârü’t-te’vîl, Kâdî Beydâvî Tefsîri)
 
Bu, kullar için de milletler ve devletler için de aynıdır. Devâmında “Ecel geldiğinde ne bir an kısaltma ne de uzatma yoktur” buyurulur. O hâlde ne kadar uzun ömürlü de olsa her devletin ve ona bağlı her milletin (ümmetin) bir eceli vardır. Devletler yıkılır, devletler kurulur; önemli olan yıkılan devletin yerine kurulan yeni devletin, gelen yeni nesille münâsebetidir. İşte devamlılık dediğimiz de budur. 
 
Türk denince akla devlet gelir. Türk devletsiz ve yönetimsiz olmaz. Türk, devlet kurmak için coğrafyayı vatan yapar. Onun için atalarımız “Türk balası kurt olur, bastığı yer yurt olur” demişlerdir.
 
Türkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. Bu büyük devletler şunlardır:
 
1- Büyük Hun İmparatorluğu, MÖ 220-MS 216, kurucusu Teoman, süresi 436 yıl.
 
2- Batı Hun İmparatorluğu, 48-216, kurucusu Panu, süresi 168 yıl
 
3- Avrupa Hun İmparatorluğu, 375-469, kurucusu Balamir, süresi 94 yıl.
 
4-Ak Hun İmparatorluğu, 440-710, kurucusu Aksuvar, süresi 270 yıl.
 
5- Göktürk Kağanlığı, 552-745, kurucusu Bumin Kağan, süresi 195 yıl.
 
6- Avar Kağanlığı, 365-835, kurucusu I. Bayan, süresi 270 yıl.
 
7- Hazar Kağanlığı, 651-893, kurucusu Böri Şad, süresi 332 yıl
 
8-Uygur Kağanlığı, 744-847, kurucusu Kutlug Bilge Kül Kağan, süresi 103 yıl.
 
9- Karahanlı Devleti, 840-1212, kurucusu Bilge Kül Kadir Han, süresi 372 yıl.
 
10- Gazne Devleti, 962-1183, kurucusu Alp Tigin, süresi 221 yıl.
 
11- Büyük Selçuklu Devleti, 1040-1157, kurucusu Tuğrul Bey, süresi 117 yıl.
 
12- Harzemşahlar Devleti, 1097-1231, kurucusu Kutbeddîn Muhammed, süresi 134 yıl.
 
13- Altın Orda Devleti, 1236-1502, kurucusu Batu Han, süresi 266 yıl.
 
14- Timur Devleti-1368-1501, kurucusu Emîr Timur, süresi 133 yıl.
 
15- Bâbür İmparatorluğu, kurucusu Bâbür Şah, süresi 332 yıl.
 
16- Osmanlı Devleti, 1299-1922, kurucusu Osman Bey, süresi 623 yıl.

Devletlerimizin Ortak Hususiyetleri  
 
Türk devletlerinde iki şeye çok dikkat edilmiştir: Kut ve töre. Türkler modern devre kadar bu iki temel unsurdan hiç tâviz vermemişlerdir.
1. Türkler hiç zâlim olmamışlardır ve hep âdil olmuşlardır.

2. Genelde Kök Tengri’ye (Gök Tanrı) inanmışlar, yontma taşlara, fetişlere, heykellere tapmamışlardır. Taş heykeller sâdece balbal olarak kullanılmışlardır.

3. Kağan dâimâ töreyi temsîl etmiştir.

4. Esirlere, kadınlara ve çocuklara hiç kötü muâmele edilmemiştir.

5. Genelde belli bir döneme kadar savaş ganîmeti ve avcılıkla geçinmişlerdir.

6. 10. yy.da İslâmiyet’in kabulü ile töre daha muhkem bir hâle dönmüş (şer’î kânunlar ) şehirleşme hızlanmıştır.

7. Uygur Budistleri ile başlayan kapalı ibâdethâne ve cemaatler, şerîatle aslî şeklini almıştır.

8. Özellikle Uygur Budist Türklerindeki Buşi paramita (sadaka) zekât farzıyla sisteme bağlanmış, sadaka ek hayır kurumu olarak devâm etmiştir.

9. Esirlik, kulluk, cariyelik gibi müesseseler İslâmiyetle çok esaslı bir temele bağlanmıştır.

10. Türklerde eskiden beri var olan mal devri ve mîras gibi maddeler İslâmiyetle gerçek statüsüne kavuşmuştur.

11. Başlangıçtan beri var olan savaş ruhu İslâmiyet’in cihâd emriyle taçlandırılmıştır.

12. Eski Türklerde var olan oba, boy, budun gibi topluluklar, ümmet (millet) adı altında çok daha şümullü bir prensibe ulaşmıştır.

13. Türklerde eskiden beri var olan baba, oğul, yeğen ilişkisi çok sıkı olmuş, Osman Bey ile bu ilişki çok daha muhkem bir hâle gelmiştir.

“Osman Bey sağlığında oğlu Orhan’ı tecrübeli komutanlardan Akça Koca, Konur Alp, Köse Mihal ile seferlere gönderiyor, kendisinden sonra onun beyliğini hazırlıyordu. Hasta olan Osman Bey, son yedi yılında beyliği oğlu Orhan’a bırakmıştır. Sonra ahilerin de desteği ile Orhan Bey, bu beyliği kazanmıştır.” (Halil İnalcık, Devlet-i Aliyye, Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar I)
 
Şimdi de Kültigin’in doğup idâreyi ele alışı ile Fâtih’in biat fermânı arasındaki benzerliğe bir göz atalım:
 
“Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağan bu zamanda oturdum (idâreyi ele aldım). Sözümü tamâmiyle işit. Bilhassa küçük kardeş, yeğen, oğlum, bütün soyum milletim, güneydeki şadpıt beyler, kuzeydeki tarkat buyruk beyler, Otuz Tatar… Dokuz Oğuz beyler, millet bu sözümü iyice işit, adam akıllı dinle…”
 
Şimdi de Fâtih’in saltanat îlânına bakalım: “Allâh’ın yardımıyla saltanat benim oldu. Bugün vezirler, ulemâ, büyük küçük her makamda kişilerin tam icmâı ile bana atalarımdan kalan sultanlık tahtına oturdum. Adıma hutbe okunmuş ve sikke kestirilmiştir. Bu fermânı alır almaz bütün kent ve kasabalarda halka cülûsum bildirilsin. Adım hutbelerde okunsun kalelerden toplar atılsın, kent ve kasabalar bayram şenlikleriyle aydınlansın.” 

Düşman ne kadar saldırgan ve küstah olursa rakibi de o kadar tedbirli ve harbe hazır olur. Kitâbelerde bu gerçek şöyle îfade edilmiştir: “Düşmanımız etrafta ocak gibi idi, biz ise ateştik.” Yâni ocak olmasa ateş söner. Düşman yâni hasım da milletin ateşini harlı tutar. 
 
13. yy.da hem Moğollar hem de Haçlılar amansız saldırılarıyla İslâm’da cihâd ve gazâ rûhunun zirve yapmasına sebep olmuştur. Aynı Mekke müşriklerinin Muhâcirlere yaptığı zulüm neticesindeki Bedir zaferi gibi.
 
Türklerde bu gazâ heyecânı Memlûklerde ve Anadolu Türkmenlerinde de zirveye çıktı. Burada millet ordu rûhuyla bütünleşti. Mısır ve Sûriye bölgelerinde Kıpçak Memlûkleri, Anadolu’da gâzî Türkmenler devletleri kuruldu.
 
Tabîî bu arada Anadolu’yu yurtlaştıran kolonizatör Türk dervişlerinin sûfiyye etkisini de zikretmek lâzım.







İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Kültürümüz
Osmanlı Askerinin Din, Vatan ve Aile Sevdası
O
smanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde yaşanan Çanakkale Savaşları’nda bir zafer kazanıldı belki ama 250 binden fazla askerimiz de şehit oldu. Bunların birçoğu Abdülhamid Han devrinde yetişmiş kıymetli genç subay ve yedek subay idiler. Hatta lise talebeleri de harbe gitti. Bu yüzden İstanbul Lisesi ve Anadolu’da…
Osmanlı Askerinin Din, Vatan ve Aile Sevdası