Türkler Açe'de

Yılmaz Öztuna 25.11.2024 383
X
resim
VI. asırda İndonezya, az nüfuslu bir adalar ülkesiydi. Birçok devletçiğe ayrılmıştı. Bu devletlerin en mühimi, Açe sultanlığı idi. Sumatra adasının kuzeyi ile Malaya yarımadasının güneybatı kıyılarını içine alıyordu. Açe elçileri, daha Kanunî zamanında yardım istemek üzere İstanbul’a gelmişlerdi. Kanunî, küçük bir filo ile Lutfî Bey’i İndonezya’ya yolladı.  

Açe’ye gelen Lutfî Bey, sultana son sistem 8 topla başka stratejik malzeme hediye etti. Kaptanlarından Hayreddin Mehmed Reis’i, 600 Türk levendi ile beraber Açe sultanı Alâüddin Şâh’a bıraktı. Hayreddin Mehmed Reis, az zamanda modern bir donanma meydana getirdi ve Açe devletinin deniz kuvvetlerinin başına geçti.  

Portekizliler’i Açe sularından uzaklaştırdığı gibi, hizmetine girdiği devletin sınırlarını da genişletti. Malaya yarımadasındaki yerli devletlerle savaştı ve onlardan aldığı toprakları Açe’ye kattı. Alâüddin Şah, Türk yardımı sayesinde Güneydoğu Asya’nın en güçlü hükümdarı oldu. Bu çağda Açe, son derece gelişmiş ticaretiyle, zengin bir devletti.  

1538'deki ilk Türk yardımından sonra Açe Sultanı, Türkiye padişahına tâbi olduğunu ilân etti. Bu suretle Osmanlı sınırları, fiilen olmasa bile hukuken Uzak Doğu'ya, Güneydoğu Asya'ya kadar uzandı. 1567 seferinde Açe Sultanı, ordusundaki, 400 Türk levendinin savaş bilgisi sayesinde Malaya yarımadasında büyük askeri başarılar kazandı. Faaliyet alanını genişletmek için, metbûu olan Türkiye'den yeniden yardım istedi.  

Kanunî’nin lütuflarından cesaretlenen Sultan, bu defa daha geniş ölçüde bir yardım istiyordu. İstedikleri arasında yalnız denizciler değil, topçu subayları, mühendisler, istihkâmcılar ve başka teknik personel vardı.  

Açe Sultanı, Kanuni'den, kendisini bir hükümdar gibi değil, Türkiye imparatorluğunun bir beylerbeyisi, bir sancak beyi gibi telakki etmesini, “pâdişâhın kulları zümresinden” olduğunu söylüyordu. Açe elçisi Hüseyin, İstanbul'a geldiği zaman Kanuni Sultan Süleyman, Sigetvar seferindeydi.  

Türkiye hakanının Sigetvar'da savaş alanında ölmesi üzerine, Açe'ye yapılacak yardım işi, oğlu II. Selim'e kaldı.  

II. Selim'in Açe'ye göndermeye karar verdiği yardım da bu sıralarda Yemen meselesinin ortaya çıkması dolayısıyla birkaç yıl gecikti. II. Selim, Sultan Alâüddin'e yazdığı nâme-i hümâyûn'da: “fermân-ı şerifim ne vechile sâdır olursa, mü'ci-bince amel eyliyesiz!” diyordu.  

Portekizliler'in Uzak Doğu'daki faaliyetlerini derhal İstanbul'a bildirmesi için de şu şekilde emir veriyordu: “Ol diyârın ah vâl-u mâcerâsın mufassal şerh ve atabe-i âlem penâhımız cânibine inbâ olunmakdan hâlî olunmıya!”  

Sumatra seferi için 22 savaş gemisi tahsis edildi. Kurd Reis oğlu Muslihuddin Reis oğlu Hızır Hayreddin Reis, bu filo ile Türkiye'nin Hind denizleri amiralliğinin merkezi olan Süveyş üssünden ayrıldı. Kızıldeniz'i baştanbaşa, kuzeyden güneye geçerek Bâbulmendeb Boğazı'ndan Hint denizlerine girdi. Hint Okyanusu'nu batıdan doğuya doğru geçip tamamladı ve Açe’ye erişti.  

Açeliler, Türkler'i çok candan karşıladılar. Türk amirali, getirdiği yardım malzemesini Açe Sultanı'na teslim etti. Yeniden yüzlerce Türk, Açe hizmetine girdi. Sultan, bunlara devletinin en yüksek görevlerini ve pâyelerini verdi. Açeli kadınlarla evlenen Türk levendlerinin çoğu bir daha Türkiye'ye dönmediler.

İçlerinden prensliğe yükselenler bile oldu. Açeliler, Türk toplarını ve II. Selim'in gönderdiği Türk bayrağını, zamanımıza kadar kutsal bir hâtıra olarak sakladılar. Bugün birçok Açeli, Türk levendlerinin torunları olduklarını söylemekte, fakat Türkçe'yi unutmuş bulunmaktadır.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı