Türk Toplumu Nereye Götürülüyor

Prof. Dr. A. Mazhar Özman 17.06.2010 4189

D
evletleri milletler kurar ve belli kanunlar onu yaşatarak hayatlarını devam ettirirler. Aynı zamanda devleti güçlü kılmak milletin görevleri arasındadır. Güçlü olmayan devletler adaleti koruyamazlar, halklarını memnun edemezler ve sonunda milletlerin desteğini kaybederler. Milletin desteğini ve gücünü kaybeden devletler de sonunda tarihe gömülürler. Yalnız milletler yok olmazlarsa, değişik sistemlerle de olsa yeni devletler kurabilirler. Yeni kurdukları devletin koruması altında hayatlarını devam ettirirler.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhur başkanlığının forsuna bakarsanız, buradaki on altı yıldız tarihte devlet kurmuş ve yıkılıp kaybolmuş devletlerin sayısını simgeler. Bu devletler Orta Asya'daki Türk boylarının kurduğu feodal devletler olarak dünyaya gelmiştir. Sistemleri Orta Asya'da uzun zaman (1500 yıl) aynı yapıda kalmıştır. Bu Türk boyları isim değiştirerek, bir kısmı ailelerin parçalanmasıyla, bir kısmı kardeşlerin ayrılmasıyla ayrı ayrı birçok devletler kurmuşlardır.

Türk milleti sonunda yeni bir sistemle 1040'da Selçuklular devletini kurdu. 300 yıl bu devletle ve bunun devamı Anadolu Selçukluları ile dünyaya medeniyeti yaydı. Avrupalılar Anadolu'ya haçlı seferleri ile gelince Selçuklulardan aldıkları İslam kültürüyle Rönesanslarını yaptılar. Bundan sonra Osmanlılar 600 yıl teknoloji ve medeniyet bakımından dünyaya çok şeyler verdiler. Sonra onlar da tarihe karıştılar. İşte bu Selçuklu ve Osmanlı dönemi Türklerin yeni bir sistemle (İslam sistemi ve kanunları ile) kurdukları son devletlerdir.

Yaşadığımız son Türk devletinin dışında ecdadımız değişik sistemler uygulayarak tarihte çok güçlü devletler kurmuşlardır. Tarihe bakarsak bu devletleri kuranların çok güçlü bir millet olduğunu görürüz. Eğer Osmanlının yaklaşık son yüzyılında ve Türkiye Cumhuriyeti devletinde yer alan milleti kontrol ederseniz, aslına uymayan çok değişik bir insan yapısıyla karşılaşacaksınız. Bu iki yüzyılı içine alan zamanda dış güçlerin yalnız devletimizi güçsüz bıraktığını görmüyoruz aynı zamanda Türk milleti ve vatandaşları ile de uğraştığını görüyoruz.

Türklerin İslamla kurduğu güçlü devletler en az  800 - 850 yıl Hıristiyan Avrupa için çok tehlikeli olmuştur. Bunun neticesi Türk-İslam devletlerinin güçlerini kaybetmeleri için Hıristiyan Batı dünyası son 1000 yıllık tarihinde her mücadeleyi ve her yolu denemiştir. Fakat her gelen Türk-İslam devleti yine güçlü gelmiştir. Sonunda Hıristiyan alemi anlamıştır ki, bir devleti asıl güçsüz yapmak, milletin benliğini yok etmek, birliğini bozmak, kültürünü değiştirmek ve birleştirici unsurlarını yok etmekle sağlanabilir.

İşte Batının Türk milleti üzerindeki bu yeni taktik uygulaması 1800'lü yıllarından itibaren dünya düzeyinde açık görülecek şekilde başlamıştı. Bu tarihlerden itibaren günümüze kadar adım adım, dışarıdan kullanılan güçlerle ve içimizden yetiştirilip dış güçlere hizmet edenlerle bu çalışmalar geliştirilmiştir. Sözde ilerici, aslında menfaat için çalışan bu insanlar, milletlerini parçalamak için her birleştirici sistemi, örfü, ananeyi, kültürü yok ederek ülkemiz insanlarını beraber yaşayamayacak hale getirdiler.

İşte Türk mîlleti kurduğu son Türk devleti içinde gittikçe kandırılarak, yeni bir millet yapısına doğru götürüldü. Bu yeni yapı, milletin 1000 yıllık aslına uymuyordu. Aynı zamanda bu yeni düzene millet isteyerek değil, zorlanarak götürülüyordu. Batı Hıristiyan dünyası anlamıştır ki; milletler kültürlerini, milli ve manevi değerlerini kaybederlerse artık aynı millet olamazlar. Bir millet milletliğini kaybederse, artık güçlü devletler kuramaz.

Son iki yüzyıldır Müslüman Türk devleti üzerinde oynanan oyunlar devlete yönelik değildir. Milleti yok etmeyi hedef almıştır. Bu gerçekler ve oynanan oyunlar yeni kuşaklarca daha açıkça anlaşılamamıştır. Bugün ülkemizde devam eden tartışma ve kavgalar, millete yönelik bu çirkin programı örtmek içindir.

Yazdıklarımızı her ülkesini seven, dışa bağımlı olmayan, devlet ve millet menfaatini düşünen millet evlatlarının benimseyeceğine inanıyorum. Kandırılmamış yeni yetişen neslin, Türk milletini bu yanlış yoldan kurtaracağına inanıyorum.

İstikbal, yolunu seçen gençliğin olacaktır.

 

İlgili Makaleler

Kültürümüz
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
I 908 senesinde İttihat ve Terakki Fırkası, Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirerek Osmanlı Devleti’nin idaresini tamamen ele geçirdi. 1914’te de Osmanlı Devleti’ni Birinci Cihan Savaşı’na sokarak,…
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
Kültürümüz
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
B irinci Cihan savaşında Ruslara esir düşen Fahrettin Erdoğan hatıralarında şunları kaydediyor: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi ''İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından alınışı sırasında…
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
Kültürümüz
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
C ezayir Beylerbeyi Barbaros Hayrettin Paşa, Aydın Reis’i K anuni Sultan Süleyman’a ziyaret için İstanbul'a gönderdi. Hayrettin Paşa Hatıralarında, Aydın Reis’in İstanbul’a gidiş, gelişi ve padişahı…
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
Kültürümüz
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
E Nizâmiye Medresesi vvelce hususî, münferit ve mahallî olarak yapılan dar muhtevalı din öğretimi, Sultan Alp Arslan’ın emri üzerine, Bağdad’da meşhur “ Ni z â miye ” medresesinin tesisi ile (1066)…
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor