Türk Seddi

Prof. Muharrem Ergin 11.12.2015 4808
Y
 eryüzünde ve dünya tarihinde bir kuzey - güney meselesi vardır. Kuzey loş, sisli ve karanlık, güney  açık, aydınlık ve güneşlidir. Kuzey verimsiz, güney bereketlidir. Kuzeyde teknolojik gelişme daha  sür’atli olmuş, güney geri kalmıştır. Kuzey insanında bir atılganlık, dinçlik; güney insanında bir gevşeklik görülür. Bütün bu şartlar dolayısıyla güney adeta kuzeyin av sahası haline gelmiştir. Kuzey  milletler veya onların ihtirasları asırlardan beri güney istikametinde sefer halindedir.

Bu seferlerde Batı Avrupalı kavimlerin önüne mühim bir engel çıkmamış, kara yolu işlemeyince deniz  hâkimiyetiyle hedefe ulaşılmıştır. Fakat batıda deniz yolu zaten kapalı olan Slavların önüne bu seferlerde mühim bir engel çıkmıştır. Bu engel Türk seddidir. 

Türkler Çin'den Balkanlar'a kadar uzanan orta kuşakta asırlardan beri Asya'nın bel kemiğini teşkil ederler. Türkler ne kuzey kavmi, ne güney kavmidirler. Bir orta kuşak, mutedil iklim kavmi olarak kuzey ve güney arasında adeta bir istikrar unsuru durumundadırlar. 

İşte bu istikrar unsuru başlangıçtan beri dünyanın kuzey - güney dengesinin geniş bir kesimde alt üst olmamasında ve böylece umumi dünya muvazenesinin büsbütün bozulmamasında çok büyük bir rol oynamıştır. Bugün kimsenin takdir edemediği bu hizmet güney istikametindeki Rus, Slâv ihtiraslarını asırlarca durdurarak dünyanın huzurunu uzun zaman korumuş, başka bir deyişle dünyanın bugünkü  huzursuzluğunu asırlarca geciktirmiştir. 

Gerçekten Slâvlara ve bilhassa Ruslar'a güney yolunu kapatan, onların güney Asya'ya, Orta Doğu'ya ve  Afrika'ya nüfuz etmelerinin önüne geçen başlıca âmil Çin'den Balkanlar'a kadar uzanan Türk seddidir. 

Eğer bu sed olmasaydı Rus emperyalizmi çoktan güneyin sıcak denizlerine çıkmış, güneyde geniş müstemlekeler kurmuş olurdu. 

Bugün bu seddin büyük bir kısmı siyasi istiklal bakımından düşmüş ve Ruslar güneyle burun buruna  gelmiştir. Fakat Türkler'in sayesinde bu güney bu çok geç olmuş ve güney bu tehlikeyle bir talih eseri  olarak ancak bugünün koruyucu yeni nizamı çağında karşı karşıya gelmiştir. 

Öte yandan, siyasi istiklâl bakımından düşmekle beraber, bu Türk seddinin düşen kısımları da henüz  ehemmiyetini muhâfaza etmekte, etnik ve coğrafi varlığı ile Türk gerçeği bugün de devam ederek bir  istikrar unsuru olan Türk seddini yine ayakta tutmaktadır. 

Bu Türk seddinin batı ucunu teşkil eden Türkiye ise tehlikeyi kendi kuzey hudutlarında, tutmağa  devam etmekte, fakat bu yüzden çok zorlanmaktadır. Ruslar deniz ve hava yolu ile ve ideolojik  köprübaşıları kurarak bugün bir dereceye kadar Akdeniz'e ve güneye inmişlerdir. Fakat Türkiye  perdesi ayakta durdukça hedef asla gerçekleştirilemiyecek ve bunlar bir gün geri dönen yarım  teşebbüsler olarak kalacaktır. 

Onun içindir ki Türk seddinin Türkiye ucunu da çökertmek kuzey ihtirasının başlıca hedefi halindedir. Bu yoldaki gayretlerin bugün çok kesifleştirilmiş olması da hâlâ direnen bu parçanın, bu tek engelin de  bir an önce işini bitirmek düşüncesine dayanmaktadır. Kaldı ki Türkiye, ele geçirildiği takdirde,  Rusya'nın yumuşak karnının en iyi müdafaa kalesini teşkil edecek bir mevki ve vasıftadır.

Dün olduğu gibi bugün de, yarın da Çin'den Balkanlar'a kadar uzanan Türk seddi Asya'daki ve  dünyâdaki istikrarın temel bir unsuru olacaktır. Yalnız Türkiye ucunun değil, bütün Türk seddinin  ehemmiyeti başta Amerika olmak üzere hür dünya tarafından kavranıldığı zaman, Komünist Rus  tehdidi karşısında büyük bir müdafaa silahı keşfedilmiş olacaktır. Dünya anlamalıdır ki kuzey tehdidi ancak bu Türk seddinde durdurulabilir. 

Asya'nın bu belkemiği kırıldığı takdirde bütün güney yolları açılmış demektir. Henüz dünya  nizâmındaki önemi lâyıkıyle kavranmamış olan Türkiye'nin ve Türklüğün cihandaki yeri artık takdir  edilmeli, bunda gecikilmemeli, batılılar Türkiye'ye eski yanlış gözlükleriyle değil, bu gözle bakmağa,  çalışmalıdırlar. Bu geopolitik durum ne ölen ne kalan, ne batan ne çıkan Türkiye değil, çok kudretli bir Türkiye ister.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı