Türk Medeniyeti ve İslâmiyet

Seyyid Ahmed Arvasi 29.12.2013 3448
Vefatının 25. yılında Merhum Seyyid Ahmet Arvâsi hocayı rahmetle anarken, bir makalesini aşağıda sunuyoruz.

T
ürk Medeniyeti bir bütündür. O, Türk Milleti’nin tarih sahnesine çıkışıyla başlar, zaman içinde güçlenerek gelişir. Gelişimini “Türk kültür malzemesine” bağlı olarak sürdürdüğü için, orjinaldir.

M. Ö. 2500 veya 1700 yıllarında Asya bozkırlarında “küçük bedenli, kısa başlı,  geniş alınlı” atlarla dolaşan “savaşçı kavim” ile Türk-Altay Kültürü arasında bağ arayan pek çok ilim adamı vardır. Atı terbiye eden, demiri yoğuran, göçebe olmakla birlikte, kendine mahsus yurdu, aile ve cemiyet yapısı, teşkilâtı, hakanı, töresi bulunan ve “Tek Tanrı”ya inanan Türk Milleti, çok eski ve köklü bir medeniyetin sahibidir. O tarihlerde başlayarak İslâm dinine, büyük bir aşkla katılana kadar Türk, asırlar boyunca “Tanrı istediği için”, cihana hükmetmek için savaşmıştır… O zamanlarda dahi, Türk medeniyeti’nde iki muteber insan tipi vardır. “Bilge insan” ve “Alp”ler…

Haberdar olduktan sonra, bütün varlığı ve heyecanı ile İslâmiyet’e koşan Türk, hasretle beklediği “vahiy nizamına” kavuşmanın mutluluğunu tâ yüreğinde duymuştur. “Allah’tan başka ilâh yoktur” diyen, “cihad” emri ile “Alplik ruhunu” besleyen, “Âlimlerin hak yolda akıttığı mürekkebi, şehid kanından daha mübarek” tutan İslâmiyet, kısa zamanda Türk’ü fethetmekle kalmamış, Türk’ü, yeniden Türk’e buldurmuştur.

İslâm’dan önce, Budizm gibi, inzivayı teşvik eden, yaşama sevincini yok eden, kitleleri sahte mâbudlara ve putlara tapındıran, Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi, Allah’tan gayrı “Tanrılar” kabul eden dinleri deneyen ve karmaşık inançlar içinde bulunan Türkoğlu, gerçekten de İslâm’da kendini yeniden keşfetmenin de heyecanını tatmıştır. Kaldı ki, İslâm’dan önceki bazı inançlar, Türklüğün yok olmasına da sebep olmaktaydı. Şöyle ki, Tabgaçlar, Budizmin etkisi ile Çinlileşirken, Hazarlar Yahudi kültürüne yenik düşüyor, Peçenekler, Uzlar, Kumanlar, Macarlar ve Bulgarlar da Hıristiyanlığın tahribatına maruz kalıyorlardı.

İslâmiyet, millî kültür değerlerini inkâr ve tahrip etmeden yücelten “âlemşümûl bir din” olduğundan, “millî medeniyetlerin” güçlenmesine büyük imkân sağlar. İslâmiyet, milletleri zayıflatmaz, yok etmez; aksine güçlendirir ve korur. Nitekim, İslâm ile şereflenen milletler, bu dine samimiyetle sarıldıkları müddetçe, güçlü, sağlıklı ve parlak medeniyetler geliştirmeyi başarmışlardır. Türkler, Araplar, Farslar, Hintliler, Berberîler,… tarihi hayran bırakan üstün medeniyetler geliştirmişlerdir. Böylece, farklı milletlerin, farklı “kültür malzemesine” kendi iman ve esprisi içinde orijinal birer kompozisyon imkânı sağlayan İslâmiyet, birçok milletin “millî medeniyetine” damgasını vuran bir “üst-sistem” olmuştur. Bilindiği gibi, “üst-sistem” tâbiri, meşhur sosyolog P. Sorokin’e aittir.

Biz, “İslâm Medeniyeti” tâbirini, İslâm dinini kabul eden, çeşitli ve çok sayıda milletin “millî medeniyetlerine” yeni bir ruh, iman ve şuur kazandıran “ortak bir üst-sistem” mânâsında kullanıyoruz. İslâmiyet, bir “üst-sistem” olarak medeniyetlerin terkibini değiştirirken o, mîllî medeniyete kendi damgasını da vurmuş olur. Böylece gelişen, medeniyetlerden biri de “Türk-İslâm Medeniyeti”dir. Bütün tarihi boyunca “tevhidi” özleyen Türk Milleti, en az bin yıldan beri, tevhidin en muhteşemini savunan yüce İslâm güneşinin aydınlığında kültür ve medeniyetini, çağları hayran bırakacak ölçüler içinde geliştirmektedir. Milletimiz, bu ruh ve imanını ebedîyen kaybetmemek azim ve imanını daima göstermiştir ve göstermekte devam edecektir.


İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı