Türk Kimliği

Yakup Deliömeroğlu 12.03.2010 3378

A
yvaz Gökdemir'in, hazırladığı “Türk Kimliği” adlı eseri, 142 sayfa ve milliyetçilik bahsi, Türk milleti ve Türkiye, Anadolu medeniyetleri Türkiye halkları, din milliyet millî kültür, demokrasi, açık toplum, Türk kültürü ve mevlid başlıklarından oluşuyor. Gündemde yer almış ve almakta olan konuların, spekülasyonlara meydan vermeyecek tarzda ve güzel bir üslupla ele alındığı kitapta Türk kimliğine yönelik tesbitler yapılmaktadır. Yazar, kitabın önsözünde tevazu ile şunları söylemektedir:

"Bu kadar küçük bir hacim içerisinde Türk kimliğinin bütünüyle teşhis ve teşhir edilmesinin, sergilenmesinin imkânsızlığı aşikârdır. Burada, samimî, iddiasız bir üslûp içerisinde Türk kimliğinin bazı ana sütunlarıyla, bir kısım hususiyetleri işaret edilmeğe çalışmıştır."

  Kitapta uzun izahlardan sonra milliyetçilik şöyle tarif edilmektedir: "Milliyetçilik, fert ve toplum olarak bir şahsiyet ve izzetinefs sahibi olmaktır." İleriki sayfalarda ise şu görüşlere yer verilir: "Ferdin milliyet duygusundan uzaklaştırılması, millî kültürlerin bozulması ve yozlaştırılması, insan tabiatının bir nev'i tahribidir. Millet ve millî kültür aleyhtarı tutum ve davranışlar, ya bir suikasdin yahut da patolojik bir halin ifadesidir."

  Şahsiyetini korumak, geliştirmek ve gerçekleştirmek, sağlıklı bir kişilik sahibi olmak isteyen hiçbir fert, milliyetsiz olamaz. "Milliyetçilikten uzaklaştırılmış fert ve toplumların hâli, bir kimlik ve kişilik buhranı, yani bir nev'i nesebi belirsizlik demektir ki çözülmeye, bozulmaya, neticeten yok olmaya götürür."

  "Milliyetçilik, kökü insan ruhunun derinliklerine ulaşan, insana sağlıklı bir kişilik ve emin bir kimlik kazandıran psikolojik ve sosyal bir zarurettir."

   Gökdemir, "Bir milliyetçi ne ister?" sualine ise şu cevabı veriyor: "Her şeyden önce, milleti için istiklâl yani bağımsızlık ister, kendi vatanında kendi bayrağı altında, milletinin kendi başına buyruk ve kendi efendisi olarak yaşamasını ister. Bu yoksa, varını yoğunu ortaya atarak istiklâle ulaşmağa, yabancı işgal ve boyunduruğundan kurtulmağa çalışır. İstiklâli varsa, onu korumak ve tam istiklâl haline getirmek baş endişesi ve gayesidir ki, bu da maddî ve manevi kalkınma, ekonomi ve kültürce yükselerek kudret kazanma demektir. Dünyada âcize hak yoktur. Âcizin hiç bir şeyi olmadığı gibi, istiklâli de olamaz ve kalamaz."

  "Bugün Türkiye'de, maalesef, vatanı kuran, kurtaran ve yaşatan kanı, imanı, irfanı inkâr edenler, yok saymak, yok hükmünde tutmak, mahkum vaziyette bırakmak isteyenler var. Türküm ve Müslümanım demeyi suç-kabahat halinde görenler ve gösterenler var. Fakat şükürler olsun ki her devirde olduğu gibi, nefes aldığı sürece kanının, imanının ve irfanının davacısı olacak milletin öz oğulları ve kızları da var."

   "Batı âlemi ile kaynaşabilmek, dostluk ve ittifak bağları kurabilmek için de kökümüzün ve kültürümüzün onlarınki ile aynı olması gerektiğini zannedenler çıktı. Hâlâ da var." "Batıya hayran olduğu ve kendi kökünden utandığı için uygun ve utanılmayacak bir kök arayanlar, "Türkiye" diyebilmek için Anadolu'nun bütün tarihine ve Anadolu toprağının bütün kültür katmanlarına sahip olmamız gerektiğini düşünenler, Batı dostluğu için onlara akrabalık hısımlık peşinde olanlar."

   "Bütün bunların dışında, bu Türkiye kültürleri" "Anadolu medeniyetleri" iddialarının gerisinde, Türkiye'nin üniter millî devlet olduğu gerçeğini yaralamak ve yıkmak, Türkiye'nin Türklerin değil de" Anadolu kavimlerinin", "Türkiye halklarının" vatanı olduğu, Türklerin burada olsa olsa, kavimlerden bir kavim olarak bulunduğu hainane iddiasına zemin hazırlamak niyetleri de su yüzüne çıkmağa başladı."

  "Anlaşılıyor ki, Türk'ün bin yıldır bu topraklarda eriyip yok olmadan ayakta kalmasına, birilerinin canı sıkılıyor. Bizi bin yıllık vatanımızda garip ve yabancı bırakmak istiyorlar."

  "Türkiye Cumhuriyeti bir etnik gruba mâl edilemez" diyerek, Türk milletini kendi vatanında, kendi bayrağı altında bir etnik gurup mertebesine düşürmek isteyenler, nihayet baklayı ağızlarından çıkardılar... Bu tertibin kökü dışarıda, ajanları içimizdedir. Gaflet ve dalalet erbabı da, her zaman olduğu gibi, bunların aleti ve kör idrakli yandaşıdır."

  "Biz, Meriç nehri ile Ağrı Dağı, Karadenizle Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ile Kuzeybatı Anadolu arasında yaşayan herkesi, Türklük duygusu ve şuuru taşıyan herkesi, dini ve dili farklı olsa da, devletimize sadık bütün vatandaşlarımızı, insan, dindaş, vatandaş ve millettaş sıfatiyle kardeşbilir ve kardeş diye bağrımıza basarız."

  "Türkiye'de "halklar" yok, Türk halkı, Türk milleti vardır. Türk milleti, Türkiye'de "etnik gruplardan biri" veya "bir etnik grup" değildir. Vatanın ve devletin gerçek ve rakip tanımaz, ortak kabul et mez biricik sahibidir. Yekpare, bölünmez bir millettir."

Kitapta demokrasi ile ilgili bazı tesbitler de şöyle:

  "Biz öteden beri, demokrasiyi milliyetçilikle birlikte ele alan bir dikkat içerisindeyiz. Çünkü bu iki mefhum aynı kaynağa bağlıdır, biri diğerini gerektiren, ikisi birbirini tamamlayıp bütünleşen kardeş mefhumlardır. Kaynak millettir. Millet yoksa veya yok sayılırsa, milliyetçilik de olmaz, millî irade rejimi demek olan demokrasi de olmaz."

  "Milleti devre dışı bırakan, "millete rağmen" lik iddiası veya özelliği taşıyan bir idare tarzını, bugünün Türkiyesi'nde milliyetçilikle bağdaştırabilmek, bence, imkânsızdır. Demokrat olmayan bir milliyetçilik "abestir". Hem büyük millet, muhterem millet, kültürü istiklâli olan millet diyeceksiniz, hem de onu hürriyete, kendi kendini idareye ehil saymayacaksınız, böyle şey olmaz. Milletini hor gören, milletini sopa ile güdülecek sürü sayan bir milliyetçilik olamaz."

Sivil toplum ile ilgili görüşlerini ise bölümün sonunda şöyle ifade eder:

 "Kıyamete kadar Türkçe konuşan ve kelime-i şahadet getiren bir millet olarak kalmak ve elbette çağın ilmî teknolojik donanımı ile donanmak istiyoruz. Hedefimiz sanayileşerek bir refah toplumu olmaktır. Bunu beceremezsek sürüneceğimizi, bunu yaparken kökümüzden koparsak da düşeceğimizi biliyoruz. Bunun için de hep kökümüzün üzerinde yükselelim diyoruz."

  Hülâsa, Türk kimdir? Türkiye niçin vatanımızdır? ve günümüzün hayatî konuları üzerinde odaklasan bu küçük hacimli kitap, düşünce ve inanç dünyamızın ortasına atılmış bir avuç kor gibi. Türk milliyetçilik ve vatanseverliğinin çağdaş bir manifestosu niteliğindeki bu veciz satırlar, erişebildiği her temiz vicdanı mutlaka tutuşturacak, her kulakta behemahâl yankı uyandıracaktır.


Kaynak: Türk Yurdu

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı