Türk Dünyası Bakanlığı Kurulmalı

Meryem Aybike Sinan 30.06.2022 1215
B
izim ilk gençlik yıllarımızın en büyük hayali idi.

Müstakil bir “Türk Dünyası Bakanlığı” kurulacaktı günün birinde. Merhum Alparslan Türkeş’in bu konuda verdiği pek çok kanun teklifi de vardır ve bu bizlere yıllar yılı ilham kaynağı olmuştur.

Bugün bu düşüncemizi dile getirdiğimizde hemen önümüze TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, YTB gibi kurum ve kuruluşları gösterip işte bu işi gören müesseseler var ya, diyorlar! Adı geçen müesseselerin Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olduklarını hemen belirtelim.

Evet bu güzide kuruluşlar var ve bazıları gerçekten de çok mühim hizmetler veriyor. Ancak bu kuruluşlar sadece Türk Dünyasına hizmet etmiyor ki… Zira bu müesseselerin hepsi bütün dünyada faaliyet gösteriyor. Açılımı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar olan YTB, Afrika’daki gençlere ve çocuklara da burs veriyor mesela! Afrika ile nasıl bir akrabalığımız olduğunu açıkçası hâlâ anlayabilmiş değilim!

Türk Dünyası ülkelerine her gittiğimde bu fikrim depreşiyor zira yarım kalan projeler, gözden kaçan bölgeler, çözülmemiş meseleler bir bir karşıma çıkıyor. Orta Asya bozkırlarında Türkiye hasreti ile yanıp kavrulan Türk gençleri var. Afrikalı gençlere verilen bursların buralara aktarılması yarınlarımız için daha hayati değil mi?

Bir de bu teklifime karşılık olarak “Türk Devletleri Teşkilatı” var deniliyor… Allah’a şükür var ancak bunun bir çatı müessese olduğunu belirtelim. Bu müessesede ülkemiz bir temsilci, yani bir memur, diplomat tarafından temsil ediliyor.

Türkiye, Türk Dünyası Bakanlığı gibi bir bakanlık kurduğu takdirde saydığımız bu kurumların tümü bir araya gelmiş olacak. İstişare, meselelere detaylı bakabilme melekesi, müesseseye ait bütçenin dengeli dağılımı, sık sık yeni hedefler koyma stratejisi, hesap verebilme, ilgili kardeş ülkelere özel yapıcı, kalıcı ve pratik politikalar belirleme gibi pek çok alan açılacaktır.

Bu bölgelere yatırım için gidecek iş insanlarına yeni projeksiyonlar kazandırma, üniversiteler arasında koordinasyon, kamu diplomasisi sahalarında iş birliği, kültür ve sanatta geniş halk kitlelerine inen yepyeni politikalar ortaya koyma vs...

Biz Orta Asya Türk Cumhuriyetlerini diğer ülkelerle aynı kefeye koyamayız, koymamalıyız. Böyle bir bakanlığın olmaması sebebiyle bütün iş ve işlemlerimiz hızlı bir şekilde ilerlemiyor.

Merhum Alparslan Türkeş’in o büyük hayali artık gerçek olmalıdır.

Büyük Türk Nazarbayev’in “Türk Konseyi” akabinde “Türk Devletleri Teşkilatı” diye formalaştırdığı bu ortaklık, Türkiye’nin “Türk Dünyası Bakanlığı” kurmasıyla daha da güçlenecektir. Böyle bir Bakanlığın varlığı kardeş ülkelere de ilham kaynağı olacaktır.

Türk Dünyası Bakanlığı, bütün enerjisini kardeş ülkelerle yakın iş birliğine harcayacağı için bazı hedeflere daha hızlı varmak mümkün olacaktır. Turan koridoru Çin koridoruna dönüşmeden elimizi çabuk tutmak, büyük hedefler ortaya koymak bütün Türk Dünyasının yararına olacaktır.

Türk Cumhuriyetleri bugün 30 yaşında.

Otuz senede Türkiye olarak daha fazlasını yapabilirdik. Ancak bazı şeyleri kısmen yapabildik. Çok zaman kaybettik. Daha fazla zaman kaybetmeye tahammülümüz yok zira Güney Asya fokurduyor, iklim değişiklikleri, aşırı nüfus yoğunlaşması, siyasi istikrarsızlıklar, sağlıklı suya ve gıdaya ulaşamama gibi pek çok etken var. Büyük göç hareketleri başladığında çok geç olabilir. Bu gerçekler, çok yakın vadede Türk topraklarını bekleyen muhtemel tehlikelerin başında geliyor ve bu gelişmeler bizim ülkemizi de tehdit ediyor.

Hasılı Türk milliyetçilerinin yarım asrı bulan “Türk Dünyası Bakanlığı” tasavvuru artık tozlu raflardan indirilip bir icraata dönüşmeyi bekliyor...




İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı