Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi: Kızılelma

Halil Delice 05.12.2009 8654
K

ızılelma; Türkler, özellikle Oğuz Türkleri ve onların torunu Selçuklular ile Osmanlılar arasında, cihan hâkimiyetinin sembolü olarak ifadesini bulmuş bir mefhum, ülkü mefkuredir... Buna kısaca, "Cihan Hakimiyeti Mefkuresi" denmiştir.

   Kızılelma, Türklerin yaşadıkları bölgeye göre batı yönünde ulaşılması gereken hedef... Bazen bir belde... bazen de bir ülkedeki taht... veya mabet üzerinde parıldayan ve cihan hakimiyetini temsil eden som altından yapılmış kızıl renkli altın bir elmadır....

   Milletleri Nizama Soktum

   O günden bugüne, Kızılelmanın; dünya hakimiyetinin simgesi olduğu... dünyaya hakim olmak için, ik önce batıya hakim olmak gerektiği söylenmektedir.

    İşte bu sebeple; Türk hükümdarları, hep batıya yürümüşler, devletlerini batıya doğru büyütmüşlerdir. Oğuz Han, Atilla ve bunları takip eden Selçuklu ile Osmanlı devamlı batıya yürüdüler, dünya hakimiyetini, devleti ebed müddeti batıda aradılar. Altın kızıl elma, bazen zaferin işareti, bazen hâkimiyetin sembolü, bazen de fethedilmek üzere hedef seçilen yerin sembolü olmuştur. Türklerde, çok eski töreye dayanmaktadır Kızılelma.

    Kızılelma hedefi, Selçuklulara, oradan da Osmanlılara geçmiştir. Osmanlı Türk Hakanları, Macaristan'daki Kızılelma'nın bulunup ele geçirilmesinden sonra...batıda, Viyana, Roma gibi yeni kızılelmaları hedef göstermişlerdir   Türkler, müslüman olmazdan önce de inandıkları Tek Tanrı'nın, dünya hâkimiyetini kendilerine ihsan ettiğine iman etmişlerdi. Bunu Bilge Kağan'ın; "Tanrı irade ettiği için tahta oturdum; dört yandaki milletleri nizama soktum" sözlerinden anlamaktayız.

   Turdı Han'ın, 598 yılında Bizans İmparatoru Maurikianur'a gönderdiği mektupta geçen; "Dünyada yedi iklimin efendisi ve yedi ırkın kağanı..." ibaresi,Türk milletinin İslâmiyet'ten önceki dönemde de Tanrı tarafından kutlu kılınmış olduğu inancını göstermektedir.

    Bu inanç, Türklerin İslâmiyet'i kabul etmelerinden sonra da devam etmiş ve kendilerinin, Allah tarafından dünya nizamını, adaleti sağlamak için gönderildiklerine inanmışlardır. Zira Türk insanının mücadeleci ruhu ve cihan hâkimiyeti ülküsü, İslâmî inanışa da uygundu. İslamiyet'ten önce kahramanlara verilen “alp” 'lik unvanı, İslâmiyet'ten sonraki dönemlerde “alperen” şeklini almıştır.

Mazlumların Koruyucusu

Topkapı Sarayı'nın en dış kapısı Bab-ı Hümayun'un sağ üst tarafında, “Zıllullahı fil erdi, veliyyihi külli mazlûmin” yazmakta... Bu ibare; yeryüzünde Allanın adaletini yerine getirici, onun adına hükmeden ve bütün mazlumların koruyucusu, demektir.Ve...kızılelmanın ifadesidir.

    Eski dönemlerden itibaren, dünya nizamını sağlamak üzere mücadele eden Türk milleti, islâmiyet'i kabul ederek maddî ve manevî yönden bir yükselişe erişmiştir.

    Türklerin İslâmiyet' kabul etmesinden sonra ise, İslâm dîninin bütün Müslümanlara emri olan "İ'lâ-yı Kelimetullah" (Allah'ın dînini yeryüzünde üstün kılmak) gaye ve hedefi, Kızılelma ile bütünleşmiştir.

     Selçuklu ve Osmanlıların çeşitli dönemlerinde de rastlanan Kızılelma, artık müşahhas şeyleri (ülkeler, tahtlar, saltanatlar vs.) sembolize etmeye başlamıştır. Nitekim fetihten önce... asker ve halk arasında Kızılelma, Hazreti Peygamberin fethini müjdelediği istanbul için kullanılırken, istanbul'un fethinden sonra Viyana, Roma gibi meşhur Hıristiyan şehirlerini ve bütün Firengistanı ifâde etmeye başlamıştır.

    Hint ve Çin ülkelerini topraklarına katan Oğuz Han'ın elde etmek istediği ilk Kızılelma Pe-kin'dir. Batılıların Tanrının Kılıcı diye isimlendirdiği Atilla'nın hedefi batıdır. Ares Kılıcı olarak isimlendirilen ve dünya hakimiyetinin vasıtası kabul edilen kılıç, Atilla'nın, Kızılelma olarak batıyı seçmesine sebep olmuştur. Osmanlı'dan tam 800 yıl önce.

     Osmanlı'nın ilk kızılelması, Anadolu'da beylikler dönemine son verip Türk birliğini sağlamak olmuştur. Sadece Türk milleti için değil... Dünyadaki bütün milletler için kavşak noktası istanbul...,Osmanlı'nın büyük Kızılelmasıydı. İslanbul, Fatih Sultan Mehmet'in dahiyane idare ve olağanüstü iradesiyle, Türklerin hâkimiyetine girer.

    İstanbul Fethedilecektir

    Hazret-i Muhammed'in; "İstanbul muhakkak fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan ve onun askerleri ne güzel askerlerdir" hadisi ile müjdelenen ideal, hayata geçirilir, istanbul'un fethi ile olgunlaşan Kızılelma... Türk'ün, dünyaya hâkim olma duygusunun bir ifadesi oldu istanbul'un fethinden sonra, Türk milleti için Kızılelma, Roma'ya, St.Pierre'nin kubbesine taşınır.

    Burası Katolik dünyasının kalbidir. Türklerin hedefi artık Romadır. Fatih döneminde yapılan Otranto (İtalya) seferinin sebebi de budur. Roma Kızılelmasının düşürülmesidir. Atilla'dan sonra Roma'yı düşürmek Osmanlı Türklerinin büyük hedefleri arasındadır. Bir efsane Kızılelmanın Roma'ya taşındığını anlatır ve Türk'ü Roma'ya koşturur.

     Türkler için Kızılelma... yaklaştıkça uzaklaşan, ancak uzaklaştığı oranda cazibesi artan idealler ve yüce hayallerdir. Asırlar ilerledikçe... ülkeler ve şehirler fethedildikçe, Kızılelmanın temsil ettiği yer de değişmiş... Kızılelma, pâdişâhın sefer murâd ettiği yerler olmuştur. Pâdişâh ise yalnız ve yalnız, "İ'lâ-yı Kelimetullah'' için bu işi yapmaktadır.

    Padişahımızın Gitmek İstediği Yer

     Kanuni Sultan Süleyman, askerleriyle sefere çıktığında, bütün Yeniçeri askerleri, "Kızılelmaya, Kızılelmaya" diye bağırınca, ileri gelenleri topladı ve Kızılelmanın neresi olduğunu sordu. Kimisi, Roma, kimisi Viyana, kimisi ise Paris, dedi. Padişah, bütün bu cevaplan beğenmedi. Dışarda, Otağ-ı Hümâyûn'a en yakın bir yeniçeri askerinin getirilmesi istedi:

    Aynı suale ona da sordu. Cevap, Türk milletinin binlerce yılda oluşan milli şuurunun ifadesiydi...

    Yeniçeri, "- Kızılelma; hünkarımızın gerçekleştirmemizi istediği hedef, gitmemezi istediği diyardır", cevabını verir.

    Nitekim, akıncıların dilerinden düşürmediği "Buna ermeydanı derler" türküsünde de "Bu yolun erkânı imanım Hünkârdan gelir" diyerek buna işaret edilmektir.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı