Tarih ve Türk Milleti

A. Selçuk Emre 05.02.2014 3683

T

arih, insanlığın mazisi boyunca insanların yaptıklarını anlatır. Devrimize kadar gelip geçen bütün toplulukların, kültüre, medeniyete, kısaca insanlığa hizmet eden milletlerin hâtıralarını ihtimamla saklayan tarih, muhakkak ki, Türkler için müstesna sahifeler ayırmıştır.

Türkler dünyanın en eski ve en büyük milletlerinden biridir. Son yıllarda Orta Asya’da yapılan arkeolojik araştırmalara göre, tarihimiz milâddan önce 2750 yıllarına kadar gitmektedir. Beş bin seneye yakın bir zaman kesintisiz olarak yaşamak her millete nasip olmayan bir mazhariyettir ve büyük milletimizin hayatiyet, canlılık, yaşama, azim ve kudretinin de bir işaretidir.

Meselâ 1500 yıl önceleri bir Alman, bir Fransız veya İngiliz milleti mevcut değildi. Orhun kitabeleri, Türklerin daha sekizinci asırda gelişmiş bir edebî dilleri olduğunu göstermektedir. Batılıların büyük çoğunluğunun kendilerine ait bir alfabeye sahip bulunmadıkları o çağlarda Türkler kendi alfabeleri ile okudyup yazıyorlardı.

Eski Yunanlıların, Romalıların, Cermen kavimlerinin İslâvların, Hindliler ve İranlılarla birlikte, ataları olan Hind, Avrupalıların tarih sahnesine çıktıkları anlarda Türklerden kültür ve medeniyet aldıkları gün geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır.


Dünya medeniyet tarihe yeni ufuklar açan eski Türklerin kendine mahsus bir hukuk nizamı bir inanç sistemi ve bir san’atı vardı. Hususi hukuk hükümlerini olduğu kadar âmme hukuk esaslarını da ihtiva eden töreye göre kadına hürmet edilirdi, âile müessesesi kutsaldı, zinanın cezası idamdı, hırsızlık yasaktı, barış zamanında silah çekmek şiddetle menedilmişti. Bundan dolayı katil, cinayet gibi suçlar çok nadirdi. 


İnsana sırf insan olduğu için saygı gösterilirdi. Bu sebeple toplum ve fertler arasında ayırım yapılmazdı. Eski Türklerde, insandaki hissini çiğneyen her türlü sosyalist eğilimden uzak, çok kuvvetli bir sosyal adalet duygusunun mevcudiyetini gösteren bu durum oldukça gelişmiş bir demokrasi hayatının da varlığını ortaya koyar.


Birçok kavimlerin çok tanrıcılık inancında bulundukları ve bunlara ait efsanelerle oyalandıkları devirlerde Türklerin tek tanrı inancına doğru kuvvetli bir adım attıkları görülmektedir. Zaman geçtikçe sağlamlık kazanan bu düşünce, 10. yüzyılda atalarımızın İslâmiyeti kabul etmelerini kolaylaştırmıştır.


Evvelce Budizm, Manihaizm, hatta Hıristiyanlık ve Musevilik gibi dinlere de intisap ettikleri bilinen Türkler, her halde, hiçbir dinde kendilerini İslâmiyetteki kadar bahtiyar hissetmemişlerdir. İslâmiyetin ciddiyet, vekar, yardım ve saygı şiarları Türk ahlâkına tamamen uyuyordu. Adalet, eşitlik ve diğer mevzularda İslâmın asaleti, Türk karakterinde aksediyordu. 


Askerlikte ve orduların teşkilinde Türkler eski dünyanın hocası durumunda idiler. Çinliler, Romalılar, Bizans ve başkaları askerlerini Türkler gibi teşkilâtlandırmışlardır, onların kullandığı silahları kullanmışlardır. Süvarilik, Türkler vasıtasiyle bütün dünyaya yayılmıştır. Ortaçağ Avrupası ilim ve medeniyeti Türklerden ve de Müslüman milletlerden öğrenmiştir.


Muhteşem mazisi ile övünen Türk istikbale gururla bakmakta haklıdır. 





İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı