Tarih Şuuru

Rahim Er 22.04.2016 3346
B
resim
 
ir şeyin şuurunda olmak, onu idrak edebilmektir. Farkında olmak, bilmek, tanımak, derinlemesine kavramak ve yaşamaktır. Hayatımızın olmazsa olmaz idrak mecburiyetleri vardır. Bunların şuurla kavranması gerekir. Din şuuru, dil şuuru, tarih şuuru ve gelecek şuuru.

Bir millet, bu dört sütun üstünde yükselir. Ne yazık ki son bir asırda millet varlığındaki bu dört unsurun dördüyle de oynandı. Din ötelendi, lüzumsuz sayıldı, geri kalmışlığın sebebi gösterildi ve daha bir sürü ithamla karalandı. Nice milyon nesil, İslamiyeti tanımaz ve yaşamaz oldular. Dini hayat içten ve dıştan tahribata uğradı.

Dil şuuru, en büyük darbeyi harf inkılabıyla yaşadı. Milyonlar bir gecede "kara cahil" durumuna düştüler. Harfle oynanmakla kalınmadı kelimelerle de oynandı. Çok katı bir şekilde dil ırkçılığı yapıldı. Masa başında, uydurulan kelimeler, bin yıldır kullandığımız, binlerce eser verdiğimiz kelimelere musallat edildi.

Tarihle, tarihî hadise ve simalarla da irtibat koparıldı. Belli bir ideoloji ve o ideolojinin başındaki insana yaramayan zafer bile olsa unutturuldu, görmezden gelindi. Binlerce senelik tarih, üç beş zaferle geçiştirildi. Kahramanlıklar sadece bir kaç isme mal edildi. Bir kaç isme mal edilemeyen savaşlar ve zaferler yok sayıldı. Bütün bunlar ağır yaralar alınca hâliyle yeni nesillerde hayal edebilme, tefekkür edebilme ve istikbali kucaklama gayreti dumura uğradı.

Bunlar olurken bir taraftan da sürekli biçimde batının üstün olduğu propagandası yapıldı. Netice olarak nesiller ya batı özentili ve kökünden kopanlar, ya yabancı ideolojilere kapılanmışlar şeklinde ziyan oldu. Ailelerin gayretleri ve hamiyetperver bazı insanların çalışmalarıyla yeni nesillerden pek azı yerli ve millî şuurla yetişebildi. Yakın zamanlara kadar manzara böyledir.

Bundan dolayıdır ki din, dil, tarih ve gelecek şuurumuzun yeniden sorgulanması, eksiklerin tesbiti gerekir. Bu bir hesaplaşmadır, yüzleşmedir ve doğruyu arama çalışmasıdır. Maddi kalkınma yetmez, mânevi kalkınma da şarttır. İslamiyet, edebiyat, tarih ve diğer sosyal ilimlerde ciddi mânâda ilim adamı boşluğu var. Şimdilerde gençler arasında tarihe merak dönemi başlamış bulunuyor. Bu merak sahiplerinin yanlışa yönlendirilmemesi gerekir. Bu da ancak imzasının haysiyetine düşkün tarihçilerin varlığıyla mümkün. Tarih, sırf hamaset olamaz.

Bütün tarihimiz olmasa bile şimdilik III. Selim'den bu yana tarihimizin yeniden kaleme alınması gerekir. Her şey yerli yerine oturmalı. Mağlubiyeti de zaferi de hakkıyla bilmeliyiz. Bu dönem tarihi yazılırken tabii ki bütün sosyal ve siyasi hadiseler tahlil edilmelidir. Bugün Çanakkale Zaferi bile layıkıyla bilinmemekte. On yıllar boyu tarafgirâne verilmiş, bir müdafaa harbi son zafer tarzında sunulmuştur. Halbuki bunun öncesinde 1897 Teselya Zaferi ve sonrasında 1916 Kut Zaferi vardır.

Dünya çapında söz sahibi din, tarih, edebiyat ve diğer dallarda sosyal ilim adamlarımızın, fütürologlarımızın yetişmesi lazım. Hiç bir mevzu yanlış öğretilmemeli, kimsenin ne hakkı yenmeli, ne haksız biçimde övülmelidir.

Bedir Harbinden bu yana bütün şehit ve gaziler başımızın tâcıdır. Onlara olan hürmetimizle sorumlu davranılmalı.

Doğrular çoğalınca husumetler azalır.

Bütün ecdadı, bütün şehitlerimizi rahmet ve dualarla yâd ediyoruz.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı