Suriye’de Türk Mezarı

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci 26.03.2014 3623

T
arihî an’anelere göre, Osmanlı Devleti’ni kuran Kayı boyunun Karakeçili aşireti, IX. asırda Selçuklularla beraber İran’ın Merv ve Mâhân mıntıkasına inmiştir. Malazgirt Harbi’yle batıya gelip, Anadolu’nun fethine iştirak etmiştir. Aşiretin beyi Kaya Alp, Artukoğullarına tâbi bir bey olarak Ahlat’a yerleşti. Harzemşahların yaklaşması üzerine, aşiret halkı, yurtlarına geri dönmek istedi. Kaya Alp’in yerine geçen oğlu, bunu kabul ederek, halkıyla beraber güneye yöneldi. Fırat nehrini geçmek üzere atını sürdü; ancak önü yar idi; suya kapıldı. Kendisini Ca’ber Kalesi eteklerine defnettiler. Tarihçiler bu kalede sonraları Düğer Türkmen aşiretinin hâkim olduğunu ve buraya Türk Mezarı dendiğini ittifakla kaydeder.

Soyu üç kıtayı tuttu 

Takriben 1227’de cereyan eden bu hâdise üzerine, iki oğlundan Sungur ve Gündoğdu bir kısım aşiret halkı ile geri döndüler. Ertuğrul ve Dündar adlı diğer ikisi, tarihî bir karar vererek kaldılar. 400 çadır (hane) halkı ile Pasin ovasındaki Sürmeli Çukur’da yurt tuttular. Bilahare Ankara, ardından da Eskişehir’e hicret ederek; Selçuklu Sultanı tarafından Söğüt ve Domaniç’e uçbeyi yerleştirildiler.

3 kıtayı tutan 6 asırlık imparatorluğun atası, bu şanlı şehidin adı nedir? Osmanlı tarihçilerinin Şükrullah, Oruç Bey, Âşıkpaşazâde, Neşrî gibi ekserisi Süleyman Şah olduğunu söylerken; Enverî, Karamanî Mehmed Paşa gibi nisbeten daha eskiler, Gündüz Alp ismini verir.

Muhtemelen Anadolu’yu Türklere yurt yapıp, Anadolu Selçuklu Devleti’ni kuran; Antakya’yı fethettikten sonra 1086’da Suriye’deki bir muharebede şehid düşerek Haleb kapısına defnedilen Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın parlak ismi ile karıştırılmaktadır. Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan da Musul dönüşü Fırat’ta boğulmuştu. Netice itibariyle Mezar-ı Türk’de yatan zât, Ertuğrul Gazi’nin babasıdır. Ancak isminde ihtilaf vardır. Bu ihtilaf, Gündüz Alp’in İslâmî isminin Süleyman Şah olduğu söylenerek giderilebilir. Zira Türkler Müslüman olduktan sonra, hem an’anevî Türk isimlerini, hem de İslâmî bir ismi beraber taşımışlardır: Abdülkerim Satuk Buğra Han gibi.

Osmanlılar, Türk Mezarı’na kıymet vermişler; hatırasını yaşatmışlardır. 1918’de Suriye, düşman işgaline uğradıktan sonra bile, henüz Osmanlı Devleti ismen de olsa yaşadığından, 1921’de Boyabatlı Yusuf Kemal [Tengirşek] ile Franklin Bouillon arasında imzalanan ve Suriye hududunu çizen Ankara İtilâfnâmesi’nde, Süleyman Şah Türbesi üzerindeki Türk hâkimiyeti Fransızlar tarafından tanındı. Metnin 9. maddesi şöyledir: 

“Sülâle-i Osmaniyye’nin müessisi [kurucusu] Sultan Osman’ın büyük pederi Süleyman Şah’ın, Ca’ber kalesinde kâin ve Türk Mezarı nâmıyla ma’ruf merkadi [kabri], müştemilâtıyla beraber Türkiye’nin malı olarak kalacak ve Türkiye orada muhafızlar ikâme ve Türk bayrağı keşîde edebilecektir”. Lozan’da da bu hüküm teyid olundu. O zamandan beri Türk toprağı sayılan Süleyman Şah Türbesi’nde Türk bayrağı dalgalanır ve bir müfreze asker bekler. 1956 tarihinde Suriye hükümeti ile yapılan mutabakatta, türbedeki askerlerin her ayın 7’sinde nöbet değiştirmesi ve 20’sinde ikmal alması kararlaştırıldı.

Baraj tehdidi

Yavuz Sultan Selim’den kalma 10x5 metre ebadındaki mihrablı türbe, Selçuklu motifleriyle süslü, çöl tarzı kerpiçtendi. Son olarak atalarının ve Türk büyüklerinin hatıralarına verdiği ehemmiyetle tanınan Sultan Hamid tarafından tamir edilmişti. Sürgünde yaşayan meşhur 150’lik muharrir Refik Hâlid (Karay), türbenin içler acısı vaziyetini 1929’da bir yazısında tasvir eder. Bunun üzerine 1936’da da Maarif Vekâleti tarafından tamir görmüştür. Türbede üç sanduka bulunmaktadır. Ortadaki Süleyman Şah’a, diğer ikisi oğlu ve aileden birine aittir. Buraya bir türbedar bakar. 600 m2 tel örgü içindeki türbenin yanında bulunan ve 1938’de yaptırılan karakolda, Akçakale jandarma kumandanlığından askerler nöbet beklerdi. Beyaz badanalı duvarları ve kiremitli çatısıyla, mıntıkanın en ihtişamlı binasıydı.

Suriye müstakil olduktan bir müddet sonra iktidarı ele geçiren Baas rejimi, Osmanlı izlerini silme gayesi çerçevesinde; 1966’da inşaına başlanan Tabka Barajı altında kalacağı için mezarın Türkiye’ye taşınmasını istedi. Türbe, Haleb’e bağlı Karakozak köyüne taşındı. Baraj 1973’te bitti. 2006’da Ca’ber Kalesi’ne de tehdit eden Teşrin Barajı inşaı sebebiyle, türbenin altı doldurulup yükseltilerek mesele çözülmeye çalışıldı; 15 askerin bulunduğu karakol da yeniden inşa edildi. Şimdiki türbe ile müştemilatı 10 dönüm toprak üzerinde ve Türkiye sınırına (en yakındaki Suruç’un Mürşitpınar köyüne) 30 km mesafededir.


İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı