Soyu-Sopu, Dili Belli Bir Millet: Osmanlı

Prof. Dr. Osman Kemal Kayra 21.08.2021 1630
O
resim

smanoğullarının 15. asır hânedân târihçisi Beyâtî’ye göre, Osman Gâzî, Mete’nin 46. kuşak torunudur. Mete de Alp Er Tunga’nın 13. kuşak torunu olduğuna göre Ertuğrul Gâzî Alp Er Tunga’nın 58. kuşak ve Mete’nin 45. kuşak torunu oluyor.Türkler soylarına o kadar bağlıdırlar ki, rivâyete göre Süleyman Şah (asıl adı Kayıhanoğlu Gündüz Alp Bey ) Câber yakınlarında Fırat’ı geçerken boğulmuştur ve “Türk mezarı” denen yere gömülmüştür. Burası Osmanoğullarınca ve Türklerce en millî yerlerden biri sayılmıştır. Öyle ki Sûriye içinde kaldığı hâlde 1923’te Lozan Antlaşması’na göre Fransa tarafından Türkiye’ye bırakılmış ve burada Türk bayrağı çekmek ve Türk askeri bırakmak hakları tanınmıştır. Osmanlı’da Türkler ve diğer tebaa, (Müslüman olmayandan alınan vergi) hâriç, aynı haklara sâhiptir.

Türklerin ayrıca imtiyazlı olmalarının tek sebebi Türkçedir. Türkçe bilmeyenin Müslüman da olsa devlette görev alması mümkün değildi. Yemen’de de, Macaristan’da da, Habeşistan’da da, Cezâyir’de de tek resmî dil Türkçeydi. Hânedânın çok saf bir Türk menşei olan Kayı Boyu’ndan ve Karakeçili aşîretinden gelmeleri ve dâimâ bununla övünmeleri Türklüklerini muhâfaza etmeleri bakımından çok önemliydi.

Pâdişahların tamâmına yakını Arapça ve Farsça bilmelerine rağmen bu dillerle konuşmayıp yalnız Türkçe konuşmaları da mühim bir unsurdur. Pâdişahla muhâtap olmak isteyen halk da Türkçe bilmek zorundaydı. Öyle ki bu konuda çok hassas olan II. Abdülhamîd’le daha yakın olabilmek için Türkçe öğrenen sefirler olmuştur.Devletin bütün eğitim, kültür, adâlet ve diğer mekanizmasını mutlak olarak elinde tutan ilmiye sınıfında Türk olmayan Müslüman kavimlerin nispeti hiçbir devirde 10’ da 1’ i bulmamıştır.

 İlmiyye sınıfında fıkıh ve tefsir dersleri bile Türkçe okutulurdu. Tabîî ki dînî terminolojinin aslî dili Arapça olduğu için ilmiye sınıfı Arapça ve Farsçayı iyi bilir, duâ metinlerini Efendimiz’in kelâmı gibi de okurlardı. Halk içinden yaptığı duaları şüphesiz kendi diliyle, yâni Türkçe yapardı. Osmanlı soyu, asıllarını hiç unutmadı; Türklüklerini hiç inkâr etmediler. Aslâ küçümsemediler.

Yıldız Sarayı’nda bir Türk bahçıvanı “Pis Türk” diye azarlayan Arnavut tüfekçi subayının sözünü pencereden duyup başını uzatarak “Ben de Türk’üm” diyen II. Abdülhamîd’in karşısında subayın ödü kopmuştur.Osmanlı Devleti 1400’lü yıllardan sonra artık eski kabîle topluluğu değil bir cihan devleti olmaya başladı. Bünyesindeki gayr-i Türk ve gayr-i Müslim tebaa genişledi. Bunların idâresi için devlet mesûliyeti yüklenmeleri gerekiyordu. Bunlara kilit noktalar hâriç, önemli görevler verildi.

Padişahlarınların ve halkın ataları önceleri Orta Asya geleneğiyle Alp, Tigin, Savçı, Gündüz, Sungur gibi isimler koyarlardı. Karahanlı, Gazne ve Büyük Selçuklularda bu uygulama bir İslam adıyla geleneksel hâle getirildi. Abdülkerim Satuk Buğra, Muhammed Alpaslan vb. gibi Sonra bu gelenek unutuldu.

 




İlgili Makaleler

Kültürümüz
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
I 908 senesinde İttihat ve Terakki Fırkası, Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirerek Osmanlı Devleti’nin idaresini tamamen ele geçirdi. 1914’te de Osmanlı Devleti’ni Birinci Cihan Savaşı’na sokarak,…
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
Kültürümüz
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
B irinci Cihan savaşında Ruslara esir düşen Fahrettin Erdoğan hatıralarında şunları kaydediyor: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi ''İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından alınışı sırasında…
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
Kültürümüz
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
C ezayir Beylerbeyi Barbaros Hayrettin Paşa, Aydın Reis’i K anuni Sultan Süleyman’a ziyaret için İstanbul'a gönderdi. Hayrettin Paşa Hatıralarında, Aydın Reis’in İstanbul’a gidiş, gelişi ve padişahı…
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
Kültürümüz
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
E Nizâmiye Medresesi vvelce hususî, münferit ve mahallî olarak yapılan dar muhtevalı din öğretimi, Sultan Alp Arslan’ın emri üzerine, Bağdad’da meşhur “ Ni z â miye ” medresesinin tesisi ile (1066)…
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor