Seyit Onbaşı: "Türk'ün İman Gücü"

Yavuz Bahadıroğlu 30.03.2015 6144
İ
mkânsızlıkların ortasında sürdürülen savaşlarda dokuz yıl kesintisiz askerlik yapar mısınız?.. Zor, hatta imkânsız...

Dokuz sene askerlik bize zor, hatta imkânsız; ancak 1889’da Havran’ın (Balıkesir) Manastır köyünde doğan Seyid Onbaşı’ya ( hani şu 276 kilo top mermisini tereddütsüz kaldırıp namluya sürdükten sonra “Besmele” ile tetiği çekip "Ochean" zırhlısını vuran kahraman hiç zor gelmiyor...

“Bu kadarı da fazla” demeden tam dokuz yıl savaşıyor. En genç, en verimli zamanında dokuz yılını vatanına veriyor...

1909’da alınıyor askere... 1912’de Balkan Savaşları’na katılıyor... 1915’te Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’na girince, Beşinci Ordu’ya naklediliyor...

Baştan sona Çanakkale savaşlarına katılıyor. Kaç kere ölümle burun buruna geliyor, kaç kere şehadete ramak kalıyor...

Nihayet 18 Mart 1915’te, Çanakkale Boğazı’nı geçmeye çalışan Müttefik Donanması’na öyle bir iş ediyor ki, ebedileşip âbideleşiyor... Efsane oluyor. Yüz yıl boyu konuşuluyor, minnet ve rahmetle anılıyor. Bu millet varoldukça da anılacak.

“Çanakkale’nin Koca Seyid”i deyip geçtiğimiz, sırtında mermi taşıyan fotoğrafını her yere astığımız, her zaman iftiharla hatırladığımız bu delikanlı, gerçekte kimdir sahi, necidir, neyin nesidir?..

Havran’ın Manastır köyünde dünyaya geldiğini söylemiştik. Burası bir orman köyü. Köylüler odun toplar, kömür yapar, gizli gizli şehre indirip satarak geçinirler...

Tam ismiyle Seyit Ali (soyadı kanunu çıkınca “Çabuk” soyadını almış)  de gizli yaptığı kömürü satıp geçinen bir Anadolu garibanı...

Gök gözlü, kavruk tenli, ufak-tefek biri... Ama cesur, ama atak, ama yürekli...

Bu cesur yürek 18 Mart 1915 tarihinde Çanakkale sırtlarına konuşlandırılmış Rumeli Mecidiye Tabyası’nda görevlidir. Âkif’in “Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela” olarak tanımladığı düşman, tüm toplarını aleste etmiş mevzilerimizi cehenneme çeviriyor. Zaten yetersiz sayıda olan toplarımızın çoğunu susturuyor.

Bu arada Queen Elizabeth zırhlısından atıldığı tahmin edilen bir top mermisi Mecidiye Tabyası’na isabet ediyor. Bazı toplar tamamiyle devre dışı kalırken, sağlam tek topun da mataforu (ağır mermileri namluya süren bir nevi vinç) kırılıyor. 

16 er şehit, 24 er yaralı. Sadece batarya komutanı ile Niğdeli Ali, bir de bizim Seyit yarasız-beresiz ayakta kalıyor.

Komutan durumu rapor edip yardım alma umuduyla tabura giderken, bunlar top başında kalıyor... Niğdeli Ali bir cigara sarıp efkâr dağıtırken, Seyit elinden gelen herşeyi yapıp yapmadığını düşünüyor. Gözü 215 kiloluk mermilerde: Taşıyıp namluya sürebilse, bunu bir yapabilse, ruhu sükunet bulacak.

Düşüncede bırakmayıp eyleme geçiyor. Mermiyi sırtladığı gibi namluya sürüyor ve besmele eşliğinde ateşliyor...

Üçüncü mermi zırhlının dümen köşkünde patlayıp, dümenini kilitliyor. Bu alan elli santimetrekarelik zırhsız bir alandır ve bu isabetin gerçekleşmesi imkânsız gibidir.

Tabii imkânsızlıktan imkân çıkarmayı bilmeyenlerle, şartlara teslim olmayanlar bu genel kuralın dışındadırlar: Tıpkı Havranlı Seyit Ali Onbaşı (bu başarısından sonra “onbaşı” rütbesi alıyor) gibi...

Çanakkale’den düşman çekildikten sonra, üç yıl daha çeşitli cephelerde savaşıyor. Sonra terhis ediliyor. Köyüne dönüp anasına, karısına, kızına kavuşuyor. Ne madalya, ne maaş, ne ücret, ne alkış istiyor. Ona göre vatan hizmetinin bedeli yoktur. Eskisi gibi kömür yapıp satarak hayatını bıraktığı yerden sürdürüyor.

50 yaşında, zatürreden hayata veda ediyor (1939)..

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı