Sarayda Namaz Merasimleri

Ali Seydi Bey 04.08.2023 692
O
resim

smanlı padişahlarının hepsi de şehzadeliklerinden itibaren sıkı bir İslâm terbiyesi alırlar, namaz kılmaları, dini bütün vazifeleri yapmaları itiyad haline getirilirdi. Bu sebepledir ki, geçen yüzyıl başına kadar sabah namazlarını saray camiinde, saray mensupları ile birlikte kılmaları kaçınılmaz bir hareketti.

Enderun’dan yetişen Atâ Bey merhum kendi tarihinde bu sabah namazı merasimini şöylece anlatmaktadır:

Orta kapıda ezan habercisi olan kapıcı, Ayasofya Camiinde ezan okunduğunu işitince, orta kapının büyük halkasını vurarak ak ağalarını haberdar eder, bunu bekleyen nöbetçi, müezzine vaktin geldiğini bağırarak haber verir, zaten bunu bekleyen müezzin, kütüphane merdiveni üzerinden ezana başlar.

O esnada ezanı bekleyenler koğuşlarından muntazam bir halde çıkarak camiye gelirlerken padişah da Darüssaade ağası ve haremi hümayun ağaları maiyetinde olarak camiye gelirler. Hünkâr bu gelişinde cami önünde silâhtar, çuhadar, anahtar ve peşkir ağaları tarafından karşılanırlar ve bunlar hünkâr mahfeli etrafında yerlerini alırlar.

Sünneti Şerif kılındıktan hemen sonra padişahın işareti üzerine Darüssaade ağası ellerini dizlerine vurup işaret verince müezzin başı kamete başlar ve sabah namazı böylece kılındıktan sonra padişah mabeyne geçer ve ağalar da koğuşlarına dönerler. Nâdiren, padişahın camiye gelmesinde bir mâni varsa camide Darüssaade ve silâhdar ağa bulunur.

Padişah abdest alırken leğen ve ibriği, havlu ve futayı peşkir ağaları tutar, seccadesini has odabaşı ve tülbent ağası yayardı. Bir abdestte kullanılan el ve ayak havluları ile ipekli futa yıkanmadıkça diğer abdestde kullanılmazdı, “esvabçı” başı demek olan “tülbent ağası” bundan sorumlu idi.

Cuma, bayram, cenaze namazları gibi resmi ve umumî namazlara gelince:

Önceleri cuma namazlarının resmi tarafı yoktu. Padişah, cuma namazını, vükelâdan ve saray mensuplarından bazıları ile beraber ekseriya saray camiinde yahut selâtin camilerden birinde kılardı. Hilâfetin Osmanoğulları’na geçişinden sonra, yani Yavuz Sultan Selim Han devrinden beri cuma namazları resmiyet alınca selâmlık merasimleri tertibi âdet oldu.

Padişahlar seferde bulundukları zaman eğer karargâhları büyücek bir şehirde ise Cuma namazı selamlığı yapılırdı. Yavuz Sultan Selim Han’ın “Tebriz” de, Kanuni Sultan Süleyman Han'ın “Budin” de, Dördüncü Murad Han'ın “Revan ve Bağdat” da parlak cuma selâmlıkları yaptıkları görülür.

Sonraları cuma günleri öğleden evvel saray kapısından gidilecek camiye kadar, mesafenin uzaklığına göre, yanaşık nizamda veya çifte çifte, sokak başlarında yeniçeri askeri ile bir miktar sipahi selâm dururlardı. Bu merasime katılmak mecburiyetinde olanlar daha önce saray avlusunda toplanırlar, padişahın hareketiyle beraber bindiği atın etrafını sararak yürürlerdi. Bu bir teşrifat kaidesi olduğu için hiç kimse mevkiinden ayrı bir harekette bulunmazdı.

Geçiş esnasında padişah etrafına selam verdikçe yollarda dizili askerler, kolları göğüslerine çapraz kavuşturulmuş halde öne eğilerek saygı selâmında bulunurlardı.

Bayram namazları alayı da aynen Cuma namazı merasimi gibi yapılırsa da bunda biraz daha teşrifat vardır. Divan erkânı ile teşrifata dahil davetlilerin çoğunluğu selâmlığa katılır, ekseriya Sultan Ahmed Camiin de yapılan bu merasimde daha fazla asker ve bendegân bulunduğu gibi giyinişler dahi ona göre olurdu.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı