S. Ahmet Arvasî ve Gençlik

M. Hâlistin Kukul 27.01.2014 2842

H

ayretle gördüm ki, bu ülkede Türk kelimesinden ürkenler var. Yine hayretle gördüm ki, bu ülkede İslâm kelimesinden ürkenler var. Ve yine ürpererek gördüm ki, bu ülkede Türk ve İslâm kelimelerinin yan yana gelmesinden dehşete kapılan kişi ve çevreler var.   S. Ahmet Arvasî      

Başlangıcından beri, Türk maarifi, kendi k(ı)lâsiklerine yeterince ilgili olmamıştır. Bugün de, benzer durumları yaşamaktayız.

Kâşgarlı Mahmud, Yusuf Has Hacib, İmâm-ı Gazâlî, Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî, Hazret-i Mevlâna, Yunus Emre, Ali Şir Nevâî, Mimar Sinan ...ve daha niceleri sorulduğunda; ya, "Ben, onun filmini görmüştüm, artist olsa gerek!"; ya, "Gördüm galiba!..Şey!.." ; ya , "Geçenlerde rastlamıştım herhâlde..."  ya, "Bilemiyorum ki, ne desem!" ; ya, "Futbolcu değil ama ne?" ...gibi cevapları -maalesef- almamız mümkündür.

Yakın zamanların şâir, edîb, ilim ve fikir adamları da bunlardan farklı değil. Belki, İstiklâl Marşı'nın şâiri olarak Mehmet Âkif  ve  son Sutan'üş - şuarâ Necip Fâzıl biraz daha fazla göze batıyor ammâ, Yahya Kemal,  Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Peyami Safa, Ârif Nihat Asya, Hüseyin Nihal Atsız, Ali Fuat Başgil, Prof. Dr. Necmettin Hacıeminoğlu, Şeyh'ül Muharrirîn Ahmet Kabaklı, Reis-ul Âşık Feyzi Halıcı, Mehmet Çınarlı, Nihat Sami Banarlı, Abdülhakim Arvasî, Zeki Velidi Togan, Bahtiyar  Vahabzâde, Orhan Şaik Gökyay, S. Ahmet Arvasî  gibi şahsiyetler sorulduğunda ise, gençlerimiz, umûmiyetle, önüne bakıyor ve " Şey!..Yâni!..Ne desem ki!.. Bilmem ki!.." benzeri ifadelerle lâfı geçiştirmeye çalışıyorlar.

Ve bu gençlik; Batı T(ı)rakya'yı, Doğu Türkistan'ı, Kerkük'ü, Azerbaycan'ı, Türkmenistan'ı, Kırım'ı, Kırgızistan'ı...yeterince tanıyamadıklarından, " dil, din, tarih ve coğrafya" olarak, bağlarımızın inşâcılarıyla irtibatı sağlayamamanın tezatlarını yaşamaktadır.

Gençliğimiz, eğer, bu mekânlar/coğrafyalar ile, bu mekânlardaki "kültür inşâcıları"mızı tanıyamıyorsa, elbette ki, "suçlunun / mes'ul'ün" , artık, ayağa kalkıp diklenmesi gerekir. Ardından; "Ne günlerdeyiz?" diye hayıflanmak yerine, "çâreyi", bir ân önce tatbike başlaması şarttır.

Çâre, ne midir?

Elli yedi yılını doldurmak üzere olan ömrünü Türk-İslâm dâvâsına hasreten ve bilhassa -mesleği yanında- gençlerin ruhen ve bedenen gelişmesi üzerinde ciddî ilmî çalışmalara kafa yoran büyük sosyoloğumuz S. Ahmet Arvasî'nin, vefâtından iki yıl önce yazdığı " Kültür Problemlerimiz" adlı yazısındaki görüşlerine kulak kesilmemiz gerekir.

Tabiî ki, bu yazının yazılmasından sonra geçen çeyrek asırlık zamanın hesabını kimler verecektir, o da, ayrı!

Bu yazısında Arvasî Hoca :

"Millî kitaplığından koparılmış genç nesiller, yabancı kültürlerin " yayın ve propagandaları" karşısında, desteksiz ve mukavemetsiz kalmakta, kolayca " yabancı rüzgârlara" kapılıp gitmektedirler."  

Dedikten sonra, gençliğimize karşı alâkasızlık ve usûlsüzlüğümüzün / sistemsizliğimizin faturasını da şu esef verici sözleriyle reçete olarak sunar:

Yıllarca öğretmenlik yaptım ve maalesef şu acı gerçeği tesbit ettim: Türk halkı, hükümetlerimizin" Millî Eğitim ve Kültür Politikalarından" şikâyetçidir ve hatta ondan ürkmektedir. Bu konuda nice acı hatıralarım var...Bunları anlatmayacağım. Ancak, Türk "eğitim sosyologlarına" ve "siyâset adamlarına" şunu tavsiye edeceğim: Lütfen, Türk Milletini örnekliyecek bir anket tatbik ederek ve ciddiyetle değerlendirerek halkımızın, nasıl bir eğitim ve öğretim " istediğini " samimiyetle öğreniniz. Bu, asgarî bir namus borcu değil midir? Millete, istediklerini veremezseniz, "yabancılaşmalara", "Kültür emperyalizmine" , "kültür ikizleşmelerine", "aydın-halk boğuşmasına", "nesiller arası çatışmalara" ve "kültür anarşisine" çanak tutmuş olursunuz (Bknz: Size Sesleniyorum-1, Model Yayınları, İstanbul 1989, sy. 280).

Gençlik mes'elesi; uydurma kavramların peşinden sürüklediği  " içi boş-hayâlî - Batıcı kozmopolit - diyologcu - ittifakçı - emperyal "  tasarılarla değil ; yine S. Ahmet Arvasî'nin:

"Tarih, bir milleti 'geçmişte', kültür bir milleti 'hâlde' ve ülkü, bir milleti 'gelecekte' birleştirir. Bu üç bağ, millî birlik ve bütünlüğün sağlanmasında çok önemli rol oynar. Onun için, başarılı ve akılcı devlet adamları, cemiyetlerinin güçlenmesi için 'millî târihe' ve 'millî ülkülere' gerekli önemi verirler." (Bknz: a. , g.,e., sy. 305)

Düşüncesi, hedeflerin tesbitini ve tahakkukunu zarûrî  kılar. Biz, Türk Milleti olarak, muasır medeniyetin gereğini, kendi sistemimizle kurmak, yaşatmak ve geliştirmek mecbûriyetindeyiz.

Bir milletin gençliği ancak bu şekilde birbirine kenetli olabilir; ve bir millet, ancak bu şekilde dimdik ayakta durabilir.

Fakat; "Ne yazık ki !" demekten usanır hâle geldiğimizi de söylemelim!

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı