Piri Reisin Duası

Ö. Serdar Akın 21.12.2016 4697
O
resim
smanlı Devleti’nin ünlü deniz amirali Piri Reis, dünyaca meşhur “Kitab-ı Bahriye” sonunda bir de şiiri var. 

Şiir şöyle başlıyor:

Ne sırları söylediğimi işitin
Meramımı ondan bilip, öğrenin
Muradım nedir bu sözlerimden
Birer birer anlatayım kendimden
Nasıl bitti şu kocaman kitabım
Anlayana bilenedir hitabım
Meğer Allah böyle vermiş hidâyet 
Ki olsa idi derya gezmede âdet
Hem kabil olsaydı dünyada daim 
Ben denizler üstünde olurdum kaim

Sonra Kanuni Sultan Süleyman’ın fermanından bahsediyor:

Sultanlar sultanı zamanın
Süleyman Şah idi, şahı cihanın
Demiş: Emirim budur hiç durmadan
Uzansın Mısıra kadar adaletim her zaman
Böylelikle dünya üstünde yaşa
Dedi gitsin Mısır’a İbrahim Paşa 
Çünkü Padişahtan böyle idi ferman
Geçinmeye yer kalmadı hiçbir an
İşitince bu sözleri Paşâ-ı âla
Emri şâhidir durulmaz asla
Gemiler hazırlattı birbirinden mükemmel
İhtiyaçtan tamamlanarak ilk evvel
Söz sahipleri hep demişler burada
Kılavuz lâzımdır bu arada
Tedbirlidir her zaman sanatinde
Hem bir kılı kırk yarar dikkatinde
Re’sil bahir Mehmed oğlu Pîrî
Çok iyi bilir, denizlerde her yeri
Böylece bu âcizi alıp kılavuz
Kolaylıkla Mısırı da buluruz.

Daha sonra İbrahim Paşa ile Mısır seferinde denizde karşılaştıkları 
büyük fırtınayı şöyle dile getiriyor:

Sonbahar zamanıydı günler
Hep muhalif eserdi, durmadan, yeller
Nihayet, denizin tam ortasına geldik
Karardı karşımızda, onu gördük.
Yetişti bir nefer gibi rüzgârla yağmur
Padişahım, bazen rüzgâr sert olur
Denizi, nuhun tufanı sanırdın
Eğer orda olaydın billâh inanırdın
Birçok günler geceden farksız olurdu
Zan ettik ki gemi artık gark oldu
Katlandık artık havanın şiddetine
Hele beş gün geçti hep böyle
Çok azap çektik, bitmedi işkence
Uygun bir rüzâr esse şöyle bir an 
Hemen yine ters olurdu o zaman.

Fırtına esnasında kaptan İbrahim Paşa’nın askerlere moral için 
yaptığı konuşmayı şöyle aktarıyor:

Böyle birçok hallerde büyük Paşa
Lütfederdi herkese, baştanbaşa
İşler kalıp Allah emrine durdu akıl 
Fakat o eyledi hakka tevekkül 
Bazılarına hep nasihatler etti
Kalmasın içinizde hiç üzüntü dedi
Şüphe yok, olacak olur elbet
Ne yazılmışsa çıkar bir gün akıbet
Bu kat’idir; ecelsiz kimse ölmez
Ecel gelince de hiç canlı kalmaz
Biz azm edip maksadımıza erelim
Namımızla, şanımızla can verelim
Etraf hep dalmışken hayret denizine
Bu sözlerden derman geldi hepsinin dizine 
Attılar hepsi korkuyu gönülden
Çalıştılar durmadan can ve dilden
Bu sözümden şudur hulâsa:
Ki Allah eriştirdi hâlâsa
Hiçbir ziyan gelmedi, hiç kimseye
Gemideki öte beri nesneye.
Son olarak kitabı hakkında bilgi veriyor, yazdıklarında bir hata ve
eksiklik varsa düzeltilmesini istiyor. Bu işi yapanlara dua ediyor.

Bir muradım kaldı şimdi burada
Gizili ve açık şimdi söyliyeyim onu
Size de malûm olsun bu sırrın sonu
Pek çok emek verdim bu kitaba
Nice yıllar bu yüzden düştüm ızdıraba
Ki her biri ir kulpa yapıştı
Onunla erişip lütfa yetişti
Umarım ben dahi işbu kitâbı
Yazıp şerh eyledim, alam sevâbı
Okuyup da bunu tatbik edenler
Bu derya ilmine gönül verenler
Desinler rahmet etsin ona Allah
Kabul olur duaları inşallah 
Onunla af edilip olam merhum
Komıya bu kulunu kendinden mahrum
Fakat bir de benim vardır cevabım
İrişe sâhibi kemâle şu kitâbım
Hatasın onun görüp bulanlar
Tashihine kadir olanlar
Bulunursa o üstade Allah rahmet eylesin
Ki eksiğimi bulup tamam eylesin
Bir hata bulup düzeltene
Allah bin sevap versin eline
Çünkü yoktur ilimlere nihâyet
Buna böyle inanan bulur inâyet
Hangi ilim var ki sonu bulursun
Hangi kul vardır hatasız olsun
Her zaman kul işi yanlış hatadır
Tashih eden onun sahib-i atâdır.
Böylece burada kestik kelamı
Eriştik sonunda bulduk meramı
Tamam ettik sözü bulup muradı
Dedik tarih Ana Feyz-î Hâdi (932=1554)

Kaynak: “Kitâb-ı Bahriye Denizcilik Kitabı”- Piri Reis

 



İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı