Osmanlıya Karşı Kin ve Hınç Hiç Bitmedi

Fuat Bol 04.11.2014 3928

B
 izler, ne kadar ‘redd-i miras'ta bulunsak ve inkâr etsek de; Osmanlı, bizim ecdadımızdır. Yani biz Osmanlının torunlarıyız. Bir kısım haramzade, bu iddiada bulunuyor diye, bu yalanı kabul edemeyiz.

İçeride ve dışarıda; neden, Osmanlının bu kadar çok düşmanı var; hiç düşündünüz mü? Bu hâl, dünyanın gerçeği ve belki de kuralıdır. Nitekim, dünya, kuruldu kurulalı çoğunluk, hep Hakk’ın ve haklının karşısında olagelmiştir.

En doğru insanlar; Hakk’ın emirlerini getiren ve adaleti sağlayan Peygamberler (aleyhimüsselam) değil miydi? İnsanların çoğu, gerçeğe kulaklarını tıkayıp, bunlara cephe almadı mı?

Cibilliyeti düzgün olan, veliyyi nimeti inkâr eder mi? Ayrıcı, Osmanlıyı inkâr edebilmek için, nankör olmak lazımdır. Hayat ve mematımızı onlara borçluyuz. Onlar olmasa idi, hem yaşayamayacak ve hem de bu topraklara sahip olamayacaktık. Dinimizi bile onlara borçluyuz.

Bütün bunlara karşı biz; Osmanlı hanedanını (çoluk-çocuk, kadın, yaşlı demeden, usul ve furu’u ile) bir gecede ‘vatan haini’ ilan edip, ülkeden kovduk! Bir an olsun düşünmedik; herkes vatan haini olabilir ama; vatanın sahibi olan (!) kişi ve kişiler asla vatan haini olamazlar. Aksi halde, varlığını inkâr etmiş olur ki, bu da, aklen mümkün değildir. Yani, Memalik-i şahane’nin sahibi konumunda olanların ‘hain’ olmaları için deli olmaları gerekir!

Osmanlı hanedanı mensupları, tıpkı Rusya’daki gibi Çar ailesine reva görülen, topluca kurşuna dizilselerdi; zulmün bir derecesi olarak algılanabilirdi. Ama, onlara reva görülen yurt dışı sürgün zulmünün tarifi imkânsızdır.

Çil yavrusu gibi dünyanın muhtelif ülkelerine dağıldılar. Öylesine fakr-u zaruret içinde bir hayata düçar oldular ki; halife-sultan olacak kişi, Paris’te ‘gavur mezarlığında’ bekçiliğe mecbur kaldı! Bir diğeri; 400 sene atının üzengisini tutmanın intikamını alırcasına; Arnavutluk Kralı Zozo’nun yaverliğine reva görüldü!

Merhum Adnan Menderes, bu ailenin yalnızca kadınları için; 1952 yılında yurda dönebilmelerine imkân tanıdı. Erkekleri ise, 1974 yılını bekledi. Artık, öyle oldu ki, aile fertleri bir araya gelse de; lisanen anlaşabilmelerine imkân yoktu. Zira kimisi Arapça, kimisi İngilizce, kimisi Fransızca, kimisi bilmem nece konuşuyor ve ancak yaşlıları, zor da olsa Türkçe konuşabiliyorlardı!

Vaktiyle; bir tanesi ile tanışmak ve sohbet etmek imkânım olmuştu (Baltalimanlı): Benim iki kızım oldu; onları okuttum ve şimdi, Brüksel’de uluslararası bir kuruluşta üst düzey bürokratlık yapmaktalar. Baba olarak; kendi kültürümden onlara verebildiğim tek şey; onları ‘gâvur'la evlendirmeyip, mürted olmalarını engellemekten ibarettir! Hâlâ ikisi de bekârdır!

Osmanlının güneşi, ta geçen asrın başlarında söndü. Değirmen gitmiş; gürültüsünü arayanlar yok mu? Elbette var! Gürültünün hayal olduğunu bilmelerine rağmen; içerideki ve dışarıdaki mahut çevreler hâlâ Osmanlı düşmanlığını diri tutuyorlar.
Bizlerin, Kamusluk çapta yazıp-söyleyip anlatamadıklarımızı; İsrail Cumhurbaşkanı Chaim Weizman bir cümle ile özetliyor:

"Biz Yahudiler, 20. Yüzyılda, Orta-Doğu’da yıkılmaz denen Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkıp iki devlet kurduk! Onlara, öyle güzel bir sistem inşa ettik ki, Türkler, bize Filistin’i vermeyen Abdülhamid’e 200 sene daha söverler!"

Biz de diyoruz ki: Sövün! Sövün babalarınıza! Bakalım, anneleriniz daha ne kadar dayanacak?!.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı