Osmanlı’nın Çok Güçlü ve Cesur Padişahı: Sultan IV. Murad Hân

Peçevî İbrahim Efendi 11.10.2013 7875
Osmanlı Padişahları’nın en kuvvetli ve cesurlarından birisi de Sultan IV. Murad Hân idi. 1635 yılında Doğu’da İran üzerine yaptığı seferde İran’ı mağlup ederek Revan’ı feth etmişti. Devrin Osmanlı Tarihçilerinden İbrahim Peçevî Sultan’ın cesaret ve cömertliğini şöyle dile getiriyor:

-----------

R
evan Kalesi yakınlarında büyük bir ırmak akar. Diki adı verilen bu nehir o sırada taşkın durumda idi. Üzerinde köprü kurulması bu sebeble imkânsız görüldüğünden, bütün asker ayakta suyu geçmek zorunda kaldı. Saadetli padişah da, söylendiği gibi, cins atına binmiş, sudan geçiyordu.

O sırada, padişah maiyetinde giden solak taifesinden biri akıntıya kapılmış sürükleniyordu. Saadetli padişah, durumu görür görmez atını mahmuzladı ve sular ortasında yetişerek sağ eliyle solağın yakasına yapıştı. Sanki bir elma imiş gibi uğurlu eliyle kaptı ve sudan çekip öylece selametle kıyıya çıkıncaya kadar yakasından elini çekmedi. 

Solağın ayağı karaya basınca, saadetli padişah da yakasını salıverip bir avuç altın ihsan etti. Böylece onu iki bakımdan mutluluğa kavuşturdu. Birincisi, onu boğulmaktan kurtardı; ikincisi de kaderindeki ecel anına kadar geçimini güvence altına alacak eşsiz bir sermaye verdi. 

Sayıları defter ve rakamlara sığmayacak kadar kalabalık olan İslam askerleri, bu manzarayı görünce hep bir ağızdan gür sesle söyledikleri övgü ve dualarla gökyüzünü çınlattılar. Bu çağıltı askerde öyle bir duygulanma uyandırdı ki, birçokları Diki ırmağı gibi gözyaşı döktü, birçokları da başlarını açıp padişah uğrunda canlarını feda edeceklerine yemin ettiler.

Bilirkişi olarak büyüklerden birkaç kimse seçilerek, ordugâh ve padişah otağının kurulacağı uygun yerleri belirlediler. Ertesi gün kalkıp tespit yerlere çadırları kurdular. Ondan sonra saadetli padişah alaylar ve saflar bağlayıp, dünyanın bir benzerini daha görmediği bir ihtişamlı, uğurlu saatta otagına girdiler. 

Hiç zaman yitirmeden metrisler (mevzi) yapılmasını emrettiler. Rumeli Beylerbeyi Canbolatzade Mustafa Paşa Tebriz kapısında; sağ yanında Anadolu askeri ile Anadolu valisi olan Vezir Gürcü Mehmet Paşa; bu iki büyük metris arasına Sadrazam Mehmet Paşa ve o zaman yeniçeriağası olan şimdiki Sadrazam Mustafa Paşa hazretleri, kalenin bir köşesi karşısına metris kurarak, yirmi büyük top ile gece ve gündüz aman ve zaman vermeden öyle şiddetle dövdüler ki, daha üstünü düşünülemezdi.

Burada İslam askerinin yalnız var gücüyle çaba harcaması ve yapılabileceğinin en mükemmelini göstermiş olması ile yetinilmiş değildir. Âlemin sığınağı olan padişah hazretlerinin kendisi de Rumeli kolundaki metrise defalarca girmiş ve topların başına geçerek, kendi eliyle nişan alıp ateşlemiştir, oradaki İslam gazilerini avuç avuç para ile mükâfatlandırılmıştır. 

O zamana gelininceye kadar bir padişahın metrise girdiği ve nişan alarak topu ateşlediği ne bir tarih kitabında görülmüştür, ne de halkın ağzından işitilmiştir.

Kaynak: Peçevi Tarihi Cilt II

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı