Osmanlıda Türkler Ve Azınlıklar

Prof. Dr. Osman Kemal Kayra 14.07.2022 1091
O
resim

smanlıda Aslî Unsur Türk’tü

Osmanlıda aslî unsur Türk’tü. Sünnî Müslümân halka “Millet-i hâkime” denirdi. “Millet-i mahkûme” ise askere gitmeyip cizye ve mülkiyetlerinde olan toprak için haraç vergisi ödeyen gayr-i müslimlerdi.

Osmanlıda azınlıklar kendi dillerini konuşmakta, dînî törenlerinde, nikâh ve cenâzelerinde din ve hattâ mezheplerine göre davranmaları serbestti.

İmparatorluk Türkiyesi’nde Türklerin yazılı olmayan fakat geleneğe (örf) dayanan imtiyazlı durumları çoktur. Devletin bütün eğitim, kültür, adâlet ve din mekanizmasını mutlak elinde tutan ilmiye sınıfında Türk olmayan Müslüman kavimlerin nispeti hiçbir devirde onda biri bulmamıştır.

Tanzîmat’tan sonra bile azınlık olan paşalar ancak ilmiyye sınıfından olup eğitim, bayındırlık ve bâzı bürokratik kalemlerde de çalışmış olmasına rağmen seyfiyye (ordu) paşası olamamışlardır.   

Osmanlıda Türkler ikinci sınıf muâmele gördü diyenler bu gerçeklere ters düştüklerinin ya farkında değildirler yahut bilerek yalan söylüyorlardır. Osmanlının esâsı ve mayası Türk’tür. Türkler de Müslüman olmaları hasebiyle Hristiyanlardan üstün ve şerefli idiler. Çünkü İslamiyet’ten daha büyük bir şeref yoktur.

Hristiyan mülteciler korunmaları, ev-bark, nâmus, çoluk çocuk, âile fertleriyle hiçbir endişe duymadan İslâm’ın adâleti sâyesinde huzûr içinde yaşadıkları için özellikle Kur’ân-ı kerîm ve hadîs-i şeriflerde baş vergisi olarak tanımlanan “cizye vergisi” ile arazî için ödenen vergi olarak kullanılmaktadır. İslâmiyetle birlikte bütün İslâm ülkelerinde arâzî için ödenen vergilere haraç adı verilmeye başlamıştır. Toprağından mahsul alamayan gayr-i müslimlerden haraç da alınmazdı; çünkü arâzî-i haraciyye mahsullerinden haraç vergisi alınan topraktır.

Şerîat’in hükümlerine harfiyyen uyan Osmanlıda haksızlık büyük bir cezâ gerektirdiği için hukuk sistemi kul haklarına hele hele Hristiyan haklarına daha çok riâyet ederdi. Zimmîlerin, hukûkun işlemesinde şüphe etmeleri bile Osmanlı için züldü.

Kısacası Osmanlıda aslî unsur olan Türkler ve bunun yanında bütün Müslüman tebaa ümmet kavramı çerçevesinde “millet-i hâkime”, gayr-i müslimler ise “millet-i mahkûme” idi. Fakat genel insan hakları kavramında hâkim ve mahkûm arasında hiçbir fark yoktu.

Hiç düşünülmüş müdür ki bu aşîret ve çadır temelli dünyâ hâkimi devlet nasıl 620 yıl yaşadı? Tek cevâbı adâletti.

Gerek gayr-i müslim gerekse Müslüman tebaa üzerine Osmanlının yıkılmasıyla kurulan ve yamalı bohça gibi olan devletlerde huzûr da el etek çekmiştir. Balkanlar ve Orta Doğu cadı kazanı ve fitne yuvası olmuştur. Şimdi “Keşke bu Osmanlının millet-i mahkûmesi olsak” derler mi bilmem ama bu günleri hazırlayan Genç Osmanlılar, Jön Türkler ve İttihâtçılar yalnız ümmetin değil Osmanlı bünyesinde huzurla yaşayıp, bugün bu huzûra hasret kalan insanların da vebâlini taşımaktadırlar.

Osmanlıya isyân eden Osmanlı tebaasının bugünkü nesli, daha çok çekeceksiniz. Unutmayın dedeleriniz yaptı siz mahkûm oldunuz. Genel bir kural vardır: “Dedenin yediği koruk torunun dişini kamaştırır.”

Bütün bunlara rağmen “Osmanlı azınlıklara iyi davranmadı” demek haksızlık değil, hadsizliktir!..

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı