Osmanlı Vakıf Malları Nasıl Yağmalandı?

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci 23.06.2020 2033
1
908’de komitacıların darbesiyle başlayan vakıf yağması, cumhuriyet devrinde de devam etti. 1924’te medreseler, 1925’te de tekkeler kapatılarak, hepsi vakıf statüsündeki mallarına el konuldu.

Hükûmet, sadece mali ihtiyaçları karşılamak için değil; eskiyi temsil eden kesimlerin cemiyetteki gücünü yok etmek maksadıyla kıyasıya bir vakıf tasfiyesine girişti.

Bu Vakıf, O Vakıf Değil

1926’da İsviçre medeni kanunu kabul edilirken, 864 sayılı tatbikat kanunu ile bu kanundan evvelki hâdiselere o zamanki şer’î hukukun tatbik edileceği; eski vakıflar için de ayrı bir tatbikat kanunu yapılacağı hükmü getirilmişti.

Hayli zaman sonra 14/VI/1935 tarih ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu çıkarıldı ki, 864 sayılı kanunun açık hükmüne aykırı nice maddeleri vardır. Medeni Kanun’da vakıf yerine tesis adında bir müessese yer alır. 1967’de vakıf adını almışsa da bilinen vakıftan farklıdır. Cumhuriyet devrinde kurulan vakıflar; şer’î manada vakıf değildir; belki cemiyettir.

İsviçreli Bile Acıdı

Her iki devri de yaşamış olan büyük hukukçu Yargıtay hukuk dairesi reisi Ali Himmet Berki der ki:

“Bir aralık, insanları vakıf yapmağa sevk eden ruhi temayüllerden ve vakıfların İslam milletine temin eylediği fayda ve menfaatlerden gafil olanların izhar eyledikleri vakıf düşmanlığı tesiri altında vakıfları ilga ve tasfiye temayülleri belirmişti.

1929’da İsviçre'den Hans Leeman adında bir mütehassıs hukukçu getirildi. Şer’î hukuka vâkıf olmadığı hâlde, eskiden yaptığı ve yapması beklenen amme hizmetlerini dile getirerek, eski vakıfların olduğu gibi muhafaza edilmesi lazım geldiği yolunda rapor verdi. Ancak hükûmet buna kulak asmadı.”

Vakıfların İdam Kararı

Vakıfların idam hükmü, 13/VI/1935 tarih ve 3027 sayılı Vakıflar Kanunu ile verildi:

Madde 10: “Tahsis edildikleri maksada göre kullanılmaları kanuna veya amme intizamına uygun olmayan veyahut işe yaramaz hale gelen hayrat vakıflar, idare meclisinin teklifi ve bakanlar heyetinin kararı ile mümkün mertebe gayece aynı olan diğer hayrata tah­sis edileceği gibi, bu kabil hayrat ayn (mal) veya para ile değiştirilerek elde edilecek ayn veya para dahi aynı suretle diğer hayrata tahsis olunabilir. Mimarî veya tarihî değeri olan eserler satılamaz.”

Madde 12: “Mevkilerine ve temin ettikleri menfaatlere göre kalmaları gerekli görülmüş mazbut ve mülhak vakıflara ait akar ve top­rakları idare meclisinin kararı ile satmaya veya başka gayrimenkulle değiştirmeye umum müdürlük salahiyetlidir. Bu şart­larla elde edilecek paralar tercihen mahallinde akar satın almaya veya yaptırmaya veya o vakfın mevcut akarının tamirine sarf olunur. Mülhak vakıflarda, idare meclisi, karar vermeden evvel o vakıf mütevellisinin mütalaasını alır.”

 Milyarlık Yağma

1935 tarihli Vakıflar Kanunu (m.26-32) icâreteynli ve mukâtaalı vakıf kurmayı yasakladı. Mevcut vakıflar, yıllık kira bedelinin yirmi katı meblâğında bir taviz bedeli mukabilinde malı elinde bulunduranlara devredildi. (İcâreteynli ve mukâtaalı vakıf, Kanuni Sultan Süleyman zamanından beri, hususi şekilde kiraya verilen iki vakıf çeşididir.)

Kiracı, bu bedeli ödemese bile, 10 sene sonra vakfın mülkiyetini kazanacaktı. Bedel, amme alacaklarının tahsili usulü çerçevesinde tahsil edilecekti.

Tarihte emsali görülmeyen bu kararla, sadece İstanbul’da sayısı 230 bini geçen ve bugünkü kıymeti milyarları bulan vakıf malı, cüz’î birer bedel karşılığında kiracılara intikal etti.

Bundan vakıflar mühim zarar gördü. Zaten kiraları enflasyon ve sair sebeplerle çok düşük kalmıştı. Mesela 35 bin liralık bir ev 200; 20 bin lira kıymetindeki bir arsa 125 liraya satılmıştır.

Şart-ı Vâkıf

Mülkiyet hakkı, mukaddes ve dokunulmaz bir insan hakkı olduğu hâlde, pek çok vakfa el konulmuş; bunlar vakıf fikrine hiç de uymayan başka maksatlara tahsis edilmiş veya hususi şahıslara satılmıştır.

Hâlbuki şart-ı vâkıf, nass-ı şâri gibidir. Yani vakfedenin şartı, âyet ve hadis gibi değiştirilemez, kaidesi meşhurdur. Tek Parti devrinde bazı vakıf eserlerin tamir edilmesi de, bu vakıflara el konulup başka maksatlarla kullanıldığı gerçeğini değiştirmez.

Böylece milletin bin senelik tarihine damgasını vurmuş vakıf medeniyeti hazin ve utanç verici bir şekilde tasfiye edilmiştir. Osmanlılar nice mali sıkıntılarla boğuşmuş; ama mülkiyet hakkına hürmetlerinden dolayı, hiç bir zaman vakıflara ilişmek akıllarına gelmemişti.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı