Osmanlı Sultanların'da Peygamber Sevgisi

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil 13.07.2013 3955

Ramazanda Bir Hırka Saâdet Ziyareti

H

er yıl Ramazan ayının on ikinci günü Hırka-i Saâdet’in içinde bulunduğu sanduka Revan Köşkü’ne taşınır, umûmî bir temizlik yapılır; bu arada duvarlar gülsuyu ile yıkanır, öd ağacı ve buhurlar yakılır, dâirenin direkleri cilâlanırdı.

Ramazanın 15’i gelince, bütün devlet erkânı, alimler, yeniçeri ve sipahi ağaları öğle namazına doğru Babüssaade Kapısı önünde toplanırlar ve Sadrazam’ın teşrifini beklerlerdi.  Bu arada Şeyhülislam da hanesinden çıkarak öğle namazını kılmak üzere doğruca Ayasofya Camii’ne gelirdi.

Şeyhülislam’ın Ayasofya Camii’ne gelmiş olduğu haberi saraya ulaşınca Sadrazam, Babüssaâde’de kendisini bekleyenlerin yanına gelir ve onlarla birlikte Ayasofya Camii’ne giderdi. Burada bütün cemaat toplu halde öğle namazını kıldıktan sonra büyük bir alay halinde Salavât-ı Şerifeler okuyarak Arz Odası’na gelirlerdi. Padişah ise öğle namazını kendi dairesinde eda eder ve devlet ileri gelenlerinin Ayasofya dönüşünü beklerdi.

Bu arada Hırka-i Saadet öğle, namazından iki saat kadar önce, Has Oda vazifelileri tarafından gümüş sandukasıyla birlikte sehpanın üzerinden alınarak, birbiri üzerine konulmuş sim sırmalı, işlemeli yastıklar üzerine bırakılır, daha sonra da Kur’an-ı Kerim okumaya burada devam edilirdi.

Padişah ile beraber başta Şeyhülislam ve Sadrazam olmak üzere vezirler, alimler, İstanbul’da bulunan diğer devlet adamları, sipahi ve yeniçeri ağaları, silahdar ağa, çuhadar ağa, rikabdâr ağa, peşkir ağası, anahtar ağası, başçuhadar gibi erkân sırayla ve toplu halde Hırka-i saadet dairesine girerlerdi.

Daha sonra yeşil ipek kadifeden sim sırmalı, ince işlemeli yedi bohçaya sarılı, altından yapılmış bu çekmece Padişah’ta bulunan altın bir anahtarla açılır, bunun da içinden yedi bohçaya sarılı bulunan Hırka-i Saâdet meydana çıkartılırdı.

Bütün bu işler yapılırken, birinci ve ikinci Padişah imamları ile Has Oda imamı ve diğer güzel sesli müezzinler, diz çöktükleri yerden hiç durmaksızın Kur’an-ı Kerim okumaya devam ederlerdi. Hırkayı önce Padişah öper, yüz ve gözlerini hırkaya sürerek, Peygamber Efendimizin şefaatini dilerdi. Padişahtan sonra Şeyhülislam, Sadrazam ve Padişah’ın işaret ettiği diğer şahıslar büyük bir edep ve saygı ile huzur-ı hırkaya dahil olurlar, öpüp iki gözlerine sürdükten sonra gerisin geriye giderek bir kenara çekilirlerdi. Bu arada Padişah üzerlerinde Şeyhülislam Arif Hikmet Bey’e ait olan;

“Hırka-i Hazret-i Fahri Resûle
Atlas-ı Çarh olamaz pây-endaz,
Yüz sürüp zeyline, takbil ederek
Kıl şefî-i ümema arz-ı niyâz” 

(Mavi gök bile bütün Peygamberlerin kendisiyle öğündüğü Muhammed Aleyhisselâm’ın hırkasına yaygı olamaz. O’nun eteğine yüz sererek ümmetlerin şefaatçısına yalvar.)

Yazılı tülbetleri Hırka-i Saâdet’e sürerek, ziyarete gelenlere sıra ile verirdi. Bundan sonra ziyaret mekânına büyük bir altın leğen getirilerek içine zemzem suyu doldurulur ve hırkanın eteği hafifçe bunun içine batırılırdı. Eteği suyun içerisine batırılmış olan hırka bir süre altın leğenin içinde muhafaza edilir, bu zaman süresinde vazifeliler içlerinden Kur’an-ı Kerim, ziyaretçiler ise Salat-ü Selam okumaya devam ederlerdi.

Daha sonra hırkanın eteği altın leğen içindeki zemzem suyundan çıkartılır ve amber dumanıyla kurutulurdu. Böylece yüz sürülen kısmı da yıkanmış olurdu. Bu su sonra küçük şişelere konulur ve ağızları mühürlenerek devlet ileri gelenlerine hediye edilirdi.

Ziyaret tamamladıktan sonra Hırka-i Saâdet’in altın muhafazası yine Padişah tarafından altın anahtarıyla kilitlenir, yedi bohçaya sarılır, hepsinin dışındaki ipek kadifeden bohçasına yerleştirilir ve nihayet sandukası kilitlenerek yerine konurdu.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı