Osmanlı Padişahlarının İlme Verdiği Değer: Huzur Dersleri

Prof. Dr. Ahmet Turan Arslan 01.12.2016 4841
H
resimuzur dersi, Osmanlı devleti zamanında ramazan aylarında padişahın huzurunda yapılan tefsir dersi demektir. Padişahın huzurunda yapıldığı için bu adı almış olmalıdır. Herkesin bildiği gibi, Osmanlı padişahları ilme ve âlimlere büyük önem vermekteydiler. Bu cümleden olmak üzere ilim adamlarını etraflarına toplarlar, ulemâ ile toplantılar yaparlar, ulemânın yaptığı ilmî toplantılara katılırlar, hatta bu toplantılar için hoca tayini işine önem verirlerdi. 

Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun ilk yıllarından beri bu tür faaliyetler görülmekle beraber Huzur derslerine örnek olabilecek ilk sistemli uygulamanın III. Sultan Ahmed zamanında Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından 1724te yapıldığını tarihî kaynaklar nakletmektedirler. Nitekim İbrahim Paşa’nın Ramazan aylarında devrinin tanınmış âlimlerini kendi sarayında toplayarak onlara Kur’an’dan bazı âyetlerin tefsirini tartışmalı olarak yaptırdığı bir toplantıya Sultan III. Ahmed de katılmış; dersi sonuna kadar takip etmiştir.  

Huzur derslerini sistemli bir hâle getiren Sultan III. Mustafa’dır. Bu hükümdarın, babası Sultan III. Ahmed ile birlikte, genç bir şehzâde olarak eniştesi Nevşehirli İbrahim Paşa’nın sarayında yukarda zikredilen derslere katılmış olması ve o derslerden ilham alarak kendisi padişah olunca da bu dersleri te’sis etmiş olması kuvvetle muhtemeldir.  

Sultan III. Mustafa tarafından 1759 tarihinde çıkarılan bir “irâde-i seniyye” yani padişah fermanı ile Huzur dersleri usulü resmen kabul edilmiş ve uygulanmıştır. Kendisinden sonra gelen padişahlar tarafından da benimsenen Huzur dersleri Osmanlı Devleti’nin sonuna yani Sultan Vahdettin Han diye tanınan VI. Mehmed Han’ın saltanatı ve hatta Saltanat kaldırıldıktan sonra yalnızca halife ünvanı verilmiş olan Abdülmecid Efendi’nin hilâfeti devrine kadar devam ederek 1924 tarihinde “Hilâfetin ilgâsını ve Hânedân-ı Osmânî’nin Türkiye Cumhuriyeti Memâliki Hâricine çıkarılmasına dair olan 341 sayılı ve 3 Mart 1924 tarihli kanunun yürürlüğe girmesiyle sona ermiştir.” 

Yerini Bizzat Padişah Tespit Ederdi 

Kaynaklarda belirtildiğine göre, ders yapılacak yeri padişah belirler; devlet ve saray erkek ve kadınlardan, derse katılacak olanların ismi yine padişahın tasvibinden geçerdi. Huzur dersi verilen salona – camilerde olduğu gibi – mukarrirler (dersi verenler)  için rahle ve minderler konulur ve muhatablar (Dersi takip edenler) da yere diz çöküp otururdu.  

Bu salonlarda hükümdar için bir koltuk bulundurulur; mukarrir ve muhâtablar salona girmeden önce hükümdar o koltuğa oturmuş bulunur ve bunlar hükümdar önünden selâm vererek geçip yerlerine otururlar; mukarrir yerine geçer geçmez de padişah da koltuktan inerek muhatablar gibi minder üzerinde diz çöker, dersin sonuna kadar bu şekilde kalırdı. Harem kadınları ise dersleri bir paravan arkasından takip ederdi. 

Genellikle, ders bittikten sonra, mukarrirlerle muhâtablar sarayda iftar ederler; saraydan çıkarken de kendilerine bir bohça ile bir atlas keseden mukarrirler için elli, muhâtablar için otuz altın “ihsân-ı şâhâne” bulunurdu. İşte senede birkaç saat süren bir vazifenin karşılığı olarak verilen bu hediyeler Osmanlı hâkanlarının ilme ve ilim adamlarına gösterdikleri takdir ve saygının sembolik bir ifadesi oluyordu. 


Bazı Huzur Dersi Hocalarının İsimleri Aşağıdadır
 
Ruscuklu Hafız Ahmed Efendi Yanyalı Hacı Ömer Lütfü Efendi
Kavalalı Hüseyin Fehmi Efendi Hemşinli Muhammed Salih Efendi
Sinoplu Hafız Ahmed Nazif Efendi Bosnalı Hacı Ali Rıza Efendi
Moralı Murtaza Efendi Bozkırlı Mustafa Efendi
Piriştineli İlyas Efendi Divrikli Mustafa Şükrü Efendi
Tırnovalı Mustafa Ulusoy Efendi Eğinli Hafız İbrahim Şevki Efendi
Ohrili Hafız Mustafa Efendi Vanlı Abdurrahman Efendi
Zileli Ahmed Hürrem Efendi Rizeli Hacı Muhammed Haşim Efendi 
Ahıskalı İbrahim Hulusi Efendi Beyşehirli Ahmed Nuri Efendi
Dağıstanlı İbrahim Natıkî Efendi Gümülcineli Ali Rıza Efendi
İstanbullu Muhammed Fevzi Efendi Batumlu Abdullatif Efendi 
Sivaslı Halis Sıtkı Efendi Aydınlı Mustafa Nuri Efendi
Tikveşli Ziyaddin Yusuf Ziya Efendi Hadimli Mustafa Hilmi Efendi 
Malatya Muhammed Fevzi Efendi  Milaslı Süleyman Sırrı Efendi




İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı