Osmanlı Diasporasından Hatıralar

Rahim Er 21.02.2015 2803

"D
ünyada Osmanlı Diasporası kurmalıyız” dedik. Zira Osmanlı teb’asından bazısıyla dindaş, bazısıyla soydaş, bazısıyla da kültürdaşız. Ne onlar, ne de biz istesek de birbirimizden kopamayız. Osmanlı, aynı yer küre üstünde ve aynı gök kubbe altında 6 buçuk asır bütün bu unsurları adaletle idare etmiş.

Bugün başta Türkler olmak üzere bakıyenin cümlesi, o günlerin hayret ve hayranlığında. Türkler, Hanedan’ı nâhak yere kovmakla bir asır çekti. Bazılarının cezası ise ya başlamadı veya bitmedi yahut Yunanlılarda olduğu gibi yeni başlamakta. Yunanlılar, Osmanlı ana gövdeden ilk kopan parçadır.

Osmanlı güneşinin doğduğu, Vahiy Medeniyetinin hüküm sürdüğü, Osmanlı ikliminin yaşandığı topraklara dair nakledeceğimiz bir kaç misal, dünyada Osmanlı diasporası kurma teklifimizin ne denli doğru olduğunu izaha yeter. Bir çok kimse benzer hatıralara sahiptir:

-Saddam zamanıydı. Arkadaşım Feramiz Gökdemir’le beraber Bağdat’a gitmiştik. İdare bize bir araba, bir şoför ve iki de refakatçi verdi. Önce niye bu kadar fazla insan olduğunun sebebini anlayamadık. Biraz haşır neşir olunca çözdük. Refakatçilerin biri Arap, biri Kürt, biri Türkmendi. Bizden başka aynı zamanda birbirlerini takip ediyorlardı. Gezdiğimiz, gördüğümüz yerlere dair düşüncelerimize şaşırdılar. İkinci gün bize aynen şunu dediler: “Siz, buraları bizden daha çok seviyorsunuz; işte şoför, nereye isterseniz gidin, biz ayrılıyoruz!”...

Bakü’deydim. O gece Kadir gecesiydi. Telefonum çaldı. Türkiye’de bir yerden dâvet ediyorlardı. “Bosna’da Gazi Hüsrev Bey Camiinde Kadir gecesi idrak edilecek, gelir misin?” Hayır denir miydi? İstanbul’a indim, uçak değiştirerek Saray Bosna’ya uçtum. Bu şehir, en az Bursa kadar Osmanlıydı. Sonraki görüşlerimde bu ilk intibam kuvvet kesbetti. Osmanlı sanki gitmemiş Bosna’ya taşınmıştı. Mosdar Köprüsü ne kadar muhteşemse, Gazi Hüsrev Bey Camii ve önündeki sebil, çok daha muhteşemdi. Lokum eşliğindeki Türk kahvesi, unutulmazdı. İnsan, Bosna’da sokakları, çarşıları gezerken bir köşebaşında arkasında yeniçerileri yanında vezirleriyle Padişah’la karşılaşacağı hissine kapılmakta.

Kavala’da İmaret’i ziyarete gidiyorduk. İlerde sur dibindeki dükkânının önünde yaşı 50’yi aşmış bir hanım ayakta duruyordu. Geçerken merhabamızdan sonra “nerelisiniz?” dedi. “Türküz” deyince, Türkçe olarak “aa, İstanbul’dan hemşehrilerim gelmiş, bir kahve içirmeden bırakmam!” dedi. Vaktimiz dardı. Ne kadar direndiysek de bu Osmanlı Rumu hanımı razı edemedik. Bomontiliymiş. 6-7 Eylül çirkinliğinden sonra İstanbul’u terk zorunda kalmışlar. Müşterek örfümüze dair hatıralar nakletti ki bugün de aklımızda...

Eşimle birlikte Washington, DC’de Mayc’s mağazasındaydık. Bana bir pantalon bakıyorduk. Mağaza kalabalıktı. Kıyafetlerle ilgilenirken bir sese döndük. Yaşlı bir tezgâhtar hanım “Türk müsünüz?” diyordu. “Evet” karşılığını alınca “gelin, dedi, orası pahalı!” Önümüze düştü; yavaş adımlarla yürürken bir taraftan da Türkçe konuşuyordu. “İsmim Lüsyen, Sivas Ermenisiyim, çok oldu buraya geleli. Şimdi 5 torunum var. Kusura bakmayın; konuşmaya konuşmaya Türkçem zayıfladı.” Halbuki Türkçesi fena sayılmazdı. O gün Lüsyen hanımın gösterdiği nezaket ve yakınlığı unutmamız mümkün değil...

Daha Kahire’den, Şam’dan, Mekke’den, başka yerlerden çok hatıralar bulunmakta ama bu naklettiklerimiz bile yetmez mi? Ne dedik? İstesek de kopamayacağımız gerçekler var. Öyle ise o gerçekleri yaşamamız lâzım.

Bir ırmak, gördüğü rüyayla kendini hatırladı.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı