Osmanlı Devleti'nde Mevlid Merasimi

Esad Efendi 30.09.2015 3822
R

ebiü'l-evvel ayını on ikinci günü Sultan Ahmet Camiinde okunacak mevlide çağrılacak vezirlerin davetiyeleri saat belirtilerek, kethüda bey tarafından yazılıp gönderilir. Anadolu ve Rumeli kazaskerleri, ulemanın ileri gelenleri ve üç nefer şeyhin defteri bir kaç gün önceden Şeyhülislam tarafından Reisülküttab'a gönderilir.

Defter gereğince davetiyeleri tahvil kaleminden yazılır ve bir gün önce çavuşbaşı ağaya teslim edilir. Mir-i alem ağaya ve bütün kapıcıbaşı ağaları temsilen başkapıcıbaşı ağaya, rikâb-ı hüma-yun ağalarına, yeniçeri ağasına, ocak ağalarına, defterdara, tevikiye, defter eminine, şıkkeyn efendilere çavuşbaşı ağa tarafından davetiyeleri yazılır ve bunlar divan çavuşları ile gönderilir.

Mevlide gelecek müderislere de İstanbul kadısı tarafından davetiyeleri yazılıp gönderilir. Şeyhülislamın mevlid günü saat kaçta geleceğini gösteren pusula, reisülküttap tarafından yazılır ve kisedarlara ile bir gün önceden gönderilir. Mevlid günü haberci çavuş da yine şeyhülislama gönderilir.

Mevlid günü seher vakti, yukarıda sözü edilen devlet adamları kararlaştırılan saatte gelirler. Şeyhülislam "örf"denilen bir sarık ve mevsim gereği beyaz bir kürk giyerek mevlide gelir. Vezirler sarık ve mevsime göre erkân kürk veya ferace giyerler. Bindikleri atlara "divan bisatlı” denilen ve özel günlerde kullanılan kıymetli eyerler konur. Ulema ve Müderrisler örf kavuk ve muvahhidi kürkler giyerler. Defterdar, kavuk ve erkân kürkleri veya ferace giyip bindikleri atlara "divan rahtı" adı verilen gümüşlü eyer takımı koyarlar.

Herkes belirlenen saatte mevlide Anadolu ve Rumeli kazaskerleri ile ulemanın önde gelenleri ve müderrisleri derecelerine göre mihrabın sağ tarafından minberin sonuna, oradan da sofa kenarıyla mahfel-i hümayuna doğru otururlar.

Vezirler mihrabın sol tarafına koyulan seccadelere otururlar. Onların alt yanına yeniçeri ağası, defterdar, tevkîî, defter emini ve şıkkeyn efendiler, onların da arkasına mir-i alem ağa, kapıcıbaşı ağalar, sipah, silahdar, cebecibaşı, topçubaşı, arabacıbaşı, dört bölük ağaları, sipah ve silahdar kâtipleri ve kethüdaları oturur.

Sıra geriye doğru devam ederek Haremeyn müfettişi, muhasebecisi ve mukataacısı ve bunların halifeleri ve kisedarları yerlerini alır.

Yeniçeri ağası selamlıktan gelince, önce sadrazama selâm verir sonra yerine oturur. Eğer ordu seferde ise yeniçeri ağasının yerine sekbanbaşı geçer.

Bundan sonra gelen davetiyelerin camideki yerleri şöyledir; zağarcı ve saksoncubaşı ağalar, muhzır ağa, bostancılar odabaşısı ve yeniçeri yancıları minber kapısı önünden kürsüye doğru otururlar. Sultan Ahmet Camiinin dört orta direkleri arasında kalan yere yeniçeri erleri sırayla dizilirler ve ayakta dururlar. Eğer ordu seferde ise muhzır ağa ve başçavuş minber kapısı yanında ayakta dururlar.

Bostancılar odabışısı ve yeniçeri yancıları minber kapısı önünden kürsüye doğru dizilirler. Kapıcıbaşı ağalar camiye gelmeden önce selimî kavuk ve mevsim gereği erkân kürk yahut ferace giyerek divan bisatlı eyerle eyerlenmiş atlara biner ve sarayın kapısına gelirler. Özel bir törenle padişahı saraydan alır, camiye getirirler. Âdet olduğu üzere yeniçeri ağası ve sözünü ettiğimiz kapıcıbaşı ağalar selâmladıktan sonra yerlerine gelip otururlar. 

Şeyhülislam geldikten sonra sadrazam da kallavî sarık ve mevsime göre erkân kürk veya ferace giyip divan bisatlı at’la gelir. Diğer devlet adamlarından reisülküttab ve çavuşbaşı ağa selimi kavuk ve mevsim gereği erkân kürk veya ferace giyer, divan bisatlı ata biner. Tezkireci efendiler ve mektubi efendi başlarına mücevveze denilen üstü geniş, ağzı dar bir sarık ve mevsime göre erkân kürk yahut ferace giyerler, kemer rahtlı diye adlandırılan, özel bir eyerle eyerlenmiş ata binerlerdi.

Divan-ı Hümâyun çavuşları ve ağalar mücevveze sarık ve feraceler giymiş olarak sadrazamın sarayından törenle camiye geldiklerinde orada bulunanların hepsi ayağa kalkarlar. Gelenler sofa sırasında olan ulemanın ortasından her iki yana selâm vererek geçer ve mihrabın önüne konan seccadelere otururlar.

Reisülküttab ve çavuşbaşı ağa, sadrazamın karşısında hümayun tarafından önceden konmuş olan seccadelere, tezkireci efendiler ve mektubî efendi ise kürsü tarafından mahfel hümayun altında otururlar.

Bu sırada teşrifati efendi, teşrifat halifesi ve teşrifat kisedarı mücevveze sarık ve mevsime göre kürk yahut feraceler giymiş olarak buhurdanlar getirirler. Buhurdanlardan birini sadrazamın, birini şeyhülislamın, birini ede vezirlerin önüne koyarlar. Padişahın gelmesine yakın teşrifati efendi, halifesi ve kisedarı ile buhurdanları kaldırırlar.

Feth-i Şerif Suresi Okunur

Buhurdanlar kaldırılırken müezzinler "Feth-i Şerif Suresi" okumaya başlarlar. Surenin okunması bittiği zaman padişahın mahfel-i hümayuna gelip oturduğunu göstermek için kafesin küçük kapısı açılır. Kafes kapısının açılması ile birlikte orada bulunanların hepsi ayağa kalkarak saygıyla eğilir. Sadrazam ise seccadesinden aşağıda yer öper. Kafesin küçük kapısı kapandıktan sonra herkes yerine oturur. Teşrifati efendi mahfel-i hümayun altında, sadrazamın karşısında emre hazır olarak ayakta bekler.

Müezzinler Ta'rif okuduktan sonra, önce Ayasofya şeyhi, arkasından Sultan Ahmet Camii şeyhi ve üçüncü olarak da nöbetli olan şeyh kürsüye çıkıp va'z verirler. Va'zını bitirip kürsüden inen her şeyhe darüssaade ağası kâtibi eliyle ferace ve samur kürkler giydirilir ve armağanlar verilir.

Darüssaade ağası kâtibi eğer hacegândan ise mücevveze sarık ve mevsim gereği erkân samur kürk veya ferace giyerek bu işi yapması gerekir. Bu sırada her bir şey kürsüye çıktıkça vezirlere,  âlimlere ve orada bulunan diğer devlet büyüklerine zülüflüler üç kez şerbet ve buhur verirler. Şeyh efendiler kürsüden indikçe sadrazam tarafından verilen armağan çıkınları, teşrifat efendi eliyle koyunlarına konur. Bütün bunlardan sonra birinci mevlidhan çıkıp biraz okuduktan sonra inerken yine darüssaade ağası kâtibi eliyle hil’at giydirilir. İkinci mevlidhan okumaya devam ederek:

Geldi bir ak kuş kanadiyle revan
Arkamı sıvadı kuvvetle heman


beytini okuduğu zaman orada bulunan herkes ayağa kalkar.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
I 908 senesinde İttihat ve Terakki Fırkası, Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirerek Osmanlı Devleti’nin idaresini tamamen ele geçirdi. 1914’te de Osmanlı Devleti’ni Birinci Cihan Savaşı’na sokarak,…
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
Kültürümüz
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
B irinci Cihan savaşında Ruslara esir düşen Fahrettin Erdoğan hatıralarında şunları kaydediyor: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi ''İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından alınışı sırasında…
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
Kültürümüz
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
C ezayir Beylerbeyi Barbaros Hayrettin Paşa, Aydın Reis’i K anuni Sultan Süleyman’a ziyaret için İstanbul'a gönderdi. Hayrettin Paşa Hatıralarında, Aydın Reis’in İstanbul’a gidiş, gelişi ve padişahı…
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
Kültürümüz
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
E Nizâmiye Medresesi vvelce hususî, münferit ve mahallî olarak yapılan dar muhtevalı din öğretimi, Sultan Alp Arslan’ın emri üzerine, Bağdad’da meşhur “ Ni z â miye ” medresesinin tesisi ile (1066)…
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor