Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'dan Öğütler

M.Halistin Kukul 30.06.2009 4837
N
iyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, milletinin sevdâlısı bir destan şâiridir. Ondaki bu büyük aşk, Türk milletinin çektiği her sıkıntının bir ifadesi  olarak kendini  ortaya koymaktadır. Böylece; gelecek nesillerin bundan ibret almasını sağlamaktadır.

"Geçmişi öğrenelim, gezip anayurtları;
Görelim, hangi  tasa  öldürmüş Bozkurtları!
Çevirelim gözleri  on dört  asır  Önceye;
Sonra bugüne dönüp dalalım düşünceye...
Seni  özünden vuran düşmanın kimmiş dünkü?
Göreceksin ki, yine  aynı düşman, bugünkü!"

    Gençosmanoğlu; “Bozkurtların Destanı” adlı eserine şu mısralarla başlar: Bu mısralar, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun bütün şiirlerinin hülâsasıdır. Biz, sâdece bu mısraları tahlil  etsek bile, 0nun fikir muhtevasını ve bununla birlikte şâirimizin arzularını açıklamış  oluruz.

    Burada   "zaman" ; "geçmiş"tir. “Mekân”; “anayurtlar”dır. Şahıs ise  "Bozkurtlar"!.. "Sonra"  kelimesi kırılma  noktasını teşkil  eder. Ve zaman "bugün"e döner. Geçmiş'te Bozkurtları öldüren  tasa  ile; "bugün", "seni" yâni  (beni, bizi, onu)   "özünden vuran düşman" aynîleşmektedir. Demek ki, zaman'ın değişmesi hiçbir şeyi  değiştirmemiştir.

    Şâir, burada bir noktaya  dikkat çekiyor: "Dalalım düşünceye..." diyor.

    Kanaatime göre bugün en büyük noksanlık bu! En büyük gaflet bu! Düşünceye dalmak şöyle dursun, düşünmenin kenarından bile geçmek zorlaşmış. O kadar  az düşünen bir cemiyet olmuşuz ki, hâlâ "Bozkurtları hangi  tasa öldürmüş" idrâkinde değiliz.

    Bozkurt; Türk milletinin, Müslüman olmadan  önce, Orta  Asya  döneminde, yol göstericisi olarak kabul  edilen millî sembolüdür. Bu, sadece bir semboldür. Zaman zaman, şâir  tarafından "kişi" yerine de kullanılmaktadır. Oğuz Han; “Oğuz Han Destanı”nda halkına  şöyle der: "Bozkurt  sesi savaş parolamız olsun!"

    Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, târihî hâdiseleri büyük bir aşkla, şuurlu bir şekilde destanlaştırmasını bilmiş nadir bir şairimizdir. 0, aynı şuurla  yazdığı “Kür Şad İhtilali Destanı”nda da  şöyle der:

Yıl Milâdın altıyüzkırkı...
Gece...
Vey ırmağının kıyısındayız
Gün doğmadan az önce…
İlkin Karabudak'la Yığaç,
Bir ormanda iki ağaç
Gibi düştüler...
Peşlerinden,
Gümüş’le Tunga devrildi...
Dört delikurt,
Gerdeğe girer gibi gittiler ölüme!
Ölümle öpüştüler!
Hey!.. Hey!...
Yine de hey! Hey!..
Bir yanda Çin ordusu,
Öbür yanda Vey!...
Ortada Kür Şad!…
Olmaz böyle şey!...
Kim derdi ki Kür Şad,
Kemikle et’ti?
O bir kişi değil,
O bir devletti!...
Bayraktı, vatandı...
Bir özge candı...."

   Şâir; "devlet" olabilecek "Kür Şad"lar aramaktadır. "Devlet malı deniz..." diyenler değil; tıpkı “Alp-Erenler Destanı”ndaki Osman Gazi Beğ şiirindeki gibi hissedip-yaşayacak pırıl pırıl nesiller istemektedir:

"Adımız seyfullah yazıldı Arş'a,
Hiç yakışmaz bize niza eylemek.
Gayemiz îlây-ı Kelimetullah,
Sancağı altında gazâ eylemek.

İşimiz, insanı cümle mahlûkat,
İçre en şerefli âza eylemek.

Yoktur töremizde, hem dinimizde,
Canlı bir nesneye ezâ eylemek.
Lâkin, elbet vardır, ezâ edene,
Hak ve hukuk üzre cezâ eylemek.
Muhammed ümmeti olmanın kavli,
Her bir işi,0’na seza eylemek.
Türkmenlik değildir, bilinmiş ola,
Kını kılıçlara koza eylemek.
Tanrı buyruğudur, Oğuz nesline,
Hakk’ı yeryüzünde fezâ eylemek.
Maksat, gönülleri İslam’a açıp,
Hak'dan bir güzelce rıza eylemek."

    Şâir, bütün niyyetini ortaya koymakta “Oğuz nesline” gereken tavsiyesini yapmaktadır. “Hakk'ı yeryüzünde feza eylemek"i, Allah'ın emri olarak kabul edip, bu "rıza"yı kazanmak isteyen nesillere ihtiyacımız vardır. "Kını kılıçlara koza eyle"meden, ilim ve irfan sahibi olmak lâzımdır.

    Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, esaretin, kime olursa olsun karşısındadır. Kendi milletini çok sevmesine rağmen, insanlığın da refah ve huzur içinde bulunmasını arzulamaktadır. Bunu "Macar Kardeşlerime" adlı şiirinde görmemiz mümkündür:

"İki tutsak kardeşiz
Kahpe acunda.
Senin tutsaklığın yüreğimde ok;
Benim gözyaşlarını senin acında..."

    Bugün; Doğu Türkistan'da, Kerkük'te çekilen acıların aradığı gözyaşları nerededir? Onların “tutsaklığı”na “ok” olacak “yürekler” tükenmiş midir? Şâir, bütün bu endîşeleri hissederek bugünlere, bugünün insanına seslenmektedir.

    Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun destanlarını okuyan genç nesil, ecdadının yaptıklarından gurur duyacaktır. Nasıl bir şanlı ve ihtişamlı mâzîye sahip olduğunun idrâkinde ve şuurunda olacak, geleceğe daha emîn adımlarla yürüyecektir.

    Çalışacak... Çok okuyacak ve ilme sarılacaktır.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
I 908 senesinde İttihat ve Terakki Fırkası, Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirerek Osmanlı Devleti’nin idaresini tamamen ele geçirdi. 1914’te de Osmanlı Devleti’ni Birinci Cihan Savaşı’na sokarak,…
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
Kültürümüz
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
B irinci Cihan savaşında Ruslara esir düşen Fahrettin Erdoğan hatıralarında şunları kaydediyor: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi ''İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından alınışı sırasında…
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
Kültürümüz
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
C ezayir Beylerbeyi Barbaros Hayrettin Paşa, Aydın Reis’i K anuni Sultan Süleyman’a ziyaret için İstanbul'a gönderdi. Hayrettin Paşa Hatıralarında, Aydın Reis’in İstanbul’a gidiş, gelişi ve padişahı…
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
Kültürümüz
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
E Nizâmiye Medresesi vvelce hususî, münferit ve mahallî olarak yapılan dar muhtevalı din öğretimi, Sultan Alp Arslan’ın emri üzerine, Bağdad’da meşhur “ Ni z â miye ” medresesinin tesisi ile (1066)…
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor