Milli Kültür Düşmalığı

Prof.Dr.İsmet Miroğlu 13.02.2013 3128
T
ürkiye, millî kültürü emperyalist güçler tarafından yıkılmak istenen hedef ülkelerin başında yer almaktadır. Ülkemizin, coğrafî konumu, yer altı ve yer üstü zenginlikleri ve bilhassa Orta Doğu petrol yataktan üzerinde bulunması, emperyalistlerin gözlerinin üzerinde olmasına neden olmuştur. Hiçbir millet, başkaları tarafından sömürülmeye rıza gösteremeyeceğine göre, emperyalistler, hedef ülkeleri sömürebilmek için sinsi bir yol buldular. Sömürüyü gizleyen bu yol, kültür emperyalizmidir.

Hedef ülkelerin kültür emperyalizmi yolu ile sömürülmesi için yapılan ilk icraat; 1311 yılında Papa' nın emriyle Avrupa'da "Şark Kürsüleri’"nin kurulması olmuştur.

Bugün "Doğu Dilleri Okuları" olarak adlandırılan bu eğitim kurumlarında, hedef ülkelerin millî kültürlerini tahrip etmek suretiyle onları içten yıkmak için asırlardan beri misyonerler, ajanlar ve casuslar yetiştirilmektedir. Ancak, emperyalist devletlerin yalnız kendi elemanları vasıtası ile hedef ülkelerin kültürlerini yıkabilmeleri çok zor, hatta imkansızdır. Çünkü, millî kültürlere doğrudan yapılacak bir tecavüz, millî duyguların uyanmasına ve milliyetçiliğin güçlenmesine sebep olur. Bunu önlemenin yolu, hedef ülke insanlarına yabana kültürü aşılamaktır. Yabancı kültür aşılandıktan sonra, millî kültürün yıkılması işten bile değildir! 

Ülkemizin, Tanzimat'tan bugüne kadar maruz kaldığı kültür emperyalizmi bu türdendir. Sovyetler Birliğinin siyaset sahnesine çıktığı tarihten itibaren toplumumuz, ikinci tür bir kültür emperyalizmine maruz kalmıştır. Bu da, yalan, iftira ve inkâr ile millî kültür düşmanlığının, sonra da komünist kültürünün aşılanmasıdır. Sovyetlerin ülkemizi maruz bıraktığı komünist kültür emperyalizmi sonucunda, Türkiye 1971 ve 1980 yıllarında olmak üzere iki defa ciddi tehdit ile karşı karşıya kalmıştır. 

Sovyetlerin dağılmış olmasına rağmen, bugün ülkemizde PKK da dahil, terör örgütlerinin hemen tamamının komünist metodlara göre eylem yapması, komünist kültür emperyalizminin etkisinin devam ettiğini göstermektedir. Ancak bu, Batılı ajanların ve kozmopolitlerin, komünist propoganda taktiklerini kullanmayacağı anlamına gelmez.
 
Milli kültüre düşman olanlar, yalnız komünist kültürle şartlandırılmış olanlar değildir. Yabancı bir kültür ile şartlandırılanlarda şartlanmanın dozu ne kadar fazla olursa, millî kültür düşmanlığı da o derece şiddetli olmaktadır. Aşılanan yabancı kültür ile millî kültür arasında zıtlıklar, millî kültür düşmanlığının psikolojik sebeplerini teşkil etmektedir.

 Komünistler ile Batılıların kültür emperyalizmi arasındaki fark, birinin kendi kültürünü aşılamak için önce, yalan ve iftiralar ile millî kültüre saldırması, diğerinin ise yalnız kendi kültürünü aşılamasıdır. Buna göre Batılıların kültür emperyalizmi uzun, komünistlerin ise kısa vadede gerçekleştirilmek istenmektedir. Bugün emperyalist devletler her iki kültür enperyalizminin metodlarını kullanmaktadır.

Millet varlığını ağaca benzetirsek; ağacın kökü millî tarihi, gövdesi milleti, dallan genç nesilleri, yapraklan millî kültürü, meyveleri de medeniyeti temsil eder. Kök, bunların hepsini besleyen aslî unsurdur. Tarihi olmayan milletler toplum olamadıkları gibi millî tarihleri ile bağlan koparılan milletlerin millî kültürleri çok kolay tahrip edilir. Millî tarihle olan bağlarının koparılması için onun kötülenmesi gerekir. 

Türkiye'de, kültür emperyalizmi ile görevlendirilmiş kiralık ajanların yansıra kültür emperyalizmine şartlanarak millî kültürümüze düşman olanların milli ve manevî değerlerimizi ve özellikle tarihe malolmuş millî kahramanlarımızı kötülemelerinin sebebi budur. 

Meselâ, ülkemizde bu maksatla emperyalist devletlerin ajanları ile vatan hainlerinin Fatih, Yavuz, Kanunî ve diğer padişahtan yalan, iftira ve inkâr kampanyaları ile kötülemeye çalıştıkları görülmektedir. Halbuki, millî kahramanların kötülenmesi millî tarihin kötülenmesidir. Millî tarihin kötülenmesi ise millî kültür düşmanlığından başka bir şey değildir. Millî tarih olmadan, millî kültür, millî kültür olmadan millet var olamaz ve medeniyetler kurulamaz

Parçalanıp yok edilmesi hedef alınan milletlerin, bu sebepten önce millî kültürlerinin yıkılmasına çalışılır. Millî kültür düşmanlığı, millî kültür tahribatının en korkunç şeklidir. Millî kültüre düşman olmak, millete ve devlete düşman olmaktır. Batılıların ve Sovyetlerin, ülkemizi maruz bıraktıkları kültür emperyalizmi neticesinde meydana gelen anarşi ve terörün, Güvenlik Kuvvetlerimizle etkisiz hale getirilmesini takib eden yıllarda, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, kumar, fuhuş ve eşcinsellik gibi kötü alışkanlık ve ahlaksızlıkların hızla artması, küftür emperyalizminin bir başka boyutunu göstermektedir. 

Bunun yanısıra milletimizi "Kürt-Türk" ayırımı ile bölmeye çalışarak, ülkemizi Sevr emellerine göre paylaşmak isteyenler, kendi ülkelerinde yasakladıkları ırkçılık ve bölücülük fitnesini bize, "demokratikleşme" adına kabul ettirmek istemektedirler.

 Milletimize hayat hakkı tanımayan bütün düşmanlara açıkça bildirmeliyiz ki, Kürt unsuru Türk unsuru, Kürt kültürü Türk kültürü, Kürt kimliği Türk kimliğidir. Çünkü, Türk ve Kürt halkı aynı soy Oğuz boyundan olup, Orhun Kitabeleri, bunun tarih belgesidir. Orhun Kitabelerinde geçen 532 kelime, bugün Anadolu Türkçesi'nde bile kullanılmadığı halde, Kürtçe'de muhafaza edilmekte. Şu halde bizi, hangi isim altında olursa olsun bölmeye kalkanlar Türk Milleti'nin düşmanlarıdırlar!..

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı