Milli Değerlerin Aktarılması

Etkili Yorum Dergisi 09.05.2014 3981

H
er yıldönümü olduğunda hatırladığımız Çanakkale Destanı’nın, aslında bir Türk olarak hepimizin içini burkan hazin bir hikâyesi var. Peki, tarihimize altın harflerle yazılan bu destanı çocuk ve gençlerimize yeterince aktarabiliyor muyuz?

Neredeyse hepimizin akrabaları arasında Çanakkale Savaşı’nda hayatını kaybetmiş bir şehit vardır. Benim dedemin babası Abdullah da, bu savaşta şehit düşmüş. Bize ondan kalan ne bir mezar, ne de bir fotoğraf var. Şehitlerimiz bize sadece bu vatanı miras bırakmışlar. Bu sebeple bizler için anlamı çok büyük. Buna rağmen milli tarihimizi, çocuklarımıza aktarma konusunda cemiyet olarak ne kadar başarılı olduğumuz tartışılır.

Avustralya ve Yeni Zelanda’da her yıl, Çanakkale çıkarmasının yıldönümü olarak 25 Nisan’da “Anzak Günü” adıyla anma merasimleri düzenlenir ve o gün Avustralya ile Yeni Zelanda’da milli tatildir. Ayrıca, Avustralya ve Yeni Zelandalı turistler her yıl saatlerce süren uçak yolculuğu yaparak kafileler halinde Çanakkale’ye gelirler. Atalarının savaştıkları Gelibolu Yarımadası’nda toplanarak Anzakların çıkarma yaptıkları Gelibolu Yarımadası’nda toplanarak Anzakların çıkarma yaptıkları Anzak Koyu’nda merasim yaparlar. 94 yıl önce çıkarma yaparken hayatlarını kaybeden dedelerinin ayak bastıkları bölgeden hatıra amacıyla taş toplarlar. Gelen turistlerin birçoğunun gençlerden teşekkül etmesi oldukça anlamlıdır.

Vietnam Savaşı, süper bir devletin 17 milyonluk küçücük bir ülkede bataklığa nasıl saplandığının bir hikâyesi olarak nitelendirilebilir. Yine bu savaş, Amerikan kamuoyu için sebebi anlaşılamayan manasız ve amaçsız bir savaş olarak düşünülebilir. Zira o zaman Amerikan Savaşı ve Amerikan politikaları hep protesto edilmiş. Çok ilginçtir ki 55.000 Amerika askerinin ölümüne mâl olan Vietnam Savaşı, Hollywood tarafından çekilen yüzlerce filme konu olmuş. Bu filmlere binlerce dolarlık dev bütçeler ayrılmış. Bu filmlerin tamamına yakınında Amerikan askerlerinin kahramanlıkları anlatılıyor. Bu yolla, milli birlik ve berberlik ruhunu kendi vatandaşlarına kazandırmaya çalışıyorlar.

Rahmetli Turgut Özal zamanında gerçekleşmiş bir olay hep anlatıladurur: Japon eğitim uzmanları ülkemize gelmiş ve Türk eğitim sistemini incelemiş. Bu uzmanlar, Özal’ın bürokratlarının da hazır bulunduğu bir ortamda raporlarını sunmuş ve sonuç olarak şunları söylemişler; “Sizin eğitim siteminizde milli ruh yok!”

Özal’ın “Nasıl?” sorusu üzerine şunu anlatmışlar:

-  “Biz Japonya’da okula başlayacak çocuklarımıza milli ruh şoklaması yaparız. Onları önce toplu halde hızlı trenlere bindirir, ardından onlara dev fabrikalarımızı, teknoloji merkezlerimizi gezdirir, ülkemizin gücünü gösteririz. Sonra da bu yavrularımızı alır Hiroşima ve Nagazagi’ye götürür, orada atom bombası atılan ve yıllardır ot dahi bitmeyen alanları gösteririz. Orada çocuklara şöyle deriz:

-  Eğer siz çalışmaz, şuurlanmaz ve az önce gördüğünüz teknolojiye sahip olmak için uğraşmazsanız sonunuz böyle olur”

Bürokratlarımızdan biri atılır:

-  “Ama bizim Hiroşima’mız yok ki!”

Japon uzmanın cevabı ise tokat gibidir:

-  “Sizin Çanakkale’niz on Hiroşima eder!”

Evet, gerçekten de bizim Çanakkale Destanı’mız on değil, belki yüz Hiroşima eder. Bu savaşta dedelerimiz 40 değişik milletten düşmanla savaşmış. Ancak savaştan sonra ülkelerine dönen insanların, Türk insanı ve askerlerini nefret ve kinle anmak yerine saygı ve onurla anmaları ne kadar büyük bir ecdada sahip olduğumuzun en açık göstergesidir. Çanakkale Savaşına katılmış olan Lord Casey bu konuda askerlerimizle ilgili bakın hangi satırları kaleme almış:

“Biz Çanakkale Yarımadası’ndan Türklerle savaşarak ve binlerce insanımızı kaybederek, kahraman Türk Milleti’ne ve onun eşsiz vatan sevgisine duyduğumuz büyük takdir ve hayranlıkla ayrıldık. Bütün Avustralyallar, Mehmetçiği kendi evlatları gibi sever, onun mertliği, vatan ve insan sevgisi, siperlerdeki dayanılmaz heybeti ve cesareti, bütün Anzakları hayran bırakan yurt sevgisi, insanlığın örnek alacağı büyük hasletlerdir. Mehmetçiğe minnet ve saygılarımla.”

28. Birlikten Gelibolu Yarımadasına Temmuz 1915’te çıkmış olan Avustralya C.J. Hazlitt ise kendisiyle yapılan röportajda şu sözleri ifade etmiş:

“Avustralya’yı terk ettiğimizde Türkiye’ye gideceğimizi bilmiyorduk. Gerçekte, Fransa’ya gideceğimizi düşünüyorduk. Ben işaretçi ve koşucu idim. Normal bir 24 saatlik hayatımız vardı. Türklerle bizzat temasım olmadı. Türklerin dürüst savaşçılar olduklarını düşündüm. Esirlere de çok iyi bakıyorlardı. Gelibolu’da kaldığım süre içinde Türklerin herhangi bir çirkin ya da alçakça tutum ve eylemini işitmedim. Oysa daha sonra gittiğim Fransa’da tecrübelerim çok farklı oldu. Bütün harekâtın, iki taraftan da binlerce kaliteli genç insanın katliamı olduğunu bir sonuç vermediğin düşünüyordum. Savaş da zaten budur.”

Ülkesi ve insanları için hayatını gözünü kırpmadan feda eden aziz şehitlerimizle ne kadar övünsek azdır herhalde. Bu noktada cemiyet olarak onlara karşı milli bir borcumuzun olduğunu unutmamalıyız. Bize düşen görev, şanlı tarihimizi ve milli değerlerimizi bugünkü nesle aktarmaktır.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı