Malazgirt Zaferi'nden Sonraki Anadolu

Seyyid Ahmet Arvasi 03.09.2018 2983
M
resim
ilattan sonra 1071 yılında Muhammed Alparslan'ın elde ettiği büyük zafer, yalnız Bizans' a karşı kazanılmış muhteşem bir meydan muharebesi başarısından ibaret değildir. Bu zafer, bütün Türk-İslâm kültür ve medeniyetine ve daha nice maddi ve manevi fetihlere beşik olacak mukaddes bir başlangıcın da besmelesi olmuştur. Yani bu zafer, sevgili Anadolu'muzun Müslüman-Türk kanı ve imanı ile yeni baştan yoğruluşunun da ilk hamlesidir. 

Malazgirt Zaferi'nden önce, bugünkü vatanımızın Doğu’sunda, Batı'sında, Güneyinde, Kuzeyinde ve Orta'sında kimler yaşamıştı, hangi devletler kurulup yıkılmıştı, hangi kültür ve medeniyetler gelip geçmişti, bunlar nereden gelmiş, nereye gitmişlerdi? Evet Mazgirt Zaferi kazandıktan ve Anadolu'muz baştan başa bir "Türk Yurdu” haline getirildikten sonra, bu soruların cevapların ancak tarihçiler için bir araştırma sahası olabilirdi. 

Gerçekten de Malazgirt Zaferi ile tarihte yeni sayfalar açılmış, yeni satırbaşları atılmıştı. Geçen geçmiş, Anadolu, bütün sathı ile ve bütün yönleri ile Türk’ün olmuştu. Bin yıllık vakıa budur, gerisi hikâye…

Kaldı ki, Türkler, Anadolu'ya geldikleri zaman, bu topraklarda, ne bir "Ermeni", ne de bir "Kürt Devleti" vardı. Anadolu'yu güya Bizans kontrol ediyordu. O Anadolu ki, kırları bomboş, köy ve kasabalar harap ve terkedilmiş, sadece etrafı hisarlarla çevrilmiş şehirlerinde nüfûs barındırabilen, eşkiya ve soyguncuların kol gezdiği sahipsiz bir coğrafya parçası durumunda idi. 

Anadolu âdeta bomboştu. Esasen, Anadolu, bütün tarihi boyunca, fazla nüfûs tutamamıştır. Sürekli istilâlara maruz kalan bu topraklarda barınmak kolay değildi. Onun için bu topraklarda daima az nüfûs bulunmuyordu. Nitekim, Türkler, Anadolu'ya geldikleri zaman, müstahkem surlarla çevrili küçük şehirlerde yaşayan az bir nüfûs ile dağlarda ve yaylalarda korku içinde dolaşan insan toplulukları bulmuştu ve bunlardan hiçbir mukavemet de görmemişti. Bu topluluk da homojen değildir. Bunlar, kısmen Ermeni, kısmen ateşe tapan Yezidi, kısmen Hıristiyan Asuri ve Süryani kalıntıları ve Oğuz boyundan gelen konar-göçer Türk toplulukları idi. 

İşte, XI. asırda, Malazgirt Zaferi'nden sonra Türkmen, Oğuz ve Avşar boyları, bu toplulukların arasına akın akın girmeye ve yerleşmeye başladılar; mukavemet görmek şöyle dursun, bu topluluklara güven ve huzur getirdiler. Esasen, Bizans orduları yenildikten sonra, Türkler, hiçbir mukavemet görmeksizin, ençok beş yıl içinde İstanbul kapılarına dayanacaklardı. 

Evet, Türkler, Anadolu'yu "yurt tutmak" için geldiler ve en az "on asırdan beri" de bu emellerini gerçekleştirdiler. Esasen, tarih, baştan aşağı "kavimlerin" yurt tutmak için verdiği ve göçlerden ibarettir. Bugün, mevcut bulunan her milletin, böyle bir "yurt tutma" macerası vardır. Unutmamak gerekir ki, biz Anadolu'yu "vatan" edindiğimiz zaman. bugün mevcut olan birçok devletin ve milletin adı ve sanı, bile yoktu. 

Başta A.B.D. olmak üzere, Kanada, Meksika, Arjantin. Küba, Dominik, El Salvador, Jamaika, Guetamala, Peru. Uruguay,  Venezuella, Kostarika, Kolombia, Bolivya, Brezilya. Ekvador ve Şili gibi devletler bundan dört asır önce başlayan göçlerin neticesinde "yeni yurt" tutarak devlet kuran kavimler değil midir? 

Kim, bu toprakların, onların vatanları olup olmadığını münakaşa edebilir ki. bizim "on asırdan beri" uğrunda büyük fedakârlıklarda bulunduğumuz, bugünkü Türk toprakları üzerinde tartışma açabilsin. Düşünün. biz Anadolu'yu fethettiğimiz zaman Rusya diye bir devlet yoktu. Henüz Avrupa'da milletler ve bugünkü devletler teşekkül etmemiş, halk toplulukları "senyörlerin" tahakkümü altında inliyordu. Bırakın, 1071 Malazgirt Zaferi'ni, biz Türkler, İstanbul'u fethedip çağ kapatıp çağ açarken, henüz Amerika diye bir kıt'anın varlığı bile bilinmiyordu. 

Bütün bu gerçeklere rağmen şimdi birileri kalkmış, en az "on asırlık" Türk Yurdu üzerinde tartışma açmak istemektedir. Eğer. tartışmalar bundan "bin sene" önceki dünya haritası meselesi haline getirilirse milletlerin yeniden bu haritaya göre teşkilâtlanması istenebilirse, galiba dünyanın düzeni alt-üst olur, birçok devlet haritalardan silinir ve bizzat açanlar büyük zararlara uğrarlar. 

Farzmuhal, böyle bir teklif ciddiye alınsa bundan Türk milleti asla zararlı çıkmaz. Ama ham hayaller ile vakit geçirilecek zaman değildir. Kaldı ki, "emperyalist" ve "bölücü" çevreler, Malazgirt Zaferi'nden önceki tarih sayfaları arasında bile mahrumdurlar. Nitekim, daha önce belirttiğimiz üzere, onların tarihi saptırma ve şaşırtma gayretleri hep boşa çıkmıştır.

Evet 1071 Malazgirt Zaferi’nden sonra, artık Anadolu’nun kapısı, Müslüman-Türk’ün eline geçmişti. Önce, Selçuklular, Anadolu’ya sık sık akıncılar göndermiş, zaferi takiben, kapılar büsbütün açılmış, Suriye Selçukları ile birlikte Musul ve Halep Atabeğleri Anadolu’yu güneyden sarmış, Azerbaycan ve İran Atabeğleri Anadolu’yu Doğu’dan ve Kuzey’den kuşatmış, Artukoğulları Harput, Mardin ve Antakya’dan başlayarak Anadolul’ya yerleşmiş, Kutalmışoğlu Süleyman İstanbul kapılarına dayanmıştır. Kaldı ki daha sonraları, Harzmşahlar, zaman zaman Doğu Anadolu’ya akınlar düzenlemiş ve orada Oğuz ve Türk boylarının yerleşmelerini kolaylaştırmışladır. 

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı