Küçük Kerim Onbaşı Annesini Bulabildi mi?

Rifat Erdal 23.04.2021 1600
I
 .Cihan Harbinde Erzurum Cephesinde Ruslarla Çarpışan Sivaslı Yedek Subay Rıfat Erdal'ın Hatıralarından...    
     ...
Kıtaya gelişimden 15 gün sonra, 31 Ocağı, 1 Şubat 1915'e bağlayan gece yarısı, sol tarafımızdan ve 10. Kolordu cephesinden şiddetli ateş sesleri gelmeye başladı. Bizim cephemizden de Rus taarruzunu bekliyorduk. Bizim cephemizde sükûnet vardı. Kısa bir süre sonra, alayımızla beraber yürüyüşe geçtik.

Güneş doğarken alayımız Erzurum'un Kars kapısına yaklaşmıştı. Kalelerde top sesleri susmuş, şiddetli piyade ve makineli tüfek ateşleri işitiyor ve Erzurum ovasına doğru bir çok süvarinin ilerlemekte olduğu dürbünle görülüyordu.

10. Kolordu cephesi bozulmuş, Karagöbek tabyası düşmüş, Ruslar ilerlemeye başlamıştı. Bizim kolordu ricat ediyordu. Bizim tümene Haydarı boğazından ricat etme emri verilmişti. Hemen istikametini değiştirip, bütün bağlı birlikleri ve üç alayı ile birlikte Haydarı boğazına girdik. Bağırsak deresi denilen dar bir vadinin içinde yürüyorduk.

Vadinin iki tarafı yüksek dağlarla çevrilmiş olduğundan çığlar uçuyor, büyük bir bina kadar kar kitleleri, düştüğü yerdeki asker ve hayvanları öldürüyordu. Bu gibi tehlikeli yerlere yakışmadan evvel bir manga asker havaya yaylım ateş yaptırıyor, hava ihtizazından [titremesinden] bu kar kitleleri düşüyor, tehlikeyi bu suretle önlemeye çalışıyorduk. Tabiatla mücadele ederek akşam üzeri Sakalıkesik köyüne ulaştık.

Bu köy, 50 - 60 evli bir köydü. Erzurum kalelerine güvenerek halkı hicret etmemişti. Taburumuzun bölükleri evlere ve ahırlara yerleşmeye çalışıyordu. Bütün tabur zâbitam bir ahır köşesine sığındık. Taburumuzun 2. Bölüğünde Erzurumlu, ihtiyat zabit vekili (asteğmen) Fethullah Efendi isminde bir arkadaşımız vardı.

Fethullah Efendinin evi cephane deposuna yakınmış. Cephanelik düşman eline geçmesin diye berhava edilince Fethullah Efendinin evi de yıkılmış, karısı iki çocuğu ile ortada kalmıştı. Kaldırım taşları üzerinde iki çocuğu ile oturan karısı O, birliğiyle ayrılırken "Fethullah, bizi bırakıp nereye gidiyorsun?" diye inliyordu. Ama Fethullah Efendi bu sese şöyle cevap vermişti: "Ben askerim, vazifem vatan müdafaasıdır, sizi Allah'a emanet ediyorum."

Sakalıkesik köyünde sığındığımız ahır köşesinde, Fethullah Efendi bir kenarda ağlıyordu. Biz onu teselliye çalışırken, Fethullah Efendinin 7-8 yaşlarında bulunan oğlu Kerim, taburun ağırlığını taşıyan mekârecilerin [yük hayvanlarının] yanında içeri girmez mi?   

Mekâri çavuşu Fethullah Efendiye:

"Oğlunuzu getirdik" dedi. Baba oğul birbirine sarıldılar. Daha sonra Fethullah Efendi, mekâri çavuşuna bu çocuğu niçin getirdiğini sordu. Çavuş, Erzurum'dan çıkınca çocuğu yolda bulup taşıyarak hay vana bindirdiklerini ve Erzurum'a Rus askeri girmiş olduğundan, çocuğu Erzurum'a götürüp anasına teslim etnıek mümkün olmadığından, beraberlerinde getirdiğini söyledi. Yaptığımız incelemeye göre bizim tabur Erzurum'dan ayrıldıktan sonra anasının yanında oturan küçük Kerim, "babamı bulacağım" diye anasının yanından ayrılıp askerler arasında dolaşırken, taburun mekâri çavuşu çocuğu tanıyıp bir hayvana bindirerek almış, getirmiş.

Fethullah Efendi bu durum karşısında çok müteessir olup tekrar ağlamaya ve "Çocuğum, anandan niçin ayrıldın, ben harp halinde seni nasıl taşıyabilirim?" diye feryat etmeye başladı. Biz çocuğun tekrar Erzurum'a anasının yanına gönderilmesi mümkün olmadığı için tabur ağırlığında taşınmasını ve müsait bir zamanda Erzincan veya Sivas'a gönderilip bir aile nezdine veya yatılı bir okula yerleştirilmesinin mümkün olacağını söyleyerek, Fethullah Efendiyi teselliye çalıştık.

Fethullah Efendinin şehadeti

Çocuğu bir müddet tabur ağırlığında taşıyarak Gökdere sırtlarına geldiğimiz zaman, havaların ısınması üzerine Fethullah Efendi çocuğunu yanına getirmiş, siperlerde baba oğul beraber yatıp kalkmaya başlamışlardı. Taburun bütün subayları çocuğu seviyor, okşuyorduk. Hatta kendisine bir de fahrî onbaşı rütbesi vermiştik.

Fethullah Efendi tabur kumandanlığına bir dilekçe vererek, çocuğunu Sivas'a götürüp yatılı bir okula yerleştirmek üzere izin istemişti. Rusların taarruzundan bir gün evvel, Fethullah Efendiye tümen kumandanlığınca 15 gün izin verildi. Hazırlığını yapıp ertesi günü hareket etmek isterken, o gece sabaha karşı Ruslar hücuma geçti. Bütün tabur siperlere girmiş ve muharebe başlamıştı.

Fethullah Efendi 2. Bölük zabiti idi. Benim bulunduğum 1. Bölükle yan yana siperlerde idik. Rusların sabaha karşı bizim ileri karakollara taarruzu üzerine, ileri karakollar siperlere çekilmişti. Fethullah Efendi siperin üzerine çıkıp Rus kuvvetlerini görmek ve nereden geldiklerini tespit etmek için elinde bulunan tenvir [aydınlatma] tabancasını ateşler ateşlemez, Rusların bu ışığa ateş etmeleri üzerine Fethullah Efendi göğsünden vurulmuş ve siperin içine düşerek şehit olmuştu.

Bunu haber alınca siperden sipere atlayarak Fethullah Efendinin şehit düştüğü sipere gittiğim zaman, mübarek şehit ruhunu Yaradan'a teslim etmiş, kanlar içinde yatıyordu. Oğlu küçük Kerim de babasının üzerine kapanmıştı. Çocuğun eli yüzü kan içinde olduğundan, ben onun da yaralı olduğunu zannederek çocuğu kaldırıp her tarafını yokladım. Yarası olmadığını ve babasının kanları olduğunu anlayarak onu bir askerin sırtına verip tabur ağırlığına gönderdim. Mübarek şehidi de kanayan yarasıyla siperlerin arka tarafına defnettik.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı