Kont Marsigli’nin Kaleminden Osmanlı Devleti

Yılmaz Öztuna 04.02.2013 3767
K

ont Marsigli, Osmanlı askerî teşkilâtı üzerinde en mühim eseri yazmış olan klasik yazardır. Bologna'lı İtalyan bir soylu olup Almanya imparatorluğu hizmetinde generaldir. Türkçe öğrenmiştir. 1683 Viyana muhasarasında ve Almanya'nın sonra Osmanlı'ya karşı yaptığı bütün savaşlarda, Almanlar'ın Budin'i almalarında bulunmuştur. Türkçe yazma kitaplardan müteşekkil zengin bir kütübhânesi vardır. 1737'de yazdığı ünlü eserinde şu mütâlâalarda bulunur.
---------------

1679 ve 1680 senelerinde İstanbul'da bulunduğum zaman, Türk imparatorluğunun hudûdu, Viyana'da Tuna'nın her iki sahilinin 16 mil mesafesinde idi. Hudud burada Vag ve Raab sularında bitiyordu ki, Viyana gibi büyük bir taht şehrini bu akarsular, muhafaza ve müdâfaa edecek durumda değildi...

Hırvatistan'da küçük bir arâzi parçası Almanya'da kalıyordu, gerisi Türkler'de idi. Kulpa, her iki imparatorluğu biribirinden ayırarak Adriya Denizi'nde Venedik sınırına ulaşıyordu. Buradan İtibaren deniz, İstanbul'a kadar, mutlak şekilde "Bâb-ı Âli"nin hâkimiyetinde idi...

Türk imparatorluğunun büyüklüğü, Roma imparatorluğu ile kıyas ve nisbet edildiği ve haritaya şöyle bir bakıldığı takdirde, insanın hayretlere düşmemesi kabil değildir... Böyle bir devleti Türkler nasıl kurmuşlardı? Nasıl muhafaza edebilmişlerdi? Kitabımı bu suâllere cevab verebilmek için yazdım...

Zulüm ve Sertlik Yok

Bu akıl almaz büyüklükte ülkelere o derecede sağlam yerleşmişlerdi ki, zulüm yapmıya, sertlik göstermiye bile lüzum görmeden, Hıristiyanların, imparatorluklarında serbestçe yaşamasına izin verdiler. Bugün (1737) de öyledir. İspanya'dan çıkarılıp Osmanlı'ya sığınan Yahûdiler'i bile kabul ettiler... Roma imparatorlarının tahtına oturan ikinci Sultân Mehmed'in (Fâtih) politikasında bu pervasız durum açıkça görülür...

Türkler, tebeaları olan Hıristiyan kadınlara tecâvüz etmek değil, yan gözle bakmazlar. Hattâ kadın oldukları için müsamahalı ve nâzik davranırlar. Osmanlı devletinin her Hıristiyan ülkesinde ayni durumu gördüm. Terbiyesini bozan hiç bir Osmanlı'ya tesadüf etmedim...

Hattâ Hıristiyan tebealarını, kendi rûhânî reislerinden, râhiblerinden muhafaza edecek tedbirleri almışlardır. Kilise, Osmanlı tebeası Hıristiyanlar'dan, pâdişâh fermanları ile belirtilmiş meblâğlar dışında hiç bir para alamaz. Hıristiyanların âyinlerine Türkler, hiç karışmazlar...

Eyâlet beylerbeyileri, eyâletlerinde Avrupa kralları gibidir. Bu durum, müşahede eden için yanıltıcıdır. Zîrâ İstanbul'a "Dîvân-ı Hümâyûn"a sormadan hiç bir şey yapamazlar. İdare, o derecede merkezidir...

Türk askeri, kanaatkârdır. Az bir şey yer. Fakat yemeğinde koyun eti şarttır. Etsiz yapamaz. İçki içmez. Yaş ve kuru meyve yer. Soğuktan fazla sıcağa dayanıklıdır...

Türkler, din tefriki yapmaksızın seyyahlara, râhiblere, dervişlere, yoksullara çok acırlar. Köyde olsun, şehirde olsun, sofralarına oturtur, giderken para da verirler...

İki Dil Bilirler

Biz Avrupalılar, Doğu dillerini bilmediğimiz için, Avrupa dili bilmiyen Türkler'i câhil sanırız. Öyle değildir. Her aydın Türk, Türkçe'nin yanında Arabca ve Farsça bilir. Bu iki dili bilmiyen adam aydın sayılmaz, ilim adamı olarak hiç kabul edilmez. Bizim aydınlarımız arasında iki yabancı dil bilen kaç kişi çıkar?...

Türk atlasları, kendi ülkeleri için, bizim haritalarımızdan çok üstündür. En küçük yerin adı kaydedilmiştir. Bunların çoğu Türkçe isimlerdir. Avrupa'da basılan atlaslar, Osmanlı ülkesinde merakla incelenir...

Bütün işlerinde o işi sür'atle bitirmek esastır. Savsaklama yoktur. Türk askerine çok iyi bakılır. Emekli olanların maaşları yüksektir. İktisadî ve mâlî kaynaklarının zenginliği ve bize nisbetle çok iyi düzene alınmış olması, Türk ordusunun başarı sebeblerinden biridir. 

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı