Kayıp Nesiller

Rahim Er 04.12.2015 3329

K
ayıp nesiller Türkiye'nin en temel problemlerinden biridir. Kendi ailesine, evine ait olanı kaybetmek demektir. Bu kayıpla yabancılaşma yaşanır. Yabancılaşan nesillerin beyni yıkanmış, mankurtlaşmıştır.

Türkiye'nin son iki asırlık tarihi, bu anlamda kayıp yıllar, kayıp nesiller ve yabancılaşma tarihidir. İki yüzyıl boyunca bu topraklarda yetişen bir kısım nesiller, zihnen işlenmiş ve bize dair ne varsa onlara ya düşman edilmiş, ya onlardan uzaklaştırılmış veya yabancılaştırılmıştır.

Bu nesiller, bir dönem münevverdir, bir dönem aydındır, bir dönem entelektüeldir. Bir dönem Tanzimatçıdır, bir dönem Jön Türk'tür, bir dönem Meşrutiyetçidir, bir dönem Tek Partici'dir, bir dönem Kemalisttir, bir dönem sosyalisttir.

Marksist Cephe

Soğuk Savaş döneminde Marksist ideoloji türevleri moda olunca o nesiller, bugün insanı derin hayretlere düşürecek kapılanmalar yaşadılar. Bir kısmı Rusçu komünist, bir kısmı Maocu komünist, bir kısmı, Arnavutçu komünist oldu. Taksim'de yapılan işçi veya talebe yürüyüşlerinde Marx, Engels, Lenin, Stalin, Che Guevara, Castro, Ho Chi Minh gibi değişik türden sosyalist ideolog veya eylemcilerin resimleri, Rus ve Çin bayraklarıyla birlikte iftiharla taşınıyordu.

Son iki asırda devlet, önce mali bakımdan sonra fikren sonra da gaye olarak fakirleşince doğan boşluğu ideolojiler doldurmuştu. Ancak bu ideolojiler madde öncelikli olduğu için şurada dile getirilenlere "materyalist cephe" denebilir.

İslamcı Cephe

Ancak çok fazla söz edilmese de bugün şu tesbiti yapmak gerekir ki "İslamcı" denen cephede yaşananlar da zarar-ziyan itibariyle diğerlerinden çok farklı değildi. Cumhuriyet idaresi, dinden, tarihten ve teamülden tevarüs ettiği Sünni esas varlığı eğitimden kaldırınca bunun yerini Mısır ve diğer Orta Doğu ülkeler menşeli fakat arkasında Masonların, İngilizlerin olduğu "dini ideolojiler" aldı. Cemaleddin Efganiler, Abduhlar, Reşit Rızalar, Mevdudiler, kâinata, bütün yeryüzüne ve bütün insanlığa Resul olarak gelmiş Sevgili Peygamberimize -aleyhisselam- "İslam Peygamberi" diyen Hamidullah vs bunlardandır. Bu yüzden İslâm pınarından su içmek isteyen saf gençler yıllar ve yıllar boyu itikadi zehirlenmelere maruz kaldılar.

Topraklarımızdaki çınarlaşmış itikadi yapı sağlam olduğu için güneyden gelen selefi, Vehhabi, doğudan ve Orta Doğudan gelen reformcu akımlara 1979'da bir de Humeyni rüzgârı eklendiği hâlde kayıp, derin ve kalıcı olmadı. Bundan dolayıdır ki bir dönem modalaşan "İslamcılık""devrimci Müslümanlık" özentisi tutmamış ve kısa sürede biterek bu topraklar yeniden kendi ağırbaşlı Müslümanlığıyla yoluna devam eder olmuştur. DAEŞ'in ülkemizde yer tutamaması da bundandır.

Halbuki "materyalist" yelpazedeki nesillerde bir değişim ve dönüşüm olmadı. Komünizm dünyada çöktüğü için bugün pek telaffuz edilmese de yerini başka arayışlara bıraktı. Sosyalist Kürtçülük de aynı çıkış menşelidir. Keza kendilerine aydın, ilerici, çağdaş aydın vs diyenler de aslında yine aynı o eski yolun mensuplarıdır. Bugün bunların televizyonları, gazeteleri, dergileri var. Oralarda konuşulanlar, yazılanlar hayret vericidir. Bugün Türkiye ile Rusya arasında bir uçak düşürme ihtilafı yaşanmakta. Bu medya unsurlarında Türkiye aleyhine yazılıp çizilenler Rusya'da aleyhimize yazılanlardan daha ağır. Halbuki bunlar, bu devletin vatandaşı. Ancak zihinleri öylece şartlanmış. Bir bölümü kayıptır ve şifası da mümkün değildir.

Yapılması Gereken

Yapılması gereken gelecek nesilleri tehlikeden korumaktır. Bu da yalnızca tablet bilgisayar ve akıllı tahtayla değil, yerli ve millî bir eğitimle olur. Çatı eğitim kurumumuzun adı Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde Maarif Nezaretiydi, Cumhuriyette Maarif Vekaleti adını aldı, sonra Millî Eğitim Bakanlığı oldu. Ama tabeladaki değişiklik, muhtevaya aksetmedi.

Yoksa yabancılaşmış kayıp nesiller, bugün sanki Rusya vatanlarıymış gibi Putin'i kendilerine daha yakın hissetmezlerdi. Bir kısım nesiller de dağlarda ve şehirlerde askere ve polise silah çekmezdi. Diğer bir kısım nesiller kendilerine duyulan itimat ve muhabbeti paramparça ederek Paralel Devlet projesinin malzemesi olmazlardı.

Materyalistler, bölücü örgüt ve paralel örgüt...

Bugün devleti uğraştıran bu üç unsurdur.

Onlar, kayıp yılların kayıp nesilleridir.

Devletin Tek Parti sorumsuzluğunda ana caddeden ayrılması, bugün çok ağır bir bedel olarak karşımıza çıkmıştır.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
I 908 senesinde İttihat ve Terakki Fırkası, Sultan Abdülhamid Han’ı tahttan indirerek Osmanlı Devleti’nin idaresini tamamen ele geçirdi. 1914’te de Osmanlı Devleti’ni Birinci Cihan Savaşı’na sokarak,…
İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN MANEVİ ZULMÜ!
Kültürümüz
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
B irinci Cihan savaşında Ruslara esir düşen Fahrettin Erdoğan hatıralarında şunları kaydediyor: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi ''İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından alınışı sırasında…
Çar Nikola Ayasofya'ya Yine Çan Takmak İstiyordu
Kültürümüz
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
C ezayir Beylerbeyi Barbaros Hayrettin Paşa, Aydın Reis’i K anuni Sultan Süleyman’a ziyaret için İstanbul'a gönderdi. Hayrettin Paşa Hatıralarında, Aydın Reis’in İstanbul’a gidiş, gelişi ve padişahı…
AYDIN REİS CİHAN HAKANI'NIN HUZURUNDA
Kültürümüz
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
E Nizâmiye Medresesi vvelce hususî, münferit ve mahallî olarak yapılan dar muhtevalı din öğretimi, Sultan Alp Arslan’ın emri üzerine, Bağdad’da meşhur “ Ni z â miye ” medresesinin tesisi ile (1066)…
Selçukluların Bir İlmî Şaheseri: Nizâmiye Medreseleri
Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor