Kâşgarlı’dan Osmanlı'ya Türk Olmak

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil 18.12.2020 2753
T
resim
ürk olmak; büyük mütefekkir Kâşgarlı Mahmud’un muhteşem tanımının içinde olduğunu bilmektir. Bu tanımı bilmeyenin, içine girmeyenin Türk olduğunun iddiası, kuru palavradan öteye gitmez. İşte Türk’ün bahtını, dünyadaki tahtını ve Hak katında değerini gösteren muhteşem tespiti:

“Gördüm ki: Yüce Yaratıcı, Türk burçlarında doğdurdu devlet güneşini;
Onların ülkeleri etrafında döndürdü göklerin çemberini;
Ve onlara ad verdi Türk diye;
Ülkelerin idaresini onlara verdi mülk diye;
Zamanın hakanları yaptı onları;
Ellerine verildi günümüzdeki insanların idaresi;
Onları görevlendirdi halk üzre;
Güçlendirdi onları hak üzre;
Aziz kıldı onlara yanaşanları ve idareleri altında çalışanları;
Onlar, Türkler sayesinde muratlarına erdiler
Ayak takımının şerrinden esen oldular.
Aklı olan herkes onlara katılmalı ve onların oklarından korunmalı.
En iyi yol konuşmaktır onların dillerini;
Duyurabilmek için onlara ve meylettirebilmek için gönüllerini.
Bir düşman, kendi takımından ayrılıp Türklere sığındığı zaman
Güven bulur o anda korkularından;
Başkaları da sığınır onunla beraber,
Hep birlikte iki cihan saadetine ererler…”

Kâşgarlı Mahmud, Cenâb-ı Hakk’ın Türklere verdiği değeri sadece bu mısralarla anlatmıyordu! Onun şu ifadesi her Türk’ü titretmeli, ürpertmeli ve kendine getirtmelidir. Şöyle ki:

“Türk adını onlara aziz olan Hakk teâlâ vermiştir" dedik. Çünkü İbnü’d-Dünya demekle tanınan Şeyh Ebû Bekri’l-Müfidü’l-Cürcânî, ahir zaman üzerine yazmış olduğu kitabında bir hadis-i kutsi yazmıştır ki mealen şöyledir:

"Yüce Allah buyurdu ki: Benim bir ordum vardır. Ona Türk adını verdim. Onları Doğuda yerleştirdim. Bir ulusa kızarsam Türkleri o ulus üzerine musallat kılarım."İşte bu hadis-i kutsi, Türkler için açık bir şereftir, mazhariyettir. Türkler şüphesiz güzellik, sevimlilik, tatlılık, edep, büyükleri ağırlamak, sözünü yerine getirmek, sadelik, övünmemek, yiğitlik, mertlik gibi övülmeye değer sayısız iyiliklerle bu mazhariyete erişmişlerdir...”

Türk tarihi okunduğunda ve bilindiğinde, Kâşgarlı Mahmud’un çağlar öncesinden kaydettiği bu çarpıcı ifadeler, kesin bir gerçekliğin ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır! Zira tarihin hemen her sayfasında Türk’ün zafer mısraları ve muhteşem medeniyetleri kayıtlıdır.

Nitekim İslamî Türk edebiyatının ilk yazılı eserlerinden olan ve en önemlisi sayılan Kutadgu Bilig’de ünlü Türk âlimi Yûsuf Has Hâcib de aynı noktalara temas etmektedir. 1070 yılında Karahanlı Hükümdarı Tabgaç Buğra Karahan’a sunduğu eserinde ona baht ve saltanatın nereden geldiğine işaret ederken şöyle seslenmektedir:

“Ulu Buğra Hakan hâkim dünyada
Ululasın Allah iki cihanda
Ey dinin yücesi, devlet yamağı
Ey milletin tâcı, iman yumağı
Zaman verdi sana il ile tahtı
Allah daim etsin taht ile bahtı
Allah sana verdi kutluluk ey Han
Şükret O’na bin kez, adını hep an...”

İşte Türk olmak; Yûsuf Has Hâcib’in işaret ettiği üzere, kendisine kutlu bahtın Rabbinden geldiğini bilmektir. O’na şükretmektir, O’na güvenmektir. O’nun dinini yüceltmektir. O’nun şanlı Resulünün izinden gitmektir... Türk olmak; bin yıl önce Kâşgarlı Mahmud ve Yûsuf Has Hâcib’in yaktığı bu fikir meşalelerini azim ve gayretle taşımaktır. Onların ulvi fikirleri ile beslenmek ve yaşayarak devam ettirmektir...

Türk olmak; onlardan tam üç asır sonra aynı duygu ve düşünce içerisinde geleceğin en yüce devletinin temellerini atan Osman Gazi’nin, oğlu Orhan Gazi’ye yaptığı nasihati, kendi için yapıldı bilmektir. Şöyle diyordu Osman Gazi:

“Bizim mesleğimiz Allah yoludur ve maksadımız Allah’ın dinini yaymaktır. Kuru kavga ve cihangirlik davası değildir. Bu âlemde benim arzum ve gayem hep dinin zaferi oldu. Sana da bunlar yaraşır...” Türk olmak nedir devam edeceğiz!..

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı