Kanûni Devrinde Bir Osmanlının Türkistan ve Uzak Doğu Seyahatnamesi

Serkan Acar 04.04.2017 3621
G
resim
eniş bir coğrafyaya yayılan Osmanlı Devleti'nde muhtelif gayelerle her daim seyahate çıkılır; sefirler, tacirler, hacılar, seyyahlar ve ruhu bedenine dar gelen sergüzeştçiler kader yolunu takip etmek suretiyle devr-i âlem eylerlerdi. Hülasa kendilerine yüklenen siyasi, ticari ya da dini misyonu başarılı bir şekilde sona erdirebilme tasavvuruna seyahat arzusunun karşı konulmaz cazibesi de eklenince söz konusu vakıa daha da çekici bir hâl alırdı. Nitekim Nicolas Vatin'in de hususen belirttiği üzere "Dervişler gönüllü gezginlerdi. İdareciler ve kadı efendiler vazifeleri gereği ora senin bura benim dolaşıyorlardı. Nihayet çaşıtlar (casuslar) ve sefirler ise mütemadiyen ecnebi memleketlerine gidiyorlardı."

Hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmeyen Seyfi Çelebi büyük ihtimalle Kanuni devrinde Osmanlı bürokrasisi içerisinde defterdâr olarak görev yapmış, ayrıca yaşadığı dönemde Türkistan, Çin, Hint ve İran hâkimleri hakkında türüne az rastlanan bir “tarihî coğrafya” eseri yazmıştı. Klasik Osmanlı biyobibliyografik kaynaklarında ne Seyfi Çelebi’den ne de kaleme aldığı eserden bahsedilmiştir. Söz konusu eserin mevcut iki nüshasından biri "Leiden Üniversitesi Kütüphanesi No. 917/1"de diğeri ise Paris'te "Bibliotheque National, Supplement Turc, 1136" numarada bulunmaktadır.

Seyfi Çelebi’nin akademik çevrelerdeki ilk takipçileri Fransa’dan Ch. Schefer, Rusya’dan V.V. Barthold ve Türkiye’den Zeki Velidî Togan’dır. Sechefer telif ettiği makalelerde onun eserini kullanmış ve Barthold “Küçüm Han” maddesini yazarken kısaca Seyfi Çelebi’ye temas etmiştir.

Bahis mevzu eser hakkında şimdiye kadar yapılan en şümullü ve en mufassal çalışma şüphesiz Joseph Matuz’a aittir. İsmini zikrettiğimiz bu akademisyen, seyahatnâmenin günümüze ulaşan iki nüshasını mukayese ederek transkripsiyonunu ve tenkitli metin neşrini hazırlamıştır. 1965 yılında Strasbourg Üniversitesi’nde doktora tezi olarak çalışılan eser Fransızcaya tercüme edilmiş ve 1968 yılında kitaplaştırılmıştır. 

Seyahatnamede Çin Hükümdarının Müslüman Olmasını Şöyle Anlatılıyor

Hıtây (Çin) ki şark vilâyetinin öte ucudur ve tahtına (başşehir) Hânbâllık dirler ki pâdişâhları anda oturur. Şimdi pâdişahın adı Cüneydi'dir lakabına “hâkân” dirler ve “fağfür” dahi dirler. Hıtây dilince ve Hıtây'da mütemekkin (yaşayan) Müselmanlar da’ima “Han” dirler Türkice. Zîrâ ki Hıtây’da Müselmânlar çoktur ve Hıtây’ın şimdiki padişahı adına Cendî dirler. Kâfirdir puta taparlar ve hâşâ güneşi kıble bilürler. Ve Hıtây vilâyeti otuz bölükdür her bölüğinde bir beğlerbeği oturur on sancakbeği anun eli altındadır. 

Bu hâkândan evvel bir hakan vardı bu hâkanın ammuzâdesi idi. Adı Şimu idi 960 târihinde Hazret-i Resûl-i ekrem Sallalahü aleyh ve sellem bir gice vakıa’sına (rüyasına) girüp; “Müselmân ol” deyü emr itdi. Ana (ona) buyurdu ki, “senün âhûrunda bir seyis vardır ana var ki sana İslâm telkin eylesün”. Ol dahi gice nısfında (yarısı) âhûra segirdüb vardı. Gördi ki ahur kapusında ol aziz hâkâna karşu geldi zira ki anun dahi vâkı'asına Resül-i Ekrem girüp buyurmuşlar ki "Şimdi hâkân sana gelür ana İslâm telkin idesin" deyü hâkânla buluşup imân telkin eyledi. Ve âhür halkı ol mahalde haberdâr olup ta'aceüb etdiler zirâ ki Hıtây pâdişâhları kânununda taşra çıkup kimse ile söyleşmek yokdur.

Sabâh olicak cemi'an vüzerâ ve erkân-ı devlet ve a`yin-ı saltanat hâkânin huzüruna geldiler. Hâkân dahi bunlara buyurdı ki, “bu gice Hazret-i Risâletpenâh benim vâkı'ama girdi Müselmân ol” deyü buyurdı. “Ben dahi İslâma geldim siz dahi isteyanınız Müselmân olsun istemeyanınız kendi dininde olsun” deyü bunlara cevâb virdi ve Hıtây halkından ba’zı kimse Müselmân oldı ba`zısı Müselmân olmadı. Ol sebebden şimdi Hıtây'da Müselmân çokdur, şöyle ki bir beglerbegiliginde üç yüz cuma mescidi var ve hâkân kendü adını Muhammed kodı. Ve hâkân’a islam telkin idenün adı Abdussamed idi, Buhara’dan gitme idi. Ana vezaret teklif itti, kabul etmeyüp şeyhi oldu ve Hâkân islama geldikten sonra on dört yıl padişahlık eyledi. Kendüsi ile Müselman olanlara külli ri’ayet eyledi. 

Seyfi Çelebi Tarih İlminin Ehemmiyetini de Şöyle Dile Getiriyor

“Ulema-yı kibardan mervidir ki tevarih (tarih) bir ‘ilm-i şerifdir’ ki anun bilmesinden hem dünya hasıl olur ve hem ahiret zira ki geçmiş padişahların ve vüzeranın ne vechle saltanatı ve vezareti sürdüklerin okuyup bilmekte re’y ü tedbir sahibi olup padişahlar katında makbûl olur dünya bu vechle hasıl olur ve hem geçen padişahların ve vüzerânın bu fâni dünyada kalmayup geçdüklerin bilüp dünyaya muhabbet etmez Hakk Tealanın ibadetine meşgûl olur âhiret bu vechle hasıl olur pes ekabire tevarih bilmek lazımdır” 

Kaynak: Serkan Acar - Türkistan ve Uzak Doğu Seyahatnâmesi Deftardar Seyfi Çelebi

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı