İstanbul'un Fethinin İlk İşareti: Anadolu Hisarı

Yahya Kemal Beyatlı 29.06.2015 3673

A

nadolu Hisarı'nda bir gün geçiren insan Türk ruhunu derinden derine öğrenir. Güzelce Hisar, Göksu, Otağ Tepesi... Yalnız bu isimler başlı başına birer resimdirler.

Anadolu zevkinde bir isim olan Güzelce Hisar zaman içinde kaybolmuş, yerine Anadolu'nun kendi ismi gelmiş. Göksu ne kadar hayal meyal bir kelimedir. Otağ Tepesi, bilâkis fütuhat devrinin mücessem bir sahnesi gibi gözleri kamaştırıyor.

Göksu vadisinden Boğaziçi sularına ilk gelen Türklerden ta İstanbul'un fethine kadar bu köy anlı şanlı bir hisardır; kâh Anadolu'dan Rumeli'ye kâh Rumeli'den Anadolu'ya koşan Yıldırım Bâyezid’le onun oğulları, Murad ve Fâtih gibi ve onların arkadaşları olan cengaverler ikide birde, bir kartal kümesi halinde bu kulelere konarlar, bu kulelerden kalkarlar. Fetih senesi bu köy, kahramanlık çağının kemalindedir.

Hicretin 856 senesinin baharında, genç Fatih ikide birde gelir gider. Nihayet o martın yirmi altıncı günü Hisar önünde, Gelibolu'dan gelen Balta Oğlu Süleyman Bey'in donanması, Karadeniz Boğazından taş ve kireç yüklü binlerce gemi ve mavna Hisar önünde demirler; Fatih bütün paşalarıyla, beyleriyle, ağalarıyla, mimar-başılarıyla, işçileriyle karşıya geçer; o gün o kıyıda Boğazkesen Hisarı’nın ilk temel taşlarını kendi koyar, vezirinden son nefere kadar bütün maiyeti ise girişir.

Bizans Kayseri Kostantin Dragazes karşı koymaya kalkışır, lâkin genç Fatih, Varna Meydan Muharebesi sıralarındaki ihaneti hatırlatır, bir taraftan Hisar’ın temelleri üstüne atılmak isteyen Bizans cengâverlerini yeniçeriye püskürtür, bir taraftan da temelleri yükseltir.

Anadolu şehirleri, kasabaları, köyleri harıl harıl levazım gönderirler. Hisar, yüksele yüksele ağustosun yirmi sekizincisi günü, büyük ve küçük kuleleriyle, burçlarıyla, surlarıyla bugünkü harap çerçevesi içinde göründüğü gibi, bembeyaz meydana çıkar. Beş ayda vücuda geldikten sonra beş asır gözümüz önünde duran bu Türk eserini halk, esrarlı bir rakamın zevkiyle kırk günde bitmiş bilir ki kısalığı ifade etmek kasdıyla doğrudur. Evliya Çelebi, bu hisarı, halkın imanlı gözleriyle gördüğü için temin eder ki bu Boğazkesen Hisarı, tepenin sağ kulesinden, kıyının sol duvarına kadar kûfî hatla çizilmiş bir “Mehmed” tir; hem de bu görüşünü Mehmed isminin miminden dalına kadar şen şatır tarif eder.

Hisar bittikten sonra içine toplar yerleşir ve Fîruz Ağa muhafız olarak başında kalır. Fâtih, ilkbahar hazırlıkları için Edirne’ye gider. O ilkbaharda Edirnekapı ile Topkapı arasında görülür.

O sene Anadolu Hisarı’nın son kahramanlık senesiydi. Önce genç rakibi olan karşı hisarın beş ayda göklere yükseldiğini gördü, sonra kışı, tarihin en büyük vak’asını hazırlamakla geçirdi, daha sonra ilkbaharda İstanbul surlarından gelen top uğultularını dinledi. Mayısın yirmi dokuzuncu günü fetih müjdesini aldı, şimdiki İskele Camii’nin yerinden fetih ezanlarını dinledi.

Camiin yanı başındaki iskele kahvesinin ağacı altında otururken kollarını sıvamış birer köşede abdest alan ihtiyarlara baktım ve düşündüm ki fetihten çok evvel böyle Müslüman, böyle Türk, böyle sade olan bu yerde, yine böyle bir kahve, böyle ağaçlar ve böyle bir cami vardı, bu manzaranın o günlerde başka türlü olduğuna ihtimal de verilemez, çünkü mevki tabiatın dar bir çerçevesinde, İstanbul’un muhasarası günlerinde bu küçük meydan tıpkı bu saatte olduğu gibiydi, ihtiyarlar şurada burada abdest alıyorlardı, küçük kızlar çanaklarıyla yoğurt almaya gidiyorlardı, kahvenin ağaçları altında köyün ileri gelenleri konuşuyorlardı.

Benim İstanbul'dan akşam gazetesini beklediğim bu saatte onlar, İstanbul muhasarasının yeni haberlerini bekliyorlardı, sonra yataklarına o haberlerle yatıyorlardı. Ve o elli günlük muhasaranın top uğultularını dinledikten sonra mayısın son sabahı bu camiin minarelerinden fetih ezanlarını işittiler.

Ah o yaz bu Hisar'da kim bilir nasıl geçti? Fakat işte o yazdan sonra Hisar kahramanlık çağını geçilir, artık sayfiye olur, önünden zaman Göksu gibi ağır akar, daima saz sesleri ve arada sırada, şenlik günleri kulelerinden atılan topların uğultusunu duyar.

Bu köy hâlâ fetihten evvel olduğu gibi Müslüman ve Türk yaşıyor; bir kadın, kendinden genç bir kadının kızlığını, gelinliğini, güzelliğini nasıl hatırlarsa İstanbul'un sergüzeştini öyle hatırlıyor…

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı