İstanbul Efendisi

Samiha Ayverdi 20.12.2013 3028

Çelebilikten, terbiye ve nezâketten yana kadim İstanbullular için kullanılan “efendilik” vasfı, burada bambaşka bir mânâda yer almıştır. Bu, Osmanlı İmparatorluğu’nun üç kıt’aya uzayan kollarından devamlı işleyen adâlet çarkını çeviren kadılara ve kadıların peyki olarak adâlet tevziinde hizmeti küçümsenmiyecek olan ihtisap ağalarına verilmiş olan bir ünvandır.

Koskoca devletin uçsuz bucaksız köşelerinde ihtikârı önlemek, ticârî nizâmı sağlıyarak halkın mağdur olmasına mânî olmak kolay işlerden değildir.

Pâdîşâhın, çeşitli vilâyetlerin kadılarına, beylerbeyilerine ve defterdarlarına gönderdiği hükümlerinde daha neler ve neler yoktu ki…

Bir yeniçeri ağasına gönderilen hükümde, belediye işleri ve temizlik hakkında verilen emirler, mezbelelerin kaldırılması ve bunların döküleceği yerin gösterilmesi, "At Meydanı" (Sultanahmed) ve "Bayezit Meydanı" gibi meydanların temiz tutulması, sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesi yolundaki emirler dikkati çekmektedir.

Evkaf Nezâreti’ne yazılan hükümlerde câmi, medrese ve çeşmeler hakkında dikkatli davranılması, câmilerin etrâfını sarmış lüzûmsuz binâların kaldırılması ve câmiye tecâvüz edilmemesi gibi îkazlar yer almaktadır.

Merkezden memleketin her bir köşesine uçarcasına giden bu hükümler, Halep’ten Bağdad’a Şam’dan Sûriye, Lübnan, Filistin ve Mısır’a varırdı. Her gittiği yerde kadılar ve ihtisap ağaları bu devlet emirlerini aldıklarında onu ayakta kabûl ederler, ferman pâdişahımın diyerek onu saygı ile karşılarlardı.

Bu hükümlerin tatbik ve icrâsında narhların konması ve konduktan sonra da halkın zarar görmemesi için tatbik edilmesi hep ihtisap ağalarının vazîfesi cümlesindendi.

Osmanlı devleti harp ekonomisine de çok ehemmiyet vermeğe mecburdu. Kadılarla ihtisap ağalarının vazîfeleri arasında tâlih oyunlarının da yasaklanması vardı. Emek sarf etmeksizin havadan para kazanmak demek olan tâlih oyunlarının bir nevî kumar olduğu mâlûm bulunduğuna göre devlet, piyango ve yarışlar gibi, çalışmadan elde edilen kazançları yasaklamakta idi.

Halkın huzurunu bozacak, engelliyecek hususlara da gene ihtisap ağaları dikkat kesilir ölçü ve tartılara hîle karıştırmamak, kalite düşürmek ve çeşitli yolsuzluklara mânî olmak, fiyat ayarlamak, bozuk eşyâ çıkarılmasının önüne geçmek, arşında endâzede hîle yapanları cezâlandırmak, bulaşıcı hastalıklara karşı dikkatli koruyucu tedbirler aldırmak hep ihtisap ağalarına düşen vazîfelerdendi.

Tasavvuf Terbiyesi

Asırlarca şerîatle el ele yürüyerek kütlenin nabzını tutan ve insanlara sevgi, adâlet ve şefkat duygularından örülmüş kaftanlar giydiren tasavvuf terbiyesi, adâlete gözcülük edecek olanları, bu anlayışa sâhip bulunanlar arasından seçtikleri için ihtisap ağalarının yükü ve mes’ûliyeti çok ağır olurdu.

Bugün de yıllar yılı okuyup diploma alan bir genç elde ettiği bu kâğıt parçası ile mektep ve imtihan yükünün bitmediğini ve bitmeyeceğini de bilerek yetiştiği takdirde, artık hayâtında bir hoca ve dershâne kalmamış olmakla berâber, tâbi olacağı imtihanların bitmediğini ve hayâtının sonuna kadar da devam eyliyeceğini, zîra, hâdiselerin dili ile sınanacağını bilmesi lâzımdır. Bunlar ne gibi imtihanlardır diyecek olursak, meselâ, doğruluğa karşı rüşvet teklîfi ile, îman zırhını delmeğe uğraşan münkirin kandırmacılığı ile ve hayat boyu daha bin türlü imtihanlar karşısına çıkacaktır.

Bunlara vereceğimiz karşılıkla dünyâda hayat mektebindeki imtihanı kazanmayı veyâ kaybetmeyi bilmek gerek.

Eğer bu imtihanlara ne lüzum var? Diyecek olursak, rûhî tekâmülümüz için olduğunu söylemeğe bilmem lüzûm var mı? Bir buğday tânesi sürülüp didiklenmiş tarlada kara, yağmura gögüs vermiyecek olursa başak verir mi? Her bir tânenin bir iken yüz olması ve anbarlarımızın dolması için buğday tânesinin bu çilelere katlanması gerekmez mi?

Eski devir insanlarının tasavvufun eğici ve olgunlaştırıcı terbiye çapası ile ayıklanıp sürülen bir tarla gibi olgunlaştırıldıktan sonra bu terbiye çarkından geçen kimselerin iş başına getirilmesi tercîh olunurdu. İşte, kadıların sağ kolu denmeğe sezâ olan âmme haklarının gören gözü gibi koruyuculuğunu yapan ihtisap ağalarına bu yüzden olacak bir zamanlar “İstanbul efendisi” denmiştir.

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı