İslamiyet'in Türk'e Kattığı Sosyal Hüvviyet

Prof. Dr. Osman Kemal Kayra 12.04.2025 401
İ
slâmiyetle Türkler şu gerçeği irdak etti: Hem cihâd (savaş) hem ticâret hem de îmar. Yâni Türkler büyük devlet olmanın sırrını keşfettiler. Türkler Hunlarla, Göktürklerle ve Uygurlarla büyük devlet değiller miydi? Elbette onlar da büyük hem çok büyük devletlerdi ama sosyal gerçekler onların parantezinde bir devlet statüsünde büyütüyordu. Bilhassa Selçuklu ve Osmanlı sahradan beldeye (kırsaldan şehre) geçince cihan hâkimiyetine ulaştılar. Neydi bu şifre? “Ta’mîr-i bilâd, terfih-i ‘ibâd” (Şehirlerin îmârı, halkın refâhı)
 
Bununla birlikte yürüyen bir de misyonları vardı: Cihâd! Bu tam bir itici güçtü. İlâhî da’veti ve adâleti bütün cihâna yaymak… Bu aksiyonla birlikte Hristiyân ülkeler İslâm’ın eline geçince yollar, köprüler, aş evleri, hamamlar vb. sosyal yapılar devreye giriyor ve görmedikleri ve yaşamadıkları konforu Osmanlı ile görüyorlardı. Dinlerine, inançlarına ve törelerine karışılmıyor, yıkılmış veyâ tamir edilemeyen kiliseleri için bile devletten yardım alıyorlardı. Bu davranışlar ise onları İslâm’a yaklaştırıyordu. 

İç Doğu Avrupa’daki Müslüman topluluklar böyle meydana geldi. Bosna, Arnavutluk, Kosova, Makedonya, Yunanistan, Bulgaristan İslam cemaatleri bunların delîlidir. Cengiz’in, Büyük İskender’in, Hülâgû’nun, Atillâ’nın imparatorlukları neden bu yüceliğini koruyamayıp yıkıldı da Osmanlı niye bu kadar büyüdü? Ve yine Osmanlı neden yıkıldı? 

Onların yıkılmaları, devlet kalamamaları misyon yokluğundandır. Şimdi hemen akla şu soru geliyor: Bu istifham daha ziyâde Osmanlıyı tanıyamayan veyâ ona düşman olanlardan kaynaklanıyor. Osmanlı yıkılmadı, yıktırıldı. Hem de sâdece dış düşmanları ile değil, Genç Osmanlı, Jön Türk ve bilhassa da İttihatçılar eliyle devlet, bu ihâneti yaşadı. 

Çadırdan Süleymâniye ihtişâmına, Yörük dilinden muhteşem Osmanlı-Türkçesi mükemmeliyetine, koşma, güzelleme ve koçaklamalardan armonisi ile şaşırtıcı bir geometriye sâhip olan muhteşem dîvân edebiyâtına, dombralı, kopuzlu, ıklığlı bozkır terennümünden, nevâ-kârlara, sûz-i dilârâlara, sallardan muazzam donanmalara, toylardan Kubbealtı dîvânlarına, hep bu Osmanlı denilen göz alan devlet ulaştı. 

İşte bunlar sosyal gerçekçilikti. Orta Asya’nın bağrından yanardağ gibi fışkıran, kurduğu mükemmel devletleri ile, dili ile, folkloru ile bu milletin her şeyi ile hep gurur duyduk. Büyük devlet biraz da aristokrasi ister ama bu Avrupa’nın ayrıştıran ve sınıf farkına dayalı bölünmüşlükten kaynaklanan aristokrasi değil, Osmanlının soy asâletinden gelen bir ayrıcalıktı. 

Hânedan, kendisiyle gelişen ve binlerce yılın birikimi olan bir kültür ister. İşte Osmanlıya bu gözle bakmayanlar bu gerçeği hiç anlayamayacaklardır. Bu ihtişâm 1699’a kadar hep zirvede kaldı. Bundan sonra psikolojik yıkımlarla, iniş ve çıkışlar başladı. Ama Osmanlı yine Osmanlıydı. Kilometrekarelerce arâzî yine onlarındı. Yine düşmanları dört koldan ve ittifak hâlinde saldırıyorlardı. Bu da şerefimizin bir parçasıydı. Zîrâ arkasından on it ürümeyen kurda kurt denmezdi.




İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı