İslamiyet ve Türkler

Ahmet Zeki Sarıhan 12.04.2013 3010
T
ürklerin Müslümanlığı kabul etmeleri konusunda fikir beyan eden yabancı aydınların söyledikleri:

Alman tarihçi Von Karabacek şöyle der:

"Türklerin İslâm'da ilk tarih sahnesine çıkışları gibi başlangıçta o derece ehemmiyetsiz görünüp de o ka­dar büyük tesirler icra etmiş olan bir tezahür, dünya tarihinde hemen hemen yok gibidir."

Arap Mütefekkiri Cahiz, Abbasilerin en güçlü za­manında Türklerle ilgili şunları ifade eder:

"Vatan sevgisi, bütün insanlara şamil, beşere has bir histir. Fakat bu his, Türkler'de, başka kavimlerdekinden daha fazladır."

Bir başka aydın ve kumandan Kuteybe Bin Müslim de:

"Türkler vatanlarına çok bağlıdır, vatanları için çırpınırlar. Hiçbir zaman vatanlarını unutmazlar. Nere­ye giderlerse gitsinler, vatanlarına bağlıdırlar. Türk'ü diğer milletlere üstün kılan amiller, bu hususiyetleridir ve bunu Türkler çok iyi bilirler" der.

Büyük Rus Tarihçisi Barthold şöyle bir tespitte bulunur:

"Türk kavimlerinin bilhassa X. Asırda başlayan fetihleri, onlarda milli bir gurur uyandırdı. Bu gurur XX. Asırda bile Türkler'in işine yaramıştır."

Rus tarihçi tarihi bir vakayı tespit etti, ancak bizim yerli tarihçiler, aydınlar ve idareciler bu hakikati ısrarla görmemezlikten gelmektedirler.

Türklerin İslâmiyet'le şereflenmeleri diğer milletlerin Müslüman olmaları ile kıyas edilemeyecek kadar farklı­dır ve önemlidir. Bu tespiti yapanlardan biri de, XII. yüzyıl­da yaşamış din adamı ve tarihçi Süryani Mihail'dir.

Mihail: "Türk milleti tek tanrıya inanmakta idi. Arapla­rın da tek Allah'a inanmaları Türklerin İslâm dinini ka­bul etmelerine sebep olmuştur" der.

Din değiştirmenin millet hayatında meydana getirdi­ği değişiklikleri Türk tarihinde açık olarak görebiliriz. Türk­ler, Müslüman olmadan önce gerek Türkistan'da gerekse yayıldıkları diğer ülkelerde Budizm, Manihaizm, Musevilik ve Hıristiyanlık gibi dinleri kabul etmişlerdi. Ancak bu din­leri kabul etmeleri küçük guruplar halinde, kısmi olmuştur. Büyük kitle, kendi Gök-Tanrı dinlerine bağlı kalmışlardı. Türklerin kısmen de olsa kabul ettikleri bu dinlerin ortaya koyduğu nizam, onların töre ve yaşayışlarına uymadığı için kısa zamanda milli benliklerini kaybetmişlerdi. 

Göktürk Hakanı Bilge Kağan, veziri Tonyukuk'tan bir Budist mabe­dinin yapılmasını istediği zaman bilge vezirin ona verdiği cevap çok enteresandır:

"Savaşı ve hayvan eti yemeyi yasaklayan ve mis­kinlik telkin eden bu dinin kabulü Türkler için felaket olur." 

Bu cevap, Türklerdeki yüksek fazilet unsurunu ve dine verdikleri ehemmiyeti bütün açıklığı ile ortaya koymaktadır. Büyük vezir Tonyukuk'un bu veciz sözlerinin bir kehanet olmadığını tarih göstermektedir. Museviliği kabul eden Ha­zarların, Hıristiyanlığı benimsemiş olan Bulgar ve Macarlar'ın bugün için Türklüklerinden bahsedilemez.

Bunlardan daha önemlisi, İslâm dininin ortaya koyduğu nizam ile Türk töre ve yaşayışı birbirine uyduğu ve birbirini tamamladığı için milli varlıklarını devam ettirmişlerdir.

Bu durum açıkça göstermiştir ki, Türk milleti varlı­ğını İslâm dini sayesinde koruyabilmiştir.
 
Kaynak: Yılmaz Öztuna, Büyük Türkiye Tarihi 

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı