İnsan ve Eğitim

Kamran İnan 02.09.2016 6296
resim
"Kamran İnan, seyyid yani Peygamberimizin soyundandır. Bitlis senatör ve milletvekilliği, bakanlık yapmıştır. 2015’te vefat etti."  

D
ünyada en az okuyan, daha da az yazan sayılı toplumlardan biriyiz. Ciddî bir eğitim ve kültür bunalımı ile karşı karşıyayız. Eğitim kuruluşlarımız diploma endüstrisi halinde çalışıyor. 

Öğrenmek, ilim yapmak, çağı yakalamak yok; tek maksat diploma almak, siyasî bir aracı bularak Devlet kadrosuna girmek, üç nesillik problemsiz hayat sigortasına kavuşmak; sistem böyle işliyor ve işin kötüsü kimse bundan rahatsız olmuyor. 

Eskiden Danıştay tembellere sınıf geçirtir, imtihan kazandırırdı; son senelerde bu işi “öğrenci affı” kanunları ile Meclis yapıyor. Dünyada bunun emsali yoktur. Cehalet sel gibi, mikrofonlardan, televizyon ekranlarından, gazete sütunlarından, siyasî beyanlardan, kitap sayfalarından akıyor. 

En kıymetli varlık insandır. Bizim insanımız daha da kıymetlidir. Ancak bu kıymetin çağdaş eğitim kuruluşlarında işlenerek dinamik hale getirilmesi gerekir. Bunda başarılı olamadık. Amerika’da, Avrupa’da okuyan gençlerimiz ön sıralarda; eğitimde, hayatta başarılı oluyorlar. Bunu İsviçre’de okurken yaşadım, Belçika’da çalışırken takip ettiğim işçi çocuklarında gördüm, Amerika’da toplantılarda şahit oldum. 

Çağın çok gerisindeki sakat eğitim sistemimiz neticesi ciddî bir kültür bunalımından geçiyoruz. Dehşet verici cehalet manzaraları sergileniyor. Televizyonlardaki bilgi yarışmaları, paneller, siyasî mülâkatları takip, dışardakilerle mukayese ettiğimde içimden, “Bu kadar cehalet ancak tedrisatla mümkündür.” Diyorum. Ve maalesef öyledir. Taşıma vasıtalarında, bekleme salonlarında, toplu yerlerdeki insanlardan elinde okuyacak bir yayın bulunmayan kimse bizdendir.

Fransa’nın en kalabalık yerleri kitapçı dükkânları, kütüphanelerdir. Bir Fransız senede ortalama 7, -bazıları 40-50- kitap okur. Bizde ömründe 7 kitap okuyanlar sınırlı, ancak yine de çoğunluktadır. Üçten fazla kitap ismini sayabilecek insanımız azdır. Amerika’da yeni bir kitap yarım, bir milyon, Avrupa’da yüz binler basarken bizde iki bin, en çok beş bin basıyor. 

Bir vakitler dünyanın en fakir, açlık çeken memleketi olarak bilinen Hindistan günümüzde Batı dünyasına 300 bin elektronik mühendisi ihraç ediyor. Biz hâlâ ham işçi ihracına çalışıyoruz. Bir toplumun en hayatî meselesi eğitimdir. Türkiye, maalesef, bunun ciddiyetini henüz tam anlamıyla kabullenmiş değildir. 

Japonya’nın önlenemeyen yükselişini araştıran Amerikalılar, temel faktörün eğitim olduğu neticesine vardı. Bunun üzerine Amerika, tarihinin ikinci eğitim reformunu gerçekleştirdi. Almanya, son senelerdeki duraklama ve güç kaybı sebeplerini inceledi, eğitimdeki verim düşüklüğünden kaynaklandığı ortaya çıktı; Almanya halen kendini, eğitim sistemini yargılıyor. Güney Kore’nin yükselişi de eğitimle izah ediliyor. 

Bir milletin en önemli ve güçlü bağı dilidir. Türkçemiz dünyada en çok konuşulan 5 dilden biridir. Bir hazine olan dilimizi de, kendi elimizle tahrip ettik, nerde ise anlaşılmaz hale getirdik. Genç nesiller yeni kelimeler uydurmada adeta yarıştı. Bir ara ideoloji de işe karıştı, geçmişle köprüler atılmak, bağlar kesilmek istendi. Kısmen başarılı da oldular; birbirimizi, eskisi gibi rahat okuyup anlayamıyoruz. 

Televizyon ekranlarında dilimiz her gün kan kaybediyor. Asıl Türkçe, sınırlarımız dışındaki Türklerin Türkçesi; onlar dilimizin koruyucusu. Bir Orta Asya Devlet Başkanı, Ankara ziyareti sırasında, aralarında benim de bulunduğum bir grup Milletvekiline hitap ederken, “Eğer karşılıklı Türkçe konuşamıyorsak bunun kusuru bizim değil, sizin!” dedi; doğru söylüyordu. Dilimiz üzerindeki tahribat, maalesef, devam ediyor. Neleri tahrip etmedik ki!..

Kültür savaşında dayanıklı olduğumuz söylenemez, değer hükümlerimiz alt üst oldu, an’annelerimizi, millî hüviyetimizi koruyamadık; Batı hayranlığının tahrik ettiği taklitçilikte mahir olduğumuzu gösterdik. Geçmişimizden, tarihimizden kaçtık; güvenimizi, iddiamızı kaybettik. Millî harcımız zayıfladı.

Tarihin her döneminde iz bırakmış, büyük olaylara damgasını vurmuş, geçen yüzyılın en önemli reformlarını gerçekleştirmiş bir büyük millet, bu hale neden ve nasıl geldi? Bunun filozoflar, sosyologlar, pedagoglar, psikologlar tarafından araştırılması, ortaya konması lâzım. Ne yazık ki bu araştırmacılara da sahip değili

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı