İçtimai Değişme Üzerine...

S.Ahmet Arvasi 13.07.2016 2878
B
resim

ir cemiyetin "değişmesi" demek, iç ve dış sebeplere bağlı olarak grubun içtimaî, harsî, iktisadi ve siyasi yapısında ve işleyişinde, önemli derecede "yeni durumların" doğması demektir.

Hiç şüphesiz, bir milletin, bütün müessese ve değerlerinin değişmesi, her sahada aynı değildir. Daha önceden de belirttiğimiz üzere, bazı müessese ve değerler, daha "ağır ve zor", bazıları da daha "hızlı ve kolay" değişirler. Öte yandan, bu değişme, "şehirden köye" farklı olduğu gibi, cemiyetin "farklı tabakaları" için de aynı değildir.

"Maddi içtimai değerlerin" mi, yoksa "Manevi içtimai değerlerin" mi, daha ağır ve zor değiştiği hususu, aşağı yukarı, bütün muasır sosyologları meşgûl etmiştir. Tartışmalar, hâlâ devam etmektedir. Biz, bu tartışmalar karşısında, daha temkinli hareket ederek şöyle düşünüyoruz: Bir milletin veya cemiyetin hayatında ve devamında önemli yeri olan müesseseler ve değerler, ister "maddi" olsunlar, ister "manevi" olsunlar, kolay değişmezler. Nitekim din, dil, ahlâk ve töre gibi "manevi değerler" ile vatan, bayrak, tarihî âbideler ve mukaddes yerler gibi "maddi yönü de bulunan değerler" karşısında cemiyetler pek hassastır.

Cemiyetler, bu değerlerin tahribi, zedelenmesi ve hatta ihmali karşısında hemen "muhafazakar" (koruyucu) bir tavır takınırlar. Hemen hemen bütün cemiyetlerde görülen bu haklı tavrı, "irtica" veya "gericilik" biçiminde yorumlayacak bazı kişi ve zümreler çıkabiliyorsa, bunlar, ya cemiyetin işleyişinden habersiz olan "cahillerdir" veya "ard niyetli" kimselerdir. Bunun yanında, hemen belirtmek gerekir ki, cemiyetler, "manevi fikir hareketleri" ve "maddi giyim ve kuşam modaları" karşısında, daha müsamahakâr hareket ederek "sert bir koruyuculuk" tavrı almazlar.

Mamafih, "içtimaî ve harsî değerlerin ve müesseselerin koruyuculuk tavrı", şehirden köye, tabakadan tabakaya göre farklı olabilir. Bazı sosyologlara göre, bu tavır, şehirden köye doğru gittikçe "seçkinlerden halk tabakalarına" doğru inildikçe sertleşmektedir. Böyle düşünen sosyologlara göre, "şehirler delişmen" ve "köyler muhafazakar" olurlar.

Biz, bu noktada belirtelim ki, gerçekten de "köy", bir milletin hayatında "istikrarı" sağlamada önemli vazifeter yaparken, "şehir" cemiyetin "yenileşmesinde" büyük hizmetlere kaynak olur. Zaten, müşahedeler göstermiştir ki, sanayileşmeye paralel olarak köylerde yaşayan nûfüs azalıp "şehirleşme hızı" arttıkça cemiyette "istikrar" bozulur, içtimai kontrol zayıflar ve içtimai normları ihlâl edenler çoğalır. Bu yüzdendir ki, "ziraî cemiyet" yapısından "sinai cemiyet" yapma geçiş dönemlerinde, cemiyette "intibaksız" kişi ve zümrelerin sayısı hayli kabarık olur.

Görülüyor ki, bu "geçiş döneminde", cemiyetler, artık kendi kendilerini "kontrol" edememekte, ister istemez, bu vazife, "devlet babaya" düşmektedir. Bu durumda devlet, ilim ve eğitim yolu ile cemiyeti, rahatsız etmeden, milli ve mukaddes ortak değerlere bağlanarak ve muasır tedbirler alarak "istikrara" kavuşturmak zorundadır.

Devlet, bu vazifeden kaçarsa, yahut "romantik bir özgürlük" kompleksine kendini kaptırırsa, ülke, anarşiye yuvarlanır. Muasır ve milli bir devlet, kendi cemiyetinin "istikrar içinde yenileşmesini" sağlamak zorundadır. Devlet, milli varlığı ve bütünlüğü tehlikeye atmadan, cemiyetin bu "iki temayülünü" de tatmin etmekle mükelleftir. Yani, o, elinde bulundurduğu bütün imkanları kullanarak, basın ve yayın organlarını harekete geçirerek ve her derecedeki okullarını bu hedefe tevcih ederek "cemiyetini, yabancılaştırmadan çağdaşlaştırmalıdır".

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı