Hindistanlı Müslümanların Osmanlı Hilafetine Bağlılığı

Müşir Hüseyin Kıdwai 03.08.2013 3209

Balkan ve Birinci Cihan savaşı sıralarında İslamın ve Osmanlı Hilafetinin geleceği hakkında haklı endişeler duyan ve bir Türk olmadığı halde sırf samimi bir Müslüman sıfatı ile Osmanlı Hilafetini batının emperyalist devletlerine karşı savunan Hindistan’ın Müslüman münevverlerinden Müşir Hüseyin Kıdwai yazdığı “Paris Sulh Konferansı ve Osmanlı’nın Çöküşü” isimli eserinde, Osmanlı Türklerine ve Hilafetine Hindistanlı Müslümanların ne derece güven duyduklarını ve bağlılıklarını dile getiriyor. Osmanlı Hilafetine büyük sevgi ve sempati duyan Hıdwai, “Osmanlı  Devleti Müslümanların vahdet merkezidir” demektedir.

Hüseyin Kıdwai eserinde şunları kaydediyor:


B
alkan Harbinin ortaya çıkması ile bütün Hindistan Müslümanları çıldıracak derecede sinirlenmişlerdi. Üniversitelerdeki talebeler günlerce uykusuz geceler geçirmişler, et yemekten vazgeçerek biriktirdikleri paraları yardım maksadıyla toplamışlar ve ülkenin müdafaası için İstanbul’daki hükümete göndermişlerdi. Müslüman kadınlar ayrıca paraları olmadığından mücevher ve altınlar vermişlerdi. Bunun yanında birçok mitingler tertip edilmiş bu mitinglerde Müslümanların en büyük mütefekkirleri konuşmalarda bulunmuşlardır. Hepsi de Osmanlı Saltanatının eskiden olduğu gibi yine Payitaht olan İstanbul’da kalmasını istemişler ve bu husus üzerinde ısrarla durmuşlardır.

Hindistan’da Muhteşem Bir Gösteri

Bombay’da yayınlanan Times gazetesinin 27 Teşrîn-i Evvel (Ekim) tarihli nüshasından:

Bugün Müslümanlar, bütün Hindistan’da hilafetin devamı için namaz kıldılar ve dua ettiler. Bombay’ın en büyük camiinde namaz kılındıktan sonra umumi bir toplantı yapıldı. Toplantıda Osmanlı Devleti’nin taksimini ve mukaddes beldelerin hilafetten koparılacağı rivayetlerden duyulan endişe ve devleti âliyenin istikbaline dair olan teminatının kabulü dile getirilerek Müslüman teb’anın Halife’ye olan bağlılığının devam etmesi temennileri tekrar edildi.

Bugünkü namaz ve oruca bütün Müslümanlar istisnasız iştirak ettiler. Hem de Bombay’da tek bir Müslüman lokantası açık olmadığı halde… Bu duruma Ramazan günlerinde bile tesadüf edilemez.

İslam Halifesi İçin Dua

Londra’da yayımlanan Muslim Outlook gazetesinin 23 Teşrîn-i Sâni (Kasım) 1919 tarihli nüshasından:

21 Teşrîn-i evvel tarihiyle Hindistan’ın Luknow şehrinde toplanan İslâm konferansı 17 Teşrîn-i Sâni Cuma günü camide bir araya gelmeye karar vermişti. Aynı gün Londra’da bulunan Müslümanlar da camide toplanarak Cuma namazından sonra şu duada bulunmuşlardır:

Ya Rabbi! Peygamber efendimizin halifesi ve senin itaakâr hizmetçin olan Müslüman kardeşimiz, Osmanlı Devleti’nin padişahı ve İslâm Dini’nin koruyucusu, Emîru’l Mü’minîn Mehmed Vahidüddin Han hazretlerini sana emanet ediyoruz. Bu korkunç felaket ve imtihan ânında ona yardım eyle. İslâm halifesi ile saltanatını bizim için muhafaza eyle. İslâmî vahdeti parçalamak, İslâm’a cahiliye âdetlerini sokmak isteyenlerin bütün çalışmalarını boşa çıkar ve kafirlere karşı bize yardım eyle ya Rabbi!

Ey Allahımız! Yanlış yollara saptık, hatamızı anladık. Bizi affeyle. Günahları affedecek ancak sensin ya Rabbi! Affınla kalblerimizi temizle, yollarımızı aydınlat. Ta ki, mazide İslâmî görevini hakkıyla yerine getirmemiş olan bizler gelecekte senin ilahî yardımına kavuşabilelim. Senin yeryüzündeki saltanatın ve İslâm’ın gücü, Osmanlı hanedânının hilafeti etrafında sulh ve güven, hak ve adalet, insânî kardeşlik ve ilerlemenin sığınağı olsun. Yeryüzündeki bütün insanlar için bir nimet olsun ya Rabbi!

Duanın bitiminden sonra muhterem kardeşimiz Marmaduck Pickthall’ün başkanlığı altında bir miting düzenlenmiştir. Başkanlık makamında bulunan Pickthall şu hitabede bulunmuştur:

“Müslümanlar!

Bugün bütün Hindistanlı kardeşlerimiz Osmanlı hilafetinin devam ve muhafazası için ibadet ve dua etmek üzere toplanmayı kararlaştırmışlardır. İslâm hilafeti tehlikede midir? diyeceksiniz. Biz İslâm hilafetinin tehlikede olmamamsını temennî ediyor ve bunun için Allah’a niyaz ediyoruz. Fakat bizi endişeye düşüren hususlar var.

Harb-i Umumî’nin ilk günlerinde İslâm hilafetinin, Hıristiyan devletlerinin mümessilleri tarafından Müslümanlarca kesin olarak tanınmıyacak şahıslara sipariş edildiğine dair hoş olmayan şayialar duyulmuştu. Hıristiyan devletler, din ve insanlıkla ilgisi olmayan ve saldırgan bir özelliğe sahip bulunan milliyetçilik zehiriyle, dünya nüfusunun yarısını yok eden bu müthiş zehirle, İslâm’ı zehirlemek için teşebbüslerde bulunmuşlar ve hâlâ bu teşebbüslere devam etmektedirler.

Hristiyanlar, hilafetin Ehl-i Beyt tarafından devam ettirilmesi ve Peygamberimizin Arap olması sebebiyle onun halifesinin de Arap olması gerektiğini bize kabul ettirmek için uğraştılar. Gerçek şu merkezdedir ki, Peygamberimiz bir saltanat hânedânı bırakmamıştır. O, halifenin tayinini Müslümanların ihtiyârına bıraktı. Bunun için de Müslümanların desteğini, hilafete seçilecek şahsın kuvvetini ve takvâsını şart koştu. Salih amel işleyen bir Habeş kölesinin, Allah rızasına aykırı harekette bulunan bir Kureyş’liden riyaset için daha hayırlı olduğunu söyledi.

Peygamber efendimiz bir Arap milliyetçisi değildi. O, Allah’ın ona peygamberlik verdiği günden beri –millî anlamıyla- bir Arap olmaktan çıktı. Müslümanlar arasında Arap milliyetçiliğini ortadan kaldırarak yerine İslâm kardeşliğini oturttu. Bu sebeple bir Habeş kölesiyle bir Kureyş şerifi eşit idi ve ancak takvâlarıyla yükseliyorlardır.

Hilafet, Allah’ın iradesiyle bir Araptan bir Türk hânedânına geçti. Bugün Osmanlı hânedânının hilafeti bütün Müslümanlarca tanınmış bulunuyor. Müslüman kamuoyunun Avrupa aleyhinde olmadığı şununla sabittir ki, bizim en büyük arzumuz İslâm hilafetinin Avrupa devletleri arasında kalmasıdır. Avrupa’dan tek istediğimiz İslâm hilafetine ve bize tecavüz etmekten vazgeçmesi ve diğer milletlere tanıdığı hukuku bize de tanımasından ibarettir.

Biz, İslâm halifesi için Allah’a yalvarmakla, doğu ile batının selameti için çalışmış bulunuyoruz.”

Miting tarafından alınan kararların derhal Londra İslâm Cemaati adıyla İngiliz Başvekili’ne tebliğ edilmesi ve Müslümanların halifesi olan Mehmed Vahidüddin Han’a da bir telgrafla bildirilmesi hükme bağlanmıştır.

Halife hazretlerine çekilen telgraf:

Bugün Londra’da muhtelif milletlere mensup sünnî ve şii Müslümanlardan müteşekkil İslâm Kongresi zât-ı âlînize duada bulunmuştur. Kongre, hilafetinize sarsılmaz bağlılıklarını arzeder.

Mitingde şu kararları almıştır:

I- Osmanlı Padişahı asırlardır İslâm dünyasının halifesi, mukaddes beldelerin muhafızı ve İslâm’ın şerefinin müdafii olarak tanınmıştır. Bugünkü Osmanlı Padişahı İslâm dünyasına karşı, seleflerinin sahip olduğu mevkiin aynısına sahip bulunmaktadır.

II- Miting İslâm halifesinin mutlak surette müstakil olmasının gerekli olduğunu ilan eder. Ayrıca gayr-i Müslim devletler tarafından hilafetin siyasî istiklali ve Osmanlı saltanatının varlığı aleyhinde meydana gelen teşebbüsleri protesto eder.

III- Miting harb esnasında ortaya çıkan hataları düzeltmeye çalışan, her türlü meşrû vasıtayla Avrupalı devletler, Hıristiyan milletler ve hatta Yunanlılar ve Ermeniler tarafından İslâm diyarına yapılan tecavüzlere karşı koymak için çalışan Osmanlı vatanseverleri aleyhinde Avrupa basınının seviyesiz neşriyatını ağır bir dille protesto eder.” 

Kaynak: Müşir Hüseyin Kıdwai -Paris Sulh Konfereransı ve Osmanlı'nın Çöküşü-

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı