Hindistan'da Bir Osmanlı Amirali:"Seydî-Ali Reis"

Seydî - Ali Reis 25.03.2010 4969

O
nbeşinci asır..."Türk Asrı!" Batıda Osmanlı, doğuda Babür Devleti hüküm sürüyor. Batıda padişah Kanuni Sultan Süleyman, doğuda Babür’ün oğlu Hümayun Şah...

Osmanlı Devleti’nin en büyük amirallerinden biri olan  Seydî-Ali Reis, Portekizlerle savaştıktan sonra Umman Denizi’nden Hint Okyanusu’na açılıyor. Burada şiddetli bir kasırgaya yakalanan filo pek çok kayıp vererek Hindistan’a varıyor. Ancak kadırgalarının çoğunu kaybeden Seydî-Ali Reis deniz yoluyla yurda dönemeyeceğini anladığı için seyahatine karadan devam etmeye karar veriyor. Hindistan, Türkistan, İran üzerinden İstanbul’a selametle dönen Seydî-Ali Reis’e, başta Hindistan olmak üzere geçtiği yerlerdeki devlet adamları büyük sevgi ve ilgi gösteriyorlar. Aşağıda Seydî-Ali Reis’in  Hindistan’daki hâtıralarından bir bölümünü sunuyoruz.
    ________

…Sultanpur yoluyla Fîrûzşâh’a geldim. Lâhûr - Delhi yolunu 20 günde aldım. Zilkaade ayı sonunda Delhi'ye vardım. Delhi eskiden beri Hindistan'ın taht şehriydi. Ancak Hümâyûn Şah ve babası Bâbur Şah çok defa daha güneyde Agra şehrinde oturuyorlardı. Ben geldiğimde Hümâyûn Padişah, Delhi'deydi. Gelişim derhal kendisine bildirilmiş. Büyük bir merasimle karşılandım. Böyle bir şeyi ümid etmiyordum. Hümâyûn Şah, beni Sultan Süleyman Han Hazretleri'nin elçisi addediyordu. Binlerce asker, 400 fil, birçok mirza ve emîr, başta sadrâzam olmak üzere beni karşıladılar. Altıma süslü bir at çekip sırtıma üstüste iki hıl'at geçirdiler. O akşam Sadrâzam'ın büyük ziyafetinde bulundum. Bir çok hediyeler aldım.

Hümâyûn Şâh’ın  Huzûrunda

Birkaç gün sonra Hümâyûn Şâh’ın  huzuruna çıktım. Hümâyûn Padişah beni uzun müddet alıkoydu. Kendisine Çağatay Türkçesi ile yazdığım 3 beyitli bir tarih kıt'ası ile beşer beyitli iki gazel sundum. Kendisi de şairdi. Gayetle hazzetti. Seyahat için ruhsat talep ettim. Rıza göstermedi. Hârçe pergenesinin gelirini bana tahsis etti. Levendlerimden her birine yılda 100.000 akça gelirli tımarlar verdi. Bu ihsanları kabul etmeye mecbur oldum. Hiç olmazsa bir yıl kalmaklığım için o kadar ısrar etti ki, reddedemezdim.
Dedim ki:

-Saâdetlü Padişahın emr-i şerifi ile deryaya çıkıp küffâr-ı hâksâr ile ceng edip ve tûfân ve diyâr-ı Hind'e düşüp benim der-i devlete varmam lâzımdır ki, küffâr-ı hâksârın ahvâli Devletlû Padişah'a malûm olsun.

Hümâyûn Şah:
-Padişah Hazretlerine elçi irsal edip senin özrün arz olunur. Bir yıl dahi bunda bizimle ol! Zaten üç ay yağmur vaktidir. Yollar geçilmek mümkün değildir.

Öyle oldu. Delhi'de kaldım.

Padişahla edebî ve ilmî bir çok mübahasede bulundum. Riyaziye ve heyete de meraklıydı. Bu mevzularda görüştük. Bir çok şiir söyledim. Sind'den getirdiğim nâmeleri sundum. Ora ahvali hakkında şifahen de malûmat arzettim. Ayrıca şahsen, Sind'in bir kısmını elinde tutan Mahmud Bey Kökeltaş'tan iltifatını esirgememesini rica ettim. Hümâyûn Şah, Mahmud Bey'in valiliğini tanıdığına dair perçe vurulmuş bir nâme gönderdi. Gerek Mahmud Bey'den, gerek veziri Molla Yârî'den aldığım teşekkür mektuplarından, tavassutumun çok makbule geçmiş olduğunu anladım .

İkinci  Ali Şir Nevâî

Hümâyûn Şâh'a Çağatayca yazılmış bir gazel daha sundum. Bana “İkinci Mîr Ali Şîr Nevâî” diye hitap buyurup iltifatlar eyledi. Bunun üzerine iki gazel daha sundum . Hep “Kâtibî” mahlasını kullanıyordum. Az zamanda şair olduğum duyuldu. Bir kât daha itibar kazandım. Devletin büyükleri davet eder, ziyaretime gelirlerdi. Hümâyûn Şâh'ın yakınlarından Abdurrahman Bey adlı şair bir genç vardı. Onunla karşılıklı şiir söylerdik. Bu münasebetle iki Çağatayca gazel daha yazdım.

Hindistan mı Büyüktür, Vilayet-i Rûm mu?

 Hümâyûn Şâh ile görüşmediğim hiç bir gün yoktu. Bir gün Şah çetin bir sual sordu:

-Hindistan mı büyüktür Vilayet-i Rûm mu?
-Padişahım, “Rûm” dan maksat yalnız Anadolu ise, Hindistan çok büyüktür. Amma maksadınız “Sultan-ı Rum”olan Süleyman Han Hazretleri'nin bütün ülkeleri ise, Hindistan bu ülkelerin onda birinden küçüktür. Maksadım padişahıma tâbi olan cümle memleketlerdir. Padişahıma ait olan ülkelere hiç bir devirde hiç bir hükümdar sahip olmamıştır.

Yedi İklimin Sultanı
 
-Padişahının yedi iklimde de toprakları var mıdır?
-Belî (evet) sultanım, vardır. Birinci iklimden Yemen'e,  ikinciden Mekke'ye üçüncüden Mısır'a, dördüncüden Haleb'e beşinciden İstanbul'a, altıncıdan Kırım'a yedinciden Budin'e, hâkimdir. Yedi iklimin her birinde padişahımın beyleri ve kadıları vardır. Mekke ve Medine Sultanı sıfatıyla padişahımın adı hâkimiyeti altında bulunmayan memleketlerde bile hutbelerde anılır. Çin müslümanları cuma namazı hutbesini Sultan Süleyman'ın adına okurlar. Çin Fağfuru bile, cihanın en büyük hükümdarının Sultan Süleyman olduğunu bilir.
-Kırım ülkesi Sultan Süleyman'ın mıdır?
-Belî padişahım, O'nundur. Kırım Hanı'na saltanatı saâdetlü padişah verir.
-Kırım Hanı'nı hutbe sahibi hükümdar diye bilirdim.
-Padişahım Sultan Süleyman’ın Kırım Hanı gibi Sahib-i Hutbe ve Sahib-i sikke nice hükümdar kulları vardır. 
 Hümayun Şah, padişahımı beğendi ve Sultan Süleyman'a dualar etti.

Kaynak: Hayat Tarih Mecmuası

İlgili Makaleler

Kültürümüz
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
A
nadolu’nun İslamlaşması ve Türkleşmesi; Rumeli’nin fethinde Horasan alperenlerinin, dervişlerinin çok mühim bir rolü vardı. Bu şahsiyetlerden biri de Sarı Saltuk idi. 15. asrın sonunda kaleme alınan “Saltuknâme” destanı, onun hayatının mükemmel bir menkıbesidir. “Saltuknâme” üzerinde yurt içi ve yurt dışında araştırma…
Horasan erenlerinden Sarı Saltuk
Kültürümüz
Türkler, Coğrafyada da Öncü İdi
B
üyük milletler büyük insan yetiştirirler. Askerliğin üstadı, ilmin ve sanatın âşığı olan asil ve soylu milletimiz, diğer ilim dallarında olduğu gibi, mekân bilgisi dediğimiz Coğrafya alanında da, milletler arası şöhretler yetiştirmiştir. Bunların başında, Türk coğrafyacılarının pîri diyebileceğimiz Pîrî Reis, Seydi Al…
Kültürümüz
Sarıkamış Cephesinden İki Hatıra
B
irinci Dünya Harbi Sarıkamış cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök’ün hatıralarından iki bölümü aşağıda sunuyoruz: 



Anadolu Kadınının Aşkı ve Cesareti 

… 

Birkaç gün sonra idi ki ileri hareket emri verildi. Bu emir iksir gibi askerler ile subayları etkiledi. Sabırsızlıkla sabahı beklediler. İleri hareketten…
Kültürümüz
Sultan 2.Abdülhamid Han Zamanında Subayların Maaşı
1. Dünya Harbi Doğu cephesi komutanlarından Tuğgeneral Ziya Yergök, hâtıralarında, Sultan 2. Abdülhamid Han zamanında subaylara verilen maaş ve erzak hakkında da şunları kaydediyor:

****

M
eşrutiyet'ten önce bir yüzbaşı dört altın lira maaş ve dört nefer erzakı alırdı. Ki dört nefer erzakı da aşağı yukarı iki altın…
Kültürümüz
Türklerin Cihan Hakimiyeti Mücadelesi
H
azreti Muhammed'in tebliğleriyle yayılan İslamiyet, dünyaya yeni bir düzen getirdi. Abbasi Devleti kurulduktan sonra Türkler, İslam'ın yeni askerleri oldular. Abbasi Halifesi Mutasım, Türkler için Samarra şehrini inşa ettirdi. Artık Türkler, Ortadoğu'nun önemli aktörleriydiler.

Tarihi Kırılma Noktası

Türklerin Müslüman…
Kültürümüz
Singapur'da Bir Osmanlı Hayranı
S
ibiryalı Türk Seyyah Abdürreşid İbrahim, Asya - Singapur'a yaptığı seyahatlerine dair hâtıralarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 

 --- 

 Burada bulundukça birçok yerlere gittim. Pek çok adamla görüşerek tanıştım. Singapur’da yirmi kadar mescit olup, bunlardan beş büyüğü meşhurdur. Bu mescitlere…
Kültürümüz
Sibiryalı İki Hayırsever
Sibiryalı Türk Seyyah Abdürreşit İbrahim, Asya'da yaptığı seyahatlerine dair intibalarını kaleme aldığı Âlem-i İslam kitabında şöyle diyor: 


B
en İrkotski’de bulundukça misafiri olduğum dostum Şeyhullah Efendi ve büyük biraderi Zahidullah Efendiler hakkında biraz malumat vereceğim.

Hüda-yi nâbit bu iki kahramanın pederle…
Sibiryalı İki Hayırsever
Kültürümüz
Türk Kanı Çekiyor

Meşhur Türk seyyahı Abdürreşid İbrahim, seyahati esnasında trende karşılaştığı bir Tatar hanımla aralarında geçen konuşmayı şöyle naklediyor:
 
Tomski'den Ayrılış

B
en Tomski’de üç hafta kadar misafir olduktan sonra dostlara veda etmek üzere karar vermiştim. O gün dostum Zâkir Efendi de Omski'ye döneceğinden, Tayga…
Türk Kanı Çekiyor
Kültürümüz
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
S
amimi bir Türk dostu olan Claude Farrére (1876-1957), dünyaca tanınmış Fransız romancı ve hikâyecidir. Hayata deniz subayı olarak başladı ama 1919’da ordudan ayrılıp kendini tamamen edebiyata verdi. Doğu ülkelerine birçok seyahat yapan Farrére, 1902’de ilk defa İstanbul’a geldi. Gördükleri karşısında Türkiye’ye ve…
Türk Dostu Fransız’dan Kayıp Kültürümüze Dair Tespitler
Kültürümüz
İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
B

u yıl İstanbul fethinin 572. yıllını kutladık. İstanbul’un Türkler tarafından fethinin Türk-İslâm ve dünya tarihinde çok mühim yeri vardır. İstanbul 29 Mayıs 1453 günü 53 günlük bir muhasaradan sonra Fatih Sultan Mehmed Han tarafından fethedildi ve Orta Çağ kapandı.

Venedik devletinde asilzâde bir ailenin oğlu…

İstanbul’un Fethini Gören Bir Venediklinin Günlüğü
Kültürümüz
Türkler ve Devlet
T
ürkler ayak bastığı toprağı geçici emânet olarak değil, aslî mülk olarak görüp orada hemen bir devlet kurmuşlardır. Dünyâ bir zamanlar Türk sancaklarının dalgalandığı büyük bir Turan ülkesiydi. Bu Turan ülkesinde Türkler irili ufaklı devletler dışında 16 büyük devlet kurmuşlardır. 
 
Devlet kurmak zor, büyük olmak daha…
Türkler ve Devlet
Kültürümüz
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı
Ş

unu açıkça belirtelim ki Genç Osmanlı ve Jön Türklerde bile devletin yıkılması söz konusu hiç olmamıştır. Masonik İttihâd ve Terakkî Fırkası ve Siyonist ittifâk Osmanlının yıkılmasını gündeme getirdi. Abdülazîz ve II. Abdülhamîd’de de devletin yıkılacağı endîşesi yoktu. Biz İttihâdcıların basîretsizce ve câhilce I.…
Bin Yıllık Bir Mâzi Yıkıldı